Kendini bilmeyene ders vermek hep bize mi düşecek?                    

Kendini bilmeyene ders vermek hep bize mi düşecek?                    

21.03.2018

Dünyada gündem değiştirmek görevini Allah Türklere vermiş galiba. Anadolu’ya ayak bastıktan sonra, gerek İslam dünyasında, gerek bulunduğu coğrafyada ve hatta üç kıta üzerinde İmparatorluk kuran ve devletler, İmparatorlukları tarihin derinliklerine iten Türkler tek bir devletle değil, Dünyayı kendi çiftlikleri zannedenlere, onların düşündüğü gibi olmadığını bir kere daha gösterdi. Selçukluların uç beyi olarak Anadolu’ya ayak bastıktan […]

Dünyada gündem değiştirmek görevini Allah Türklere vermiş galiba. Anadolu’ya ayak bastıktan sonra, gerek İslam dünyasında, gerek bulunduğu coğrafyada ve hatta üç kıta üzerinde İmparatorluk kuran ve devletler, İmparatorlukları tarihin derinliklerine iten Türkler tek bir devletle değil, Dünyayı kendi çiftlikleri zannedenlere, onların düşündüğü gibi olmadığını bir kere daha gösterdi.

Selçukluların uç beyi olarak Anadolu’ya ayak bastıktan sonra, Bizanslıların baskısında bunalan kardeşlerine can suyu vermekle kalmayıp, büyük imparatorluğunun temelini atıp İstanbul’u alarak bir çığır açtı. Dört kıtaya hükmedip halifeliği getirerek İslam’ın yok olmasını önleyip başka bir çığır açtı.

Osmanlının zayıf düşmesini fırsat bilen Haçlı taifesini Çanakkale sularına gömerek haçlılara unutamayacakları bir ders verdi. Kuyruk acısını unutamayan, güya kendilerini medeniyet bekçisi sananlara yine son dersini verdi.

Türk ordusu Suriye’nin küçük bir kentinde, çapulcu alayı terör örgütüyle değil, dünyanın sömürgeci ülkeleriyle mücadele etti ve altı senedir, yer altı ve yer üstü sığınaklar inşa ederek ve buralara kimse giremez dedikleri bölgeyi çok kısa bir sürede hallaç pamuğuna çevirerek, kim olduğunu ve bu işlerin nasıl yapıldığını adeta bir askeri ders niteliğinde ve tek bir sivil öldürmeden, gösterdiği hedefe ulaştı.

Bu başarı elbette küçümsenecek bir başarı değildir. Fakat Çanakkale Savaşlarıyla kıyaslanamaz.

Bir defa Çanakkale’de Dünyanın çok güçlü devletleri vardı. Telafer’de devşirme ve kiralık bir terör örgütü vardı. Uyuşturucudan kadın ticaretine, hırsızlık, vurgun, adam kaçakçılığı yani aklınıza yasal olmayan dünya üzerinde ne kadar pislik varsa hepsine, kendilerini kullanan devletlerin silah ticareti de dâhil olmak üzere uluslararası kiralık sayısız şaibelere bulaşmış bir terör şirketi. Bu devletlerin askerleri, sömürge ülkelerinde topladıkları ve kimin ve ne için savaştıklarını bilmeyen adeta esir guruplarıydı.

Suriye ve Afrin olaylarında, kendilerini dünyanın jandarması olarak gören ve çıkarları uğruna hemen hemen her gün yeni bir örgüt kurarak ve son model silahlarla destekleyen ülkelere, “ben istemediğim veya benim içinde bulunmadığım bir yapılanma, hayalden öte gidemez” diyen Türkiye’yi yine göreve çağırdı ve de dersini yine aldı.

Milyonlarca para akıtarak ve son model silahlarla donattığı guruplar, donunu bile giyemeden ağalarının kucağına düştü. Bu gibi girişimlerinin sonu olacak hayaline kapılmamak gerekir. Bunlar yine boş durmayıp yine başka isim altında değişik örgütleri Türkiye’ye karşı kışkırtılacaklar. Aldıkları bu ders umarım ki kendi varlıklarının sonu olur.

Amerika elbette bir gün terör ağalarına “Benim verdiğim vergilerle milyarları akıttığın ve benim kara gücüm dediğin çapulcular nerede?” diye sorar. İnşallah bunu da görürüz.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilerim.

Ne yapalım kan akıtmayınca da kimse birilerine yurt vermiyor.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .