KANDIRILIYORSUNUZ KARDEŞ

KANDIRILIYORSUNUZ KARDEŞ

16.01.2016

Evet. Kandırılıyorsunuz. Adım gibi eminim. Yok parti meclisi azaltılacakmış, yok gençleştirilecekmiş, yeni kadroymuş  da… ” yav yazmayayım diyorum” da durulmuyor. Değerli dostuma verdiğim sözü yıllar sonra bozmak zorundayım. Kusura bakmasın. Nasıl milletin gözünün içine baka baka insanlar kandırılır. Nasıl basın mensupları  o  malum kanallarda milletin gözünün içine baka baka gerçekleri çarpıtır. Bu gün, ana muhalefet […]

Evet.

Kandırılıyorsunuz.

Adım gibi eminim.

Yok parti meclisi azaltılacakmış, yok gençleştirilecekmiş, yeni kadroymuş  da… ” yav yazmayayım diyorum” da durulmuyor.

Değerli dostuma verdiğim sözü yıllar sonra bozmak zorundayım. Kusura bakmasın.

Nasıl milletin gözünün içine baka baka insanlar kandırılır. Nasıl basın mensupları  o  malum kanallarda milletin gözünün içine baka baka gerçekleri çarpıtır.

Bu gün, ana muhalefet partisinin bilmem kaçıncı olağan kurultayının  bir gece öncesi,  hiddetle televizyonun haberler bölümünden kalktım. Ve de bu yazıyı yazmak zorunda hissettim kendimi.

Şöyle bir soru sormak lazım:

-Arkadaş sen yüzde yirmibeşten mutlu musun, değil misin?

Mutluysan zaten bir problem yok. Devam et.  “Allah yol açıklığı versin.”

Eğer mutlu değilsen, niye soru sormuyorsun? Niye gerçekleri göz ardı ediyorsun?

Bu gerçekleri söylediğin zaman bazı engel klişeleşmiş laflar var.

Birincisi: Sorunları yazarsın, eleştirini kimseye laf atmadan bir düzey içinde yaparsın “yav sorunlar parti içinde tartışılır kol kırılır yen içinde, dışarıda bu konuları tartışanlar birinci derecede haindirler ” derler.Bu birinci ve önemli  argüman

Sonra “yav seçimlere üç sene kalmış bu lafları söylemek partiyi bölmek partiyi parçalamak anlamındadır şimdi zamanımıdır?”derler. Bu argüman seçimlere kadar devam eder gider.

Daha sonra, “olur olmaz zamanda parti eleştirilmez, parti içi seçimlerinin olduğu bir zamanda, değişimin gerçekleştirileceği zamanda, tam da iktidara yürüdüğümüz zamanda sen bunları aleni yazıyorsan sen hainsin”

Ya da “bunlar aleni tartışılmaz parti içinde tartışılır, karar alınır sonra ses kesilir.”

Parti içi demokrasi var ya. “Demokratik disiplin” anlayışı var ya.

Sonra imam gene bildiğini okur.

Uzatılabilir gider bu söylemler.

“Ön seçim demokratik değil” dersin vay diyen sen misin ” bla bla “sözler uçuşur etrafta.

“Üyeler hakim kontrolünde yeniden yazılsın ve kontrolü hakim denetimine girsin” dersin gene bir yafta anında yapıştırılır anlına.

Ve işte böyle böyle, esaslı bir eleştiri getirmediğiniz/getiremediğiniz diğer bir parti karşısında, dört dörtlük bir örgüt yapısı kuramadığınız için, kendi örgütünü sürekli pekiştiren ve geliştiren bir parti sürekli sizin sırtınızı yere getirir. Mağlubiyetten bir türlü kurtulamazsınız,

Ha bir de genel başkanlığa aday olanlar var.

İnternette kendisi için sayfa açılanlar, bir zamanlar” Kudret” karşısında el  pençe divan duranlar, yukarılarda temsil olanağı bulanlar, oyun dışına atıldığını  anladığı zaman “adayım” diyenler var.

Lafazanlar var, iş dünyasının adamları var.

Haydi;

Hodri meydan.

Rakibiniz size  açık açık “buyrun karşıma geçin” diyor. “Buyrun eşit şartlarda mücadele edelim” diyor

Neden suspus oldunuz?

Neden geri adım attınız?

% 5 oy oranına sahip o zamanın CHP genel başkanı olan Baykal, iktidar ortağı olan  koskoca bir SHP’ye nasıl kafa  tuttu.

Tarihe bir bakınız.

Yakın tarihinizi bir okuyunuz.

Bunların önemli bir kısmına ben şahidim. Ankara’da Atatürk Spor Salonu da şahittir. O zamanlar Baykal’a aleni küfredenlerin bir süre sonra nasıl “öz Baykalcıdan çok Baykalcı kesildiğine” de şahidim.

Ama, lider budur. Çıkar sonucuna katlanır.

Kaç kurultayda sırt üstü düştü.

Yılmadı devam etti, liderliğini gösterdi.

İyi oldu, kötü oldu.

Anlatmak istediğim bu konu başka.

Sonra “Pensilvanya’nın bu işte dahli yoktur” deme garabetini gösterdi. İşin açığı elbette ortaya çıkacak. Çıkması lazım. Öyle olmalı ki;  şimdi yaşadıklarımız da açıklığa kavuşmalı.

Bizler görür müyüz? Bilmiyorum. İnşallah görürüz. Elimiz kalem tutuyorsa, birkaç kelime de o zaman yazarız.

Benim  söz etmek istediğim  bu anlamda şu.

Doğru yanlış tartışmıyorum bir mücadele içindeki tavrı ortaya koyuyorum.

Şimdi noldu?

Fıss… söndünüz.

Birinci  aktör konuşur:

– Efendim bir dahaki sefere güç toplamak için.

Ya hatipe ne oldu?

O daha kötü… Hiç ses yok.

Zamanında el pençe divan durmanın bedeli bunlar. Lidercikler. Lider olma oyunu oynayanlar.

Ne demiş büyük lider, ulu önder, şu anki varlığımızı, dirliğimizi onun eşsiz gelecek anlayışına bağlı olduğumuz ulu insan: “İdare-i maslahatçılar esaslı devrim yapamazlar”

Ne büyük söz.

Belki iyi de oldu. Belki  kaybolacak on yıllar böylece de önlenmiş oldu.

Yerel basında bir genç arkadaş cesaretli bir makale yazmış. Okudum.

Ona başarılar dilerim.

Yineliyorum.

Kandırılıyorsunuz.

Ve bu da, en çok bir başka partinin işine geliyor.

(Bu yazı …… inci kurultaydan bir gece önce yazılmıştır.

15,01.2016

 



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .