İNSAN KUŞ MU OLMALIYDI?

İNSAN KUŞ MU OLMALIYDI?

09.01.2019

Kuşların yiyebilmesi için; hemen her gün, mutfak penceremin önüne bayatlamış ekmekleri ufalayıp bırakırım. Ekmeklerin bitmediğini gördüğümde, belki ekmek yemiyorlardı diye, sonradan bulgur da bırakmaya başladım. Kırşehir’de kuşların, güzel havalarda bıraktığım yiyeceklerle yeterince ilgilenmediklerini düşünürken, karlı ve soğuk olan bu günlerde de ilgilenmiyorlardı. Neredeyse her gün, penceremin önüne vazgeçmeksizin koyduğum yiyecekler bitmiyor, büyük bir kısmı kalıyordu. […]

Kuşların yiyebilmesi için; hemen her gün, mutfak penceremin önüne bayatlamış ekmekleri ufalayıp bırakırım. Ekmeklerin bitmediğini gördüğümde, belki ekmek yemiyorlardı diye, sonradan bulgur da bırakmaya başladım.
Kırşehir’de kuşların, güzel havalarda bıraktığım yiyeceklerle yeterince ilgilenmediklerini düşünürken, karlı ve soğuk olan bu günlerde de ilgilenmiyorlardı. Neredeyse her gün, penceremin önüne vazgeçmeksizin koyduğum yiyecekler bitmiyor, büyük bir kısmı kalıyordu.
Bir gün, yine penceremin önüne yiyecek koymuş ama tesadüfen perdeyi çekmemiştim. Bir de baktım ki, o gün koyduğum yiyeceklere ilk kez abanan karga grubu, beni görünce kaçtılar. Evin içinde bir süre oyalandıktan sonra tekrar mutfağa girdiğimde, bu kez serçelerin bıraktığım kırıntıları yediğini gördüm. Onlarda, tıpkı kargalar gibi beni gördükleri anda kaçıyorlardı. O günden itibaren mutfak penceremin önüne her yiyecek koyduğumda, perdeyi kapamadım. Çünkü pencere açık kaldığında da, sinekliği kaldırdığımda da gelmiyorlardı. Mutfağa girdiğimde kuşlar gelmişse eğer, olduğum yerde kalıyor, ürküp kaçmasınlar diye nefesimi dahi tutuyordum.
Yaşadığım bu olay, beni, karlı soğuk havalarda doğada yiyecek bulmaları çok zor olan kuşların bile yiyecekten önce güvende olduklarını bilmeye ihtiyaç duydukları konusunda düşündürdü.
Oysa, insanların temel ihtiyaçlarının başında; fizyolojik, yani yemek, içmek, uyku, nefes almak gibi hayatta kalmak için en temel basamak iken, sonra güvenlik geliyordu. Kuşlarda ise önce güvenlik, sonra yeme, içmekti. Aslında insan öncelikle “aç kalmak öldürür” öngörüsünün hakim olduğu için güvenliğini ipotek altına aldırdığı sanılır. Oysa canınıza direkt olarak kast edilirse de, yaşamanız olanaksızlaşır. Belki açlık zamanla, güvensiz bir ortam ise, sizi o anda öldürür.
Teslim olduğunuzda ise, umudunuz ve sizi siz yapan her şey zaten ölmüştür.
Öyleyse kuşlar bizden daha mı zeki ya da kişilikliydi. Yani bir kuş kuş gibi, balık balık gibi, sırtlan sırtlan gibi, aslan aslan gibi davranır. İnsanlarsa kişilik özelliklerine göre; kimileri, aslana, kediye, eşeğe, kartala, koyuna, kurda, horoza, tilkiye, köpeğe… benzetilir. Bir insanın, insani özelliklerinin yine insana benzetilerek cisim bulması neredeyse yok gibidir.
İnsan elbette içine doğduğu kültüre göre şekillenir.
Yiyecekler, başka yiyeceklerle karıştırılarak terbiye edilirken, hayvanlar şartlı refleksle; insanlar ise gücün önünde eğdirilerek, ölümden, tasarlanan yada mevcut sisteme göre istenilen davranışlar göstermesi için eğitilerek, korkutulup sindirilerek, en kötüsü açlıkla terbiye edilir.
Kuşlar, izlediğim kadarıyla önce güvenlik, sonra karnımı doyururum diyor. Yine de kuşlar şanslı, çünkü onların kanatları var ve her şeye özgürce, yukarıdan bakarak kendilerini hayatta tutabilecekleri şeyleri net olarak görebiliyorlar.
İnsanların bütün canlılardan üstün kılan akıl olsa da; ancak o akıl, sadece bakış açısının göre-bildikleriyle ve görmesi istenen şeylerle sınırlı değil midir?
İnsan kuş mu, kuş insan mı olmalıydı?
İnsanoğlu da, kuş misali değil miydi?
Bir vardı, bir yoktu.

Gülperi Kılıç
Gülperi Kılıç

Latest posts by Gülperi Kılıç (see all)



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .