İktidarınızı, zulmünüzü “Allah kabul etmesin”

İktidarınızı, zulmünüzü “Allah kabul etmesin”

03.09.2015

Beni vicdana ve son nefesime kadar adam kalmaya yormuş, doyurmuş, yetiştirmiş şehir; toprağında, taşında, o bozkır coğrafyasında Ahi Evran’ı, Aşık Paşa’yı, Yunus Emre’yi, aşkın büyük ustası Neşet Ertaş’ı okuduğum şehir, Kırşehir. Bir gör, bir dinle hele, merkezinden bütün Anadolu’ya yayılan cinayet seslerini, sömürüleri ve acılı Anadolu Halkı’nın iniltilerini. Gör kendi bağrından Anadolu’ya ne çok zalim […]

Beni vicdana ve son nefesime kadar adam kalmaya yormuş, doyurmuş, yetiştirmiş şehir; toprağında, taşında, o bozkır coğrafyasında Ahi Evran’ı, Aşık Paşa’yı, Yunus Emre’yi, aşkın büyük ustası Neşet Ertaş’ı okuduğum şehir, Kırşehir.
Bir gör, bir dinle hele, merkezinden bütün Anadolu’ya yayılan cinayet seslerini, sömürüleri ve acılı Anadolu Halkı’nın iniltilerini.
Gör kendi bağrından Anadolu’ya ne çok zalim ve zulüm işçisi onursuz insanlar yetiştirdiğini…
Siirt’te şehit olan Erzurumlu Şehit Er Recep Beycur’un cenaze töreninde, vicdanına, aklına ve ruhuna sığmayan şehir yakını Kazım İpek haklı bir tüfek gibi haykıran isyanının doruğundaydı. Şehit Er Beycur’un naaşını gördüğünde haykıran İpek, sağ eli havada, kan çanağı gözleri ve kederli alın çizgileriyle haykırıyordu. Cumhurbaşkanı’na sitem ediyordu.
Ve çok geçmeden, Kazım İpek Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle adliyeye sevk edilerek, cezaevine gönderildi…
Ne zemheri bir tablo, ne içinden çıkılmaz ve ne çaresiz bir Anadolu. Aslında bir çok insanın bir çok şeyi çok da iyi bilmediği. Aldanan, aldatılan ve aldatanlar üçgeninde müthiş bir boğulma. Oysa yalnızca Cumhurbaşkanı mı kardeşi kardeşe kırdıran diye sormak istedim, Kazım İpek’e ve sizlere.
Bu ülkede oynanan oyunların başlangıç oyunları elbette yalnızca şimdiki iktidar, başbakan, cumhurbaşkanı ve muhalefet değil. Sonucun son tetikçileri belki saydıklarım diyebiliriz. Bugün yaşanan katliamların, cinayetlerin, gücünü göstermek isteyenlerin doğrulttuğu namlu, v.s. aslında tartışmaya açık ve bilinmeyen gerçeklere dair söylenmesi gereken o kadar çok şey var ki. Ancak ben, cımbızla “birbirine kırdırmak” kaygısını
alıp çıkarmak ve kaleme almak istiyorum.
Düşmanlaşma, yanlış algı, bilinmeze yönelme, yıkma, yok etme, iç etme, kuşatma içine alınmış bir ülkede, çokça kol yatak gezen tehlikelerdir ki bu kapanda bireyi, halkı ve toplumları seri bir kullanmaya götürmek kaçınılmazdır. Sonuçları ölümlere kadar dahi gitmektedir.
Her zaman vurguluyorum, bu ülkede bir şeyler oluyorsa ve aydınlık yarınlar karanlıklarda boğuluyorsa sorumlusu hepimiziz.
Nasıl mı?
Çok net cevap veriyorum.
Siyasi kapsamların işlediği bütün mekanizmalarda “bir birine kırdırma” gibi tekinsiz hastalıklı duygu sorunu söz konusudur. Bu karanlık düşmanlaşma sorunu toplumun bütün dinamiklerine yerleşmiş ve çoğu kez hiç kimsenin işine gelmediği ve bazen de Kazım Ağabeyimiz gibi acılı insanların göremediği bir derinliktir.
PKK Doğu’da ısrarlı olduğu özerklik için kırdırırken insanları, iktidar makamını korumak ve yeniden iktidar olmak için kırdırır. Bu verebileceğim çok genel bir örnektir.
Yerel bir örnek vermek gerekirse CHP, MHP gibi muhalif koridorlarda siyaset yapanlarda, yönetimlerini, başkanlıklarını, hatta adaylıklarını kaybetmemek içinde yoldaşlarını kırdırır birbirine. Ve toplumda kırıcılar dinozorları alıp başını yürür.
Ülkede alev topuna dönen cehenneme karşı ise önce siyasilerde, sonra piyonlarında ve sonra bürokrasi yalakalıklarında körlük baş gösterir.
Tarih varsa, bu ülkede tarihe bu ölümü çakan birincil zalimler de var anlamına gelir. Birincil yeteneksiz siyasiler, bürokratlar,
vatanı satmaktan ve insanı insana kırdırmaktan sorumlu vicdanı terk etmiş sorumlular. Mesela sizin Kenan, 80’ler kırdırmadı mı kardeşi kardeşe?
Kırşehir’de dahi yoldaşını yoldaşına kırdıran ve çevirdiği karanlığın bini bin para eden öyle ciğersizler var ki, bilmem bir gün artık isim isim alır mıyım kaleme. Bu yüzden, bil ki Kazım Ağabey senin ciğerini, onun ciğerini, bunun ciğerini tarumar eden bir cumhurbaşkanı mı, kimler var kimler.
Şöyle bir kuşatmada önce kendime sonra bu halka öyle üzülüyorum ki, önümüzdeki seçimde hanginiz kardeşi kardeşe kırdırmayacağınızın sözünü verecek, onurunu taşıyacaksınız. Zira tarihin o derin koylarından hepiniz geliyorsunuz.
Bu yüzden ben de haykırıyorum.
Allah hepinize kelebeklerin ömrünü versin.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .