İKİ KARA GÜN

İKİ KARA GÜN

04.04.2020

Kızan kızar, küsen küser, bu gün çok gerilere gitmek, haykırmak, bağırmak, çağırmak, efkâr dağıtmak, Kırşehir’in ve Kırşehirlilerin yaşadıklarını yazmak ve içimi boşaltmak istiyorum. Bugün bir şeylere dokunmak, nalına ve mıhına vurmak istiyorum. Bugün ilk olarak altmışaltı sene önceye giderek Kırşehir’in ilçe yapıldığı birinci kara güne 20 Temmuz 1954 tarihine, ardından yirmi altı sene önce Petlas […]

Kızan kızar, küsen küser, bu gün çok gerilere gitmek, haykırmak, bağırmak, çağırmak, efkâr dağıtmak, Kırşehir’in ve Kırşehirlilerin yaşadıklarını yazmak ve içimi boşaltmak istiyorum. Bugün bir şeylere dokunmak, nalına ve mıhına vurmak istiyorum.
Bugün ilk olarak altmışaltı sene önceye giderek Kırşehir’in ilçe yapıldığı birinci kara güne 20 Temmuz 1954 tarihine, ardından yirmi altı sene önce Petlas Lastik Fabrikası’nın kapatılma kararının alındığı 5 Nisan 1994 tarihi olan ikinci kara güne gitmek istiyorum.
Bu köşemde defalarca yazdım Kırşehir siyasetten ve siyasetçiden çok çekti diye. Hem öylesine çekti ki! Kendi içerisinden çıkardığı milletvekilleri dahi Kırşehir için elini taşın altına koymaktan kaçınarak sadece kendilerine hizmet ettiler.
Neden ilçe yapıldı Kırşehir?
2 Mayıs 1954 tarihinde yapılan genel seçimlerde Adnan Menderes’in Demokrat Partisi Kırşehir dışındaki tüm illerden milletvekili çıkararak büyük bir çoğunlukla iktidara geliyor, başında Kırşehirli Osman Bölükbaşı’nın bulunduğu Cumhuriyetçi Millet Partisi sadece Kırşehir’den beş milletvekilinin tamamını çıkarıyor ve sözde demokrasiden dem vuran Adnan Menderes bu durumu kabullenemeyerek Kırşehir’i ilçe yaparak cezalandırıyor ama Kırşehir’den bir Allah’ın kulu “Ey! Adnan Menderes Kırşehir’i sen vilayet yapmadın ki, ilçeliğe düşürüyorsun. Kırşehir Selçuklu’dan itibaren vilayettir, bu hakkı nereden alıyorsun?” diye tepki göstermediği için meydan dönemin hükümetine kalmış ve Kırşehir ilçeliğe düşürülmüştü.
Bugün günümüzde 12 Martlardan, 12 Eylüllerden, geçmişten hesap sorulmuş nedense Kırşehir’in ilçeliğe düşürülmesinin hesabı sorularak özür dilenmemiş, itibarı iade edilerek elinden alındığı ilçeleri tekrar verilmemiştir.
Şu tezatlığa bakın ki yaşadıkları dönemde hiç ayrılmayan Ahi Evran ile Hacı Bektaş Veli’yi siyasiler ayırmışlar, Kırşehir’le özdeşleşen ve ilçe yapılmasına sebep olarak gösterilen Osman Bölükbaşı’nın Hasanlar Köyü halen Nevşehir’e bağlıdır.
20 Temmuz 1954 tarihi Kırşehir için kara bir gün olsa da bu kararı alanların alnında kara bir lekedir.
Kırşehir’in ilçeliğe düşürüldüğü 1954 yılından kırk sene sonra 1994 yılında bir daha siyasilerin hedefi oluyor, ikinci defa kara günle karşılaşıyor ve 1974 Kıbrıs Savaş’ında Türkiye’ ye uygulanan ambargo sonucunda savaş uçaklarına ve diğer askeri araçlara lastik üretmesi için stratejik olarak Kırşehir’e kurulan Petlas Lastik Fabrikası üretime geçip, piyasaya açıldıktan sonra lastik sektöründe faaliyette bulunan özel fabrikaların pastasına ortak olmuş, bazı ebatlarda pastayı tamamen eline almıştı.
İşte ne olduysa bundan sonra olmuş ve pastalarına gelen ortağı kabullenemeyen özel lastik fabrikalarının yöneticilerinin girişimleri sonucu yirmi altı sene önce 5 Nisan 1994 tarihinde dönemin DYP-SHP koalisyon hükümetinin kapatılması kararı alınıyordu.
Neden alınıyor bu karar?
Bu kararı alanlara göre, Petlas zarar ediyor, devletin sırtında kamburdu!
Gerçek gerekçe bu değildi halbuki!
Asılsız sebeplerden dolayı kapatma kararı alınan Petlas üreten, satan, kâr eden fabrikaydı. İş disiplini, çalışma vardı Petlas’ta. Birilerinin dediği gibi kimse yattığı yerden para almıyordu, herkes aldığı parayı helal ettirmek için terinin son damlasına kadar çalışıyordu.
Tabi “zarar ediyor, devlet ticaret yapmaz, ekonomide küçülmeye gideceğiz!” düşüncesiyle kapattırma kararı alanlardan en üst yetkilisi olan o zamanki adıyla KOİ, bugün ki adıyla ÖİB olan kurumun başında bulunan kişinin bu karar öncesi ve sonrasında özel bir lastik fabrikasının birisinde üst düzey yönetici olarak görev alması, bu kararın neden ve kimler tarafından alındığının en belirgin özelliğidir.
Bunun en güzel örneği bir televizyon programında zamanın TÜRK-İŞ Başkanı Bayram Meral’in KOİ Başkanı malum kişiye “Sabancı istedi diye mi sizler Petlas’ı kapatıyorsunuz?” sorusuna malum kişinin gülerek cevap vermesi anlamlı bir o kadar manidardı.
Ne yazık ki bu kararı alanlar Petlas hakkında en küçük bilgiye sahip değillerdi. Ne bir defa Kırşehir’e gelmişler, ne Petlas’ı gezip görmüşlerdi. Ankara’dan oturdukları yerden ahkam kesiyorlardı. Petlas’ın kaç dönüm alana sahip olduğunu, kaç çeşit lastik ürettiğini bilmiyorlardı. Sadece hak etmeden siyasiler tarafından makamlara getirilmiş ensesi kalınlar devletten maaş alırken özel sektörün talimatlarını yerlerine getirdikleri içinde pirim almaya devam ediyorlardı.
Ancak bu kararı alanlar Kırşehir’in tarihini bilmediği, Kırşehir’i tanımadığı gibi Petlas çalışanlarını tanımıyor, bilmiyordu. 1954 yılında ilçe yapılmaya ses çıkarmayan Kırşehir bu karara tepki göstermez düşüncesindelerdi. Kırşehir insanın bu karara tepki göstermemesi konusunda haklıydılar ancak (Gerçekten o günler Petlas işçisi yalnız bırakılmış, Kırşehirliler Petlas’a ve çalışanlarına sahip çıkmamış, benim çocuğum çalışmıyorsa kapansın diyenler olmuştu.) Petlas çalışanlarını hiç düşünmemişlerdi. Erkeğiyle, kadınıyla Petlas çalışanları bu kararı tanımadığını öyle bir gösterdi ki adeta kapatma kararını alanları pişman etti. Sadece Türkiye değil. Dünya gözünü Kırşehir’e çevirdi.
Günlerdir Kırşehir’de mücadele etti Petlas çalışanları. Kundaktaki bebeğinden, doksan yaşındaki ninesine kadar Ankara yollarına düştü, Kırıkkale’de bir tabur askerle, bir o kadar polisle, tankla, panzerle, topla, tüfekle önüne set çekildi. Oysa Petlas çalışanları yaşlarına ve tahsillerine göre askerliğini yirmi veya on sekiz yada yedek subay olarak yapmışlar, hiçbir Petlas çalışanı askerliğini bedelli yapmamış, çürük raporu almamış, bazı arkadaşlarımız vatan için, millet için asker de dağlarda teröristlerle çatışmaya girerek gazi olmuş, kiminin kardeşi, kiminin oğlu veya yakınları şehit olmuştur.
Hiç bir Petlas çalışanı çocuğum Amerika vatandaşı olsun diye eşini özel uçakla Amerika’ya götürerek orada doğum yapmasını sağlamamış, kendileri ve çocukları çifte vatandaşlık hakkına sahip olmamışlardı. Çünkü hepsi T.C vatandaşı olmanın şerefini yaşıyorlardı.
O günlerde Kırşehir’ de büyük tepki eylemleri devam ediyordu. Petlas işçisi ekmek teknemi kapattırmam, bin üç yüz yirmi insanı işsiz bırakmam, Kırşehir’ i köy haline getirtmem dedi. Gündüz, gece demeden mücadele etti, günlerce evine gitmedi. Tabi Petlas çalışanları sadece Petlas’ı kapatma kararını alanlarla değil, Kırşehir Valisi ve Emniyetiyle mücadele ediyordu.
Dönemin Kırşehir Valisi ekmek mücadelesi yapan Petlas işçisini coplatmıştı. Çünkü Vali için problem yoktu, o bugün Kırşehir’de yarın başka ilde valilik yapmaya devletten maaş almaya devam edecekti. Kırşehir’den gittiği zaman bir daha gelmemek üzere Kırşehir’i unutacaktı. Kırşehir ve Petlas çok umurunda değildi, işsiz kalmak, evine ekmek götürememek gibi düşüncesi yoktu zira ateş düştüğü yeri yakıyordu.
Aldığım bilgilere göre o vali yıllar önce vefat etmiş. Diğer arkadaşlarımı bilmiyorum ama on beş yıl Petlas’ta çalışan ve ekmeğini yiyen birisi olarak o valiye hakkımı helal etmiyor, ahrette iki elimin yakasında olacağını belirtiyorum. Aynı şekilde Petlas’ı kapattırma kararı alan, bu kararı destekleyen herkese hakkımı helal etmiyor, iki elimin yakalarında olacağını söylüyorum. İnşallah benimle birlikte mücadele eden diğer arkadaşlarım aynı görüşteler.
Yirmi altı sene önce 5 Nisan 1994 Kırşehir için kara bir gündü. Bu kara günü unutmamak gerektiğinden yılda bir defa da olsa gündeme getirerek gerçekleri yazmak benim için bir görevdir.
Ama geçmişte özelleştirmeden bahsedenler, devlet ticaret yapmaz diyenler bu gün bazı konularda özelleştirmenin yapılmasının hata olduğunu söyleyerek devletleşmeye geçilmesine başladılar. Bunu geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ekranlarda bizzat söylemiştir.
Hal böyle olunca biz Petlas stratejiktir özelleştirilemez dediğimizde bize inanmayanlar bu gün bizimle aynı görüşe geldiler.
Geçmişte devlet ticaret yapmaz, lastik üretmez, şeker üretmez, almaz, satmaz diyerek fabrikaları özelleştirenler binlerce insanı işsiz bırakanlar bugün kendi menfaatleri ve oy uğruna pazar tezgahları kurarak domates, biber, patlıcan ve hıyar sattılar.
Yine fabrikaların ekonomiye zarar verdiğini söyleyenler, fabrikaların özelleştirilmesine el kaldıranlar, geçmişte bir gecede sessiz sedasız çıkardıkları yasayla devlete dört yüz elli milletvekiline İzmir’ de villa türü evler yaptırdılar.
“Devlet ticaret yapmaz!” diyenler normal vatandaşlar altmış, altmış beş yaşında emekli olurken bu zihniyet çıkardıkları yasalarla iki yıl milletvekilliği yaptıktan sonra milletvekilliğinden emekli oluyorlar ve çoluk, çocuk her türlü sağlık alanından ücretsiz faydalanıyorlar.
Bunlar kul hakkına girer, başında tüy bitmemiş yetim hakkını yemeye girer ve Müslümanlıkta yeri yoktur.
Size gelince devlet her şeyi yapar, işçinin ekmek yediği fabrikalara gelince devlet ticaret yapmaz öyle mi?
Hadi oradan. Bu vebalin, bu düşüncenin altından kalkamazsınız. Bu dünyada saltanat sürersiniz ama ahirette cezasını çekersiniz.
İçerisinde bulunduğumuz korona salgını nedeniyle bu salgını önlemek için aşı üretim çalışmaları şeker pancarı üzerinden başlatıldı. Şeker Pancarı’nın içerisindeki bir maddenin bu hastalık için umut verici olduğu söylenmesi Kırşehir Şeker Fabrikasıyla diğer şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin ne kadar yanlış olduğunu ortaya çıkardı. Çünkü bu tesisler devlette olmaya devam etseydi bir talimatla üretimler yapılır ve kimselere muhtaç olunmazdı.
5 Nisan 1994 Kırşehir ve Petlas Lastik Fabrikası için “kara gün” dedik. Ancak Petlas işçisi verdiği örmek mücadeleyle bu karar günü tersine çevirmiş Petlas’ı kapattırmamış, üretime devam etmesini sağlamıştır.
Eğer bu gün Petlas yaklaşık dört bin çalışanıyla üretiyor, satıyor, ihraç ediyorsa, Kırşehir ve Türkiye ekonomisine katkı sağlıyorsa, Kırşehir göç alıp, nüfusu artıyorsa geçmişte yapılan kutlu, onurlu ve şerefli mücadelenin sonucudur. O kara günde, o kara karara boyun eğilseydi bu gün Petlas kapatılmış ve Kırşehir köy haline gelmişti.
5 Nisan 1994 kararına boyun eğmeyen, mücadele eden Petlaslı arkadaşlarıma teşekkür ediyor kendilerine sağlıklı, huzurlu ömürler diliyor, ahrete intikal eden arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Ayrıca geçtiğimiz aralık ayında yaptıkları organizasyonla Türkiye genelindeki Petlas çalışanlarını Kırşehir’e davet ederek bir araya getiren Vahdi Yüksel ve Fatih Mahmutoğlu kardeşlerimizden bu organizasyonu her yıl gerçekleştirmelerini rica ediyor bu konu için üzerime düşen görevi yerine getireceğimi belirtmek istiyor, Kırşehir ve Kırşehir dışında bulunan arkadaşlarımızı her yıl bu organizasyona bekliyoruz.



YORUMLAR

Toplam 3 yorum bulunmaktadır.

Recep sefer

Sevgili kardeşim osman yazılarını yakınan takip ediyorum Anadolu bozkırında tüten tek sanayi bacasının sönmemesi için çok büyükmbir mücadele verildi . Bu mücadeleyi her yıl yadediyorsun seni tebrik ediyorum güzel ve anlanmış yazılarının devamını bekliyorum

04.04.2020, 17:54
D. D

Petlasta çalışmadım ama o günleri ve petlas işçisinin yaptığı mücadeleyi iyi bilirim. burada petlas işçisi kendi göbeğini kendi kesti. kimseden yardım görmedi, elinden tutan olmadı. yazınızdan dolayı teşekkür ediyorum

04.04.2020, 18:34
Bülent sarıoğlu

Osman bey yazılarınızı ilğiyle takip ediyoruz kaleminize sağlık

11.04.2020, 19:22

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .