Her gün her şeye zam geliyor desek yeridir

Her gün her şeye zam geliyor desek yeridir

17.10.2019

Kamuoyu şu anda Suriye’ye yapılan operasyona kilitlenmiş durumda. Operasyonun gidişatı ve nasıl sonuçlanacağı konusunda düşünceler ve yorumlar yapılmaktadır. Ayrıca güneydoğu bölgemizde meydana gelen terör olayları gündemi meşgul etmeye de devam etmektedir. Zira Ortadoğu bataklığı ve burada meydana gelen terör, silahlar, kan ve ölüm konuşulmaktadır. Bölgedeki belirsizlik, kaos ve kargaşalar v.s. konuşuluyor da, sessiz sedasız elektrik […]

Kamuoyu şu anda Suriye’ye yapılan operasyona kilitlenmiş durumda. Operasyonun gidişatı ve nasıl sonuçlanacağı konusunda düşünceler ve yorumlar yapılmaktadır. Ayrıca güneydoğu bölgemizde meydana gelen terör olayları gündemi meşgul etmeye de devam etmektedir. Zira Ortadoğu bataklığı ve burada meydana gelen terör, silahlar, kan ve ölüm konuşulmaktadır.
Bölgedeki belirsizlik, kaos ve kargaşalar v.s. konuşuluyor da, sessiz sedasız elektrik ve doğalgaza yapılan yüksek zamlar hiç konuşulmuyor. Gelir dağılımının uçurumlarla ifade edildiği ülkemizde ekonomik kriz kendisini çok daha yakıcı bir şekilde göstermeye başladı.
Elektrik ve doğal gaz ile başlayan zam dalgası, sigara, alkol, ulaşım, benzin, mazot, iletişim, gıda maddeleri v.s. ile devam ederken toplumun her kesiminden insanların yaşamlarını doğrudan olumsuz yönde etkilemeye de devam etmektedir.
Asgari ücretle çalışanlar ile memur ve işçi ücretleri yetersiz, bu kesimin alım gücü iyice zayıflamaktadır. Yokluk ve yoksulluğu iliklerine kadar hisseden emekli ve işsiz vatandaşlarımızın hali perişan…
Esnafın hali ise pek iç açıcı değil işler yok denecek kadar az, özellikle küçük esnaf işlerini döndürmekte ve geçimini sağlamakta güçlük çekiyor. Büyük, küçük tüm işletmelerde kar oranları her geçen gün düşerken bu yerlerin olmazsa olmazı olan doğalgaz ve elektriğe yüksek oranda zam yapılması hiç kuşkusuz enflasyon görünümüne olumsuz bir etki de yapmaktadır.
Sanki geçmiş yıllarda yaşadığımızın daha beteri gibi bir ekonomik kriz kapıda. Bu da krizin yükünün doğrudan el emeği alın teri ile geçinenlerin sırtına yüklendiği günümüzde özellikle bu kesimleri çok daha zor günler bekliyor.
Peki, bu geldiğimiz duruma ne yapalım kaderimizse çekeriz mi diyeceğiz.
Elbette hayır.
Uygulanan yanlış politikalar sonucu, ekonomik sitemden mağdur olan geniş halk kesimleri, sorunlarına sahip çıkıp birleşerek mücadele etmeli, siyasal alanda oluşturacakları kazanımlarla emekten yana politikaların ekonomi yönetimini belirlediği koşulları yaratmalıdırlar. Bu da emekçilerin gerçekleştireceği mücadele ile mümkün olur. Zaten halkın vereceği mücadeleden başka çıkar yolda yoktur.
Ekonomik koşulların yıkıcı hale gelmesinden etkilenecek herkesin bu mücadeleye destek vermesi, içinde yer alması bir zorunluluk haline gelmiştir.
Yapılan bu zamlar bir nevi dayatmadır. Her dayatılan uygulamaya boyun eğmek insan olmanın onuruyla çelişir.
Zamlara karşı en geniş şekilde direniş ağlarının yaratılması için siyasi partilerden sendikalara, sivil toplum örgütlerinden meslek odalarına kadar herkese sorumluluk düşmektedir.
Ekonomide temel girdi olan elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar yersizdir. Tahakkuk ettirilen yüksek faturaları vatandaş nasıl ödeyecek diye düşünen yok. Hani AKP hükümeti istikrar sürsün Türkiye büyüsün masalını anlatıyordu, acaba zam yaparak halkı yokluk ve yoksulluk içine düşürerek mi büyüme bekleniyor.
Ayrıca da 2020 yılı için öngörülen 4+4 ücretlilerin artış zammı şimdiden eridi gitti bile. 17 yıllık iktidarın ülkeyi getirdiği hale bakın…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .