Haziran Vakti

Haziran Vakti

16.06.2016

Şehrimiz Kırşehir’in nazlı hali bir başkadır her mevsim. Her mevsim kendine özgü bir kıpırtıyla oynaşır bizimle. Her mevsim köşe bucak kaçar ve bir anda kucaklaşır bedenimizle. Bu şehirde kar yağsa ruha yakışır, yağmur yağsa aşka, güneş sevgiye uyanır. Gözlerimizin önünde, kelebekler, böcekler, buğday taneleri, üşümüş toprak, çağlayan sular bir mevsim ordusu gibi hayatımıza karışır. Sanki […]

Şehrimiz Kırşehir’in nazlı hali bir başkadır her mevsim. Her mevsim kendine özgü bir kıpırtıyla oynaşır bizimle. Her mevsim köşe bucak kaçar ve bir anda kucaklaşır bedenimizle. Bu şehirde kar yağsa ruha yakışır, yağmur yağsa aşka, güneş sevgiye uyanır. Gözlerimizin önünde, kelebekler, böcekler, buğday taneleri, üşümüş toprak, çağlayan sular bir mevsim ordusu gibi hayatımıza karışır.
Sanki bu haziran bir başka yakıştı şehire. Haziran bir başka kucaklaştı yer yüzü ile. Ürkek, nazlı ve belirsiz. Mayıs ayının kendine has özgülüğünden biraz daha zor sıyrılarak. Gündüzleri iliklerimize dek sinerken güneş, bir anda bulutların karaları giyinip soğuk rüzgarlar sunması, haziran ayını oldukça farklı ve heyecanlı kılıyor. Kulaklarına kadar gülücükleri açılan çocuklar, çarparak sevinç çığlıklarını güneşin duvarlarına, bir kaç oyunun bizlere hissettirdiği hatıralar bir bir seriliyor ömrümüze. Başak tarlalarındaki bereket heyecanı, heyecanın getirdiği harman hazırlıkları, bu ülkenin ötelerinde mavi denizleri özleyen insanlar, birde haziran ayında aşka duranlar; yeni bir hayatın yol ağızlarında salınanlar.
Aşıkpaşa’nın Ağbayır ile bakışması daha keyifli kılıyor haziranı. Hılla Gölü’nde oynaşan balıklar, yosunun ahengi, dal uçlarında kucaklaşan yapraklar. Mevsimler, zamanlar, zaman içerisinde geçip giden hayat, her şey ne çok benziyor birbirine; bir mevsim aşka duruyor, iki güzel insanın aşka duruşu gibi.
Özellikle köy bölgelerinde entarilerine umudunu saklamış kadınlar, emeklerini, alın terlerini, gecelerini, gündüzlerini; arındırmak, duru tutmak için pınarlara götürürler, berrak ve buz gibi bir yatak suyunun temizliğinde yıkanmak için. Mis gibi kokan bir karpuz dilimini yorgunlukla ısıran babanın bir tarla kıyısındaki hasat umudu, koyunlarını hayata koşturan gözleri öpülesi o kirli çocuklar, bir derenin düzlüğünden köy tepelerine doğru kederiyle tırmanan yaşlı kadınlar, kangal kokuları.
Haziran ayı diyorum. Her ne kadar bir ömrü, bir zamanı coğrafi koşullarıyla özel kılsa da, bana bir aşkı hatırlatır gayrı. Tıpkı yukarı da her haziran ayı yeşermeye yüz tutan bir aşkı. Çocuklar kadar şen, kadınlar kadar hünerli, babalar kadar emekçi, doğanın ahengi kadar umutlu. Bu haziranda bir başka kokuyor hayat. Bir başka sarılıyorum maviliğine gökyüzünün. İçimde derin bir hasret Ege’yi özlüyorum birde, Ege’nin maviliklerinde bir aşkı. Sanırım ben, haziranın bana sunduklarına tutuldum. Tutuldum da yine bu haziranda, ege kıyılarında bekleyen bir aşkı özlemek başka.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .