Hayvanları daha çok seviyorum!

Hayvanları daha çok seviyorum!

06.04.2015

HER yazımda “Kırşehir” diyorum. “Kırşehir’in sorunları” diyorum. Ama nedense hiç kimse ilgilenmiyor. Bildiğiniz gibi yapın diyorum. Kırşehir’in adını kendi siyasi, ticari koltukları, makamlarına kullananlar utanmıyorsa, sesleri çıkmıyorsa “bana ne!” diyeceğim artık! Bugünkü yazımda böyle bir konudan uzaklaşarak neşeli bir hikâye anlatacağım. İster masal kabul edin, ister hikâye… Hikâye bu ya, ülkenin birinde ağa her kimin […]

HER yazımda “Kırşehir” diyorum. “Kırşehir’in sorunları” diyorum. Ama nedense hiç kimse ilgilenmiyor. Bildiğiniz gibi yapın diyorum.

Kırşehir’in adını kendi siyasi, ticari koltukları, makamlarına kullananlar utanmıyorsa, sesleri çıkmıyorsa “bana ne!” diyeceğim artık!
Bugünkü yazımda böyle bir konudan uzaklaşarak neşeli bir hikâye anlatacağım. İster masal kabul edin, ister hikâye…
Hikâye bu ya, ülkenin birinde ağa her kimin devlete bir hizmeti, aşirete, vatana bir yararlılığı olmuşsa ona madalya vermeye karar vermiş.
Ağanın herkese nişan dağıttığını gören inek “Nişan asıl benim hakkım” diyerek koşa koşa ağanın kapısına dayanmış.
“Ağaya haber verin! Bir inek kendisini görmek istiyor” demişler.
Kapıcıbaşı ineği başından savmak istemiş ama olayı duyan ağa:
“Gelsin bakalım, bu da nasıl bir inekmiş?” diye ineği huzura çağırmış:
“Buyur bakalım inek, ne düşüneceksin?”
İnek “Ağam duyduğuma göre nişanlar dağıtıyormuşsun, ben de nişan almak istiyorum” demiş.
Ağa “Hangi hakla?” diye bağırmış.
“Sen ne yaptın ki? Memleket nasıl bir yararın dokundu ki nişan vereceğim?” demiş.
O zaman inek “Efendimiz” diye söze başlamış.
“Bana nişan verilmesin de kime verilsin? Ben insanlara daha ne yapayım? Etimi yersiniz, sütümü içersiniz, derimi giyersinizi, gübre mi bırakmaz kullanırsınız. Teneke nişan için daha ne yapayım?”
Ağa ineğin isteğini haklı bulmuş ve ona ikinci dereceden bir nişan vermiş.
İnek sevinçten hoplaya, zıplaya ahırına dönerken katırla karşılaşmış.
Katır, ineğin ağadan nişan aldığını duyunca coşmuş, dört nala ağanın evine varmış.
“Ağamız, efendimizi göreceğim!” demiş.
Çevresindekiler “Olmaz!” demişler ama katır inatı bu. Dayatmış da dayatmış. Durumu ağaya iletmişler. O da “Gelsin bakalım katır kulum!” demiş.
Katır, ağanın elini, eteğini öptükten sonra nişan isteğini söylemiş.
Ağa sormuş:
“Sen ne yaptın ki nişan istiyorsun?”
“Ağam, hünkârım daha ne yapayım? Savaşta topunuzu tüfeğinizi sırtında taşıyan ben değil miyim? Barışta çoluğunuzu çocuğunuzu sırtımda götüren ben değil miyim? Ben olmasam işiniz tamamen bitiktir!”
Katırı haklı bulan ağa:
“Katır kuluma da birinci dereceden bir nişan verilsin!” demiş.
Katır da bir sevinç, bir sevinç…
Dört nala ayrılırken eşekle karşılaşmış. Durumu öğrenen eşek te heveslenmiş:
“Dur öyleyse ağamıza gider bir nişan da ben alırım!” diyerek o da dört nala ağanın kapısına koşmuş. Ama ağanın etrafındakiler “deh” demişler, “çüş” demişler ama eşeğe bir türlü anlatamamışlar. Sonunda ağa eşeği de kabul buyurmuş:
“Sen ne dilersin ey eşek kulum?”
Eşek de “nişan” dileğini bildirmiş.
Ağanın canı burnuna gelip, kükremiş:
“Ulan eşek. İnek etiyle, sütüyle, derisiyle, gübresiyle bu millete hizmet etti. Katır derseniz, savaşta, barışta yük taşıdı. Aşiretimize katkılar sağladı. A eşek ya sen ne iş gördün ki bir de kalkmış eşekliğine bakmadan madalya istersin? Söyle ne hak ettin?”
O zaman eşek keyifle sırıtarak “Aman ağam, efendim” demiş. “Size en büyük hizmeti biz eşek kullarınız yapmıştır. Eğer benim gibi binlerce eşek kullarınız olmasaydı, siz saltanat sürebilir miydiniz? Dua edin ki biz eşek kullarınız ki, bizim gibi eşekler var da siz de ağalığınızı rahat sürdürebiliyorsunuz!”
Ağa bu eşeğin öyle her eşek gibi teneke nişan da gözünün doymayacağını anlamış:
“Ey eşek kulum, haklısın! Senin sayende ben buradayım. Senin bu çok yüksek hizmetini karşılayacak bir nişan yok! Sana ölünceye kadar, ahırımdan bol bol ot yemeye bağladım. Sıcak içerde ye, iç, yuvarlan ve saltanatım için her gün anır!”
Meslek hayatımda nice insanlar tanıdım. Ne iyi hayırsever, dürüst, kibar insanlar gördüm. Yine yukarıda tarif ettiğim gibi ciğeri beş para etmez, sahtekârlar, yalakalar, taklacılar, dönmeler, dönekler, fikirsiz, çıkarcı, say sayabildiğin kadar nice eşekler gördüm, tanıdım.
İşte hayat böyle…
Nice insan kılığında dolaşanları gördükçe, tanıtıkça hayvanları daha çok seviyorum.



YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

Ahmet Kılıç

Şevket bey yine nefis tespitler. Sizin yazılarınızı zevkle okuyorum. Objektif şekilde iyiye iyi kötüye kötü diyebilme olgunluğunu hissediyoruz yazılarınızda. İyi çalışmalar dilerim.

07.04.2015, 15:14

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .