Hayret! Yazılarım okunuyormuş

Hayret! Yazılarım okunuyormuş

06.08.2019

“Kırşehir Çiğdem” Gazetesindeki köşemde zaman, zaman yazdığım yazıları benden başka kimsenin okumadığını Kırşehir’e faydamız olmadığını belirtirdim. Lakin bu hafta yazdığım yazılar nedeniyle bayağı şok geçirdim. Geçtiğimiz Çarşamba günü “Mekanın Cennet Olsun Canım Hocam ” başlıklı yazımda Kırşehir Cacabey Orta Okulunda üç sene sosyal bilgiler dersimize giren, benim öğretmenim olması yanında ablam ve annem olan Nurdan […]

“Kırşehir Çiğdem” Gazetesindeki köşemde zaman, zaman yazdığım yazıları benden başka kimsenin okumadığını Kırşehir’e faydamız olmadığını belirtirdim.
Lakin bu hafta yazdığım yazılar nedeniyle bayağı şok geçirdim. Geçtiğimiz Çarşamba günü “Mekanın Cennet Olsun Canım Hocam ” başlıklı yazımda Kırşehir Cacabey Orta Okulunda üç sene sosyal bilgiler dersimize giren, benim öğretmenim olması yanında ablam ve annem olan Nurdan Hangül’ün vefat haberini almam nedeniyle duygularımı, düşüncelerimi ve üzüntülerimi dile getiren yazı yazmıştım.
Bu yazımdan dolayı Kırşehir Cacabey Orta Okulunda benimle aynı dönem öğrenim gören arkadaşlarımdan, bizden önce ve sonra ki dönemlerde öğrenim gören arkadaşlarımızdan özel mailime ve sosyal medya özel hesaplarıma gönderdikleri mesajlarda ve cep telefonumu arayan arkadaşlarımızdan çok sayıda tebrikler aldım. Bir kaç kişi de internette yayınlanan gazetede yazımın altına yaptıkları yorumlarda düşüncelerini dile getirmişler. Kendilerine teşekkür ediyorum.
Hele gerçek şoku İstanbul’da polis memuru olarak görev yapan bir hemşehrimiz yaşattı bana. Polis hemşehrimiz pazar günü kahvaltı yaptığımız esnada aradı beni. Kendisini tanıttı Kırşehirli ve polis memuru olduğunu, telefonumu “Kırşehir Çiğdem” Gazetesini arayarak Salih Güner’den aldığını söyledi. (Polis memuru olduğu için burada ismini vermeyeceğim) ve izinli olduğu bir gün internet üzerinden Kırşehir Gazetelerini okumak ve ilk olarak bizim “Kırşehir Çiğdem” gazetemizden başlamak istemiş. Yazarlar bölümünden Nurdan Hangül Hocam ile yazdığım yazının başlığı dikkatini çekince hemen okumuş, yazıdan çok etkilenmiş, geriye dönerek geçmişteki yazılarıma göz atmış ve yaklaşık iki sene önce kazandığı servetini memleketi Kırşehir’e beş adet okul yaptırarak harcayan, öğrencilere burs veren hemşehrimiz Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü hakkında yazmış olduğum yazıyı okumuş ve bu yazıdan çok etkilenmiş.
Neden etkilendiğini sorduğumda ” Çünkü diyerek başlayan sözlerinde “Ben Kırşehir Çiçekdağı İlçesine bağlı Büyük Teflek köyündenim, gelir durumumuz çok iyi olmadığından liseyi dahi zor şartlarda bitirdim, üniversiteyi kazanınca nasıl okuyacağımı düşünüyordum bana Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü’ den bahsettiler kendisi Çiçekdağı İlçemize de okul yaptırmış, çok hayırsever birisi olduğunu, hayırlarını özellikle eğitim alanında ve öğrenciler için yaptığını söylediler. İstanbul’ da yaşayan Kırşehirliler sayesinde İlhan Kılıçözlü Hocama ulaşarak durumumu anlattım bana burs verebilir misiniz? diye sordum. İlhan Hocam tüm kazançlarını Kırşehir’de eğitime harcadığını, bunun yanında burs olarak değil de harçlık olarak üniversite öğrencilerine yardımcı olmaya çalıştığını, sadece emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını her ay düzenli olarak burs veremeyeceğini ama diğer öğrencilere yaptığı gibi zaman, zaman harçlık gönderebileceğini söylemiş ve hesap numarasını alarak üniversite öğrenciliği döneminde belirli aralıklarla harçlık göndererek yardımcı olduğunu söyledi. Söyledi ama polis memuru hemşehrimiz kendisi hakkında öz eleştiri yaparak acı bir gerçeğin altını çizdi.
“Osman bey, sizin Nurdan Hangül Hocanızla ve üniversiteyi bitirmemde oldukça faydasını gördüğüm Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü Hocamla ilgili yazılarınızı okuduktan sonra kendime öz eleştiride bulundum, vefasız olarak gördüm ve içim içimi yedim. Kendi tavrımdan kendim utandım ve hemen İlhan Kılıçözlü Hocamı arayarak kendimi tanıttım. Bana yaptığı maddi desteklerden bahsettim, teşekkür ettim, sağlık durumunu, bir isteği olup, olmadığını sordum ve en kısa sürede ziyaretine gelerek elini öpeceğimi söyledim. İlhan Kılıçözlü hocam çok duygulandı, vefa örneği göstererek kendisini aradığım için teşekkür etti. Osman bey, ben de size teşekkür ediyorum, yazınızda bana insanlık dersi verdiniz, vefa dersi verdiniz ve sizin sayenizde İlhan Hocam’ı aradım. Artık bazı konularda özellikle vefa konusunda kendime çeki düzen vermem gerektiğini anladım. Size teşekkür ediyorum, bundan sonra vefalı davranmaya özen göstereceğim diyerek beni İstanbul’a davet etti.”
Nasip bakalım Allah bir fırsat verirse yolumuz İstanbul’a düşerse polis memuru hemşehrimizle tanışırız inşallah.
Polis memuru hemşehrimizle konuşmamızdan sonra bende öz eleştiri yaparak kendi kendime ” Demek ki yazılarımı sadece ben değil, sayısı üç veya beşte olsa okuyanlar varmış dedim ve kendi adıma çok sevindiğim gibi eşime de ” bak yazılarımı okuyanlarda var diye hava attım ” Artık dokunmayın bana değmeyin keyfime yürüyüşüm dahi değişti benim yazılarımı okuyan üç veya beş kişi çıktı ortaya.
Vefalı olmak güzel ve ahlaklı bir davranıştır.
Vefa dürüst, erdemli, onurlu ve namuslu insanların işidir.
Vefa İstanbul’daki semtin adı değil, insanlığın gereğidir.
Vefalı olmak yapılan iyiliği unutmamak ve nankörlük yapmamaktır.
Vefalı olmak sizlerin bir yerlere gelmesinde emeği olanları unutmamaktır.
Söz vefadan ve Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü Hocamdan açılmışken bir konuya değinmek istiyorum.
İlhan Hocam gerek Türkiye’de ve sonrasında gittiği Amerika’ da ki çalışma hayatında kazandığı servetini kolaycıl yöntemleri seçerek dövize bağlayıp, bankalara faize yatırıp veya tefecilik yapıp, parasının üzerine para koymak ve servetine servet katmak yolunu seçmemiş, birileri gibi üç kez hacca, beş kez umreye gittim diyerek övünmemiş, deniz kenarlarında, plajlarda günlerini gün etmemiş, aksine kazancını Kırşehir’e beş okul yaptırarak harcamış, öğrencilere yardımcı olmuş, fakiri, fukarayı görüp gözetmiştir.
Size bir soru her kim kırk yıllık çalışma hayatında kazandığı parayı kendi memleketine beş okul yaptırarak ve öğrencilere yardımcı olarak harcar?
Cevap : Kimse harcamaz. Herkes vur patlasın, çal oynasın derdinde.
İşte İlhan Kılıçözlü Hocam çalışma hayatı boyunca kazandığı parayı Kırşehir’e beş okul yaptırarak harcadı, öğrencilere yardımcı oldu. Ama gelin görün ki şehrine beş okul yaptıran İlhan Hocamı ne ilimizde görev yapan Milli Eğitim Müdürleri, ne yaptırdığı okul müdürleri telefonla arayarak halini hatırını sormazlar, yılda bir defa geldiği Kırşehir’de kendisini, misafir olarak ağırlamazlar ve teşekkür etmezler. Bu çok acı bir durum ve bu konuyu yazarak gündeme getirdim ama sonuç değişmedi.
Ne olur en azından okullar açıldığında Kırşehir Milli Eğitim Müdürü veya yaptırdığı okulların müdürleri İlhan Hocamı vefa örneği göstererek arayıp konuşsalar ne kaybederler?
Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü Fen Lisesinin Müdürleri “üniversite sınavlarında okulumuzdan çok öğrencimiz üniversiteyi kazandılar” diyerek arayıp, bilgi verseler, Kırşehir’e böyle okul kazandırdığı için kendisine teşekkür etseler ne kaybederler?
Hiç bir şey kaybetmezler aksine doksan yaşının üzerinde, sağlık sorunları olan Kırşehir ve eğitim sevdalısı yardımsever bir ağabeyimizi onurlandırmış olurlar.
Bunu yapmak çok mu zor?
Aslında bu konu benim üzerinde titizlikle durduğum konu olup, önceki Valimiz Sayın Necati Şentürk’e anlatmıştım. Sayın Valimiz İlhan Hocamı aradı mı, aramadı mı? Sonuç ne oldu bilemiyorum ama şu an görevi başında bulunan Sayın Valimiz İbrahim Akın’ dan Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü Hocamızı aramasını, okullar açıldığında Kırşehir’e davet etmesini birlikte yaptırdığı okulları gezmesini, ve şu ana kadar adına yaptırdığı fen lisesinden kaç öğrencimizin üniversiteyi kazanarak okuduğu üniversiteler hakkında bilgi verilmesi konusunda girişimde bulunmasını arz ediyorum.
Dediğim gibi yaşı doksanı geçmiş ve sağlık sorunları yaşayan İlhan Kılıçözlü Hocam’a büyük bir moral, sağlık ve sıhhat verecektir.
Bunun şimdiye kadar yapılmaması da vefasızlıktır başka söze gerek yok.
Bir de bana gelen bazı talepler var ancak biz bu konuda sizleri ilgili makamlarla bire bir görüşmenizi, sonuç alamadığınız taktirde Kırşehir Valiliği bünyesinde bulunan “Açık Kapı” servisine müracaat etmenizi tavsiye ediyoruz.
“Kırşehir Çiğdem” Gazetesinde yazı yazmakla tüm kapıların bize açıldığını zannetmeyin. Kendi adıma söylüyorum hangi makam olursa olsun görüşmek için randevu istesem “Git başımızdan, anan soğan, baban sarımsak, sen necisin” derler.
Sonuçta her sorun, sıkıntı ve problem gazetede yazılmaz, biz bunları yazmaya kalksak, “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi olarak Kırşehir’in en seçkin ve saygın gazetelerinden birisi olmayız. İlgili mercilere ve “Açık Kapı” servisine müracaat etmenizi tavsiye ediyoruz.



YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

Zeki çatar

İlimizin ve toplumsal sorunları yazan bir kaç köşe yazarlarından birisi olmanız tabii ki oynuyorsun sizi arayan polis kardeşimize bende duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum .ilimizin yetiştirdiği değerlere hep beraber sahip çıkmak görevimiz olmalı

06.08.2019, 23:00
Tahsin ağabeyin

Sevgili Osman, kendine haksızlık etme muhakkak yazıların okunuyordor. Boylesine sade, doğal içinden geldiği gibi içten yazılan yazıların okunuyor bundan şüphen olmasın.
Seninle petlasta yıllardır mesai arkadaşlığı yaptık, nasıl çalışkan dürüst vefalı insan olduğunu oradan bilirim. Çalışma arkadaşlarının sıkıntılarını gidermek için kendini nasıl parçaladığını iyi bilirim, Sen devlet ve özel kurumlarda aranan ama az bulunan insanlardansın. Bakma Belediye siyasi yer olduğu için senin değerini bilmedi . Belediyeler garip yerdir siyasi yerdir. Çay ocağında garsonluk yapamayacak kişilerin Başkan Yardımcısı, Müdür ve Şef oldukları arpalıklardır. Her şeye ragmen Kırşehir Halkı senin belediyede nasıl çalıştığını insanlara nasıl yardımcı olduğunu ve Kent Konseyine geçince kimsenin adını şanını yerini bilmediği kent konseyini nerlere getirdiğini hepimiz bilmekteyiz.
Tekrar ediyorum kendine haksızlık etme yazıların hemde üst kademe tarafından özellikle takip ediliyor, okunuyor. Okunmamış olsa Durdun Yastıman, Ertuğrul Ersan, Şevket Güner gibi Kırşehirhirin kıymetli insanların emeğinin olduğu Çiğdem Gazetesinde yazı yazdırmazlar.
Seni bizler biliyoruz, seni dertlerine ortak olduğun arkadaşların biliyor ve seni yıllar sonra arayarak özür dileyen genel müdürün biliyor. Bir genel müdür alt kademesinde çalışan personelini yıllar sonra arayarak özür dileyip helallik istiyorsa bu senin kaliteni göstermektedir.
Sevgili Osman lütfen bir daha yazılarım okunuyormuş gibi yazılar yazma bu başlık sana yakışmamaktadır.
Gözlerinden öpüyorum

07.08.2019, 9:32

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .