Hava kirliliği imdat derecesine dayandı

Hava kirliliği imdat derecesine dayandı

31.05.2016

Türkiye’nin acilen halledilmesi gereken sorunların başında hava kirliliği var. Kırşehir’de hava kirliliği yoğun olan yerlerin başında gelen kentlerin üst sıralarında yer alıyor kanısındayım. Şehre hâkim olan dağ ve tepelerden bakınca şehir üzerindeki kirli hava bariz bir şekilde görülüyor. Hava kirliliği belki mücadelesi, zor ve uzun sürebilecek bir sorun fakat çözülür, ama nasıl çözülür kim çözer. […]

Türkiye’nin acilen halledilmesi gereken sorunların başında hava kirliliği var. Kırşehir’de hava kirliliği yoğun olan yerlerin başında gelen kentlerin üst sıralarında yer alıyor kanısındayım.
Şehre hâkim olan dağ ve tepelerden bakınca şehir üzerindeki kirli hava bariz bir şekilde görülüyor. Hava kirliliği belki mücadelesi, zor ve uzun sürebilecek bir sorun fakat çözülür, ama nasıl çözülür kim çözer.
Şimdiye kadar bir öncü olan göremedik. Yine her şeyde olduğu gibi bununda temelinde eğitim var. Eğitimle beraber yasa hazırlayıcıları yürürlüğe koyduğu yasalara önce kendisi uyması lazım, uyuyor mu? Ben görmedim ve şüpheliyim.
Türkiye teknoloji pazarı haline geldi bilhassa otomobil üreticilerinin reklâm ve ayak oyunlarıyla sürdürdükleri mücadeleyi şu anda başarmış görünüyorlar. Otomobil üretici firmalar, genellikle Avrupalılar kendi ülkelerinde yasaklanan mallarını Türkiye’ye yeni ve şahane diye sürüyorlar.
Avrupa’da bırakın susturucusu çıkarılmış arabalarda, kati olmayanları kesinlikle şehirlere sokmazlar. Cezası çok ağır ve hatta adam öldürmeye teşebbüsle bile yargılanabilirler. Biz de tam bunun tersi gibi uygulama, yeni arabanın susturucusunu bile çıkarıyoruz, neden mi havamız şatafatlı olsun ve gaza başınca herkes benim geçtiğimi bilsin ve görsün diye. Kırşehir’in caddeleri akşamları yarış pistine dönüyor.
Değişik aletlerle veya arabanın elektronik sistemleriyle oynayarak gücünü artırmak ve daha fazla sürat yapsın, daha fazla yakıt harcasın diye. Araba üzerinde yapılan her değişiklik, havaya biraz daha karbondioksit katıyor demektir. Kullanıcı yapılan değişikliklerle arabaya nasıl bir zarar verdiğini düşünmez, zaten onu düşünecek bilgi ve kültüre sahip değil.
En önemlisi muhtemelen kullandığı arabayı kendisi çalışıp almamıştır, ya baba parası veya miras parasıdır. Babadan kalan arsaya beş kattan on daireye müteahhitte verir, satar dairenin birini, alır bir araba geri kalanları da yakıt parası yaparak bir müddet yaşantısını devam ettirir. Tabi para bitince de sonu sefalet ve felaket.
Hava kirliliğinin en önemli sebeplerinden başta gelen arabaların havaya bıraktığı karbondioksit. Peki bunun önüne nasıl geçilir, eğitilmiş kolluk kuvvetleri yani trafik polisleriyle, aynı zamanda daha geniş yetkiyle polisleri donatmak. Olur mu hiç zannetmiyorum. Çünkü şimdiye kadar ciddi bir çalışma olmadığını herkes bilirde bir türlü söylemez.
Arabaların TÜV’den önce zehirli gaz ölçümünün nasıl yapıldığını herkes bilir. Daha önemlisi, araba trafiğe çıkmadan yani üretim yerinde egzozlara takılması gereken ek parçalar takılmasını mecbur kılmaktır. Avrupa’da yıllardır uygulanır ve sıkı denetimle kontrol altına alınmıştır.
Hava kirliliğinin ikinci ve en önemli sebebi, belediyeler. Yapılan kazı ve yol çalışmalarında açık bırakılan topraklı zemin. Ham arazide ana yola sızan çamurlu sular. (Çamurun kuruyunca ne hale geldiğini bilmeyen var mıdır, hele birde arabalar bu çamuru daha ufak zerrecikler haline getirirse daha da zararlı duruma dönüşür) Düşünülüp hesaplanmadan, araç yollarına kaldırım taşı döşemek. Ben bu durumu müteakip defalar dile getirdim ve yazılarımda anlattım fakat tenkitler ve hatta tehditler bile aldım.
Yaya kaldırımlarında sorun olmayan beton taşlar, araba yollarında aşınmayla beraber çok ince bir toz yayıyor havaya. Bu toz laboratuvar ortamında üretilen çimento tozu. Bunun ne kadar sağlığa zararlı olduğunu sağlıkla ilgilenen hekimler ve sağlıkçılar değerlendirsin diyeceğim ama nerde aldığı eğitimin mesuliyetini taşıyan.
Bunu dile getireni de sustururlar, çünkü söylendiğine göre çok büyük rant varmış taş döşemede, söyleyenin vebali boynuna. Odunla ısıtılan fırınların bıraktığı duman ve is, döner ve sokaklarda yapılan ızgara yiyeceklerin koku ve pislikleri hava kirliliğine katkısı da hesaba katılmalı.
Şehir merkezine her saatte giren ve egzozunda adeta zehir saçan büyük kamyonlar ve kamyonetler. Birde bunların egzoz gazının ölçülmediğini düşünün (ha ölçülse de değişen bir şey olmaz ya).Ekin hasadından sonra anız yakmanın da hava kirliliğine nasıl zarar verdiğini ekinler yanarken görüp değerlendirilmesi lazım. Erozyonu önleyici herhangi bir çalışma olmadığımda belli, olsa da ne olur, yeşeren ormanı yakar ve dumanına seyre koyuluruz. Hastaneler kanser tedavisi gören insanlarla dolu.
Sebebi nedir, neden olunur nasıl önüne geçilir, güya kanserle mücadele adı altında bir kuruluş var ama maddi olanakları kısıtlı olduğundan yararlı bir çalışma yaptıkları şüpheli.
Türkiye genelinde kapsamlı bir çalışma gerekli. Hava kirliliği ile ilgili çalışmayı devlet politikası olarak kabul edilip yasalarla bir düzenleme yapılır ve köy muhtarları ve okullar bu ise dâhil edilirse en kısa zamanda netice alınır, bekliyoruz.
Ne kadar bekleyeceğimize büyüklerimiz karar verir bizde beklemeye devam ederiz. Esasında temiz havada bizim için bir problem, çünkü kirli havayla yaşamaya alışmışız fazla temiz havada bizi rahatsız eder. Bu seferde temiz hava ile nasıl yaşanır problemiyle karşılaşırız.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .