HALK KARAR VERSİN…

HALK KARAR VERSİN…

17.11.2016

Kırşehir’imizde olduğu gibi ülkemizde de hemen her gün Başkanlık seçimi konuşuluyor. Buna ilave olarak birde AB’ye girelim mi, girmeyelim mi? Vazgeçelim mi, vazgeçmeyelim mi? konusunun da fazlaca dillendirilmeye başladığını görmekteyiz. 40 yıldır ülkemizi Avrupa kapısında bekleten ikiyüzlü ve alçak batı bizi yıllardır oyalayıp duruyor. Biz neden girelim ki Avrupa Birliğine? Avrupa’dan zaten zengin ve rahat […]

Kırşehir’imizde olduğu gibi ülkemizde de hemen her gün Başkanlık seçimi konuşuluyor. Buna ilave olarak birde AB’ye girelim mi, girmeyelim mi? Vazgeçelim mi, vazgeçmeyelim mi? konusunun da fazlaca dillendirilmeye başladığını görmekteyiz.
40 yıldır ülkemizi Avrupa kapısında bekleten ikiyüzlü ve alçak batı bizi yıllardır oyalayıp duruyor.
Biz neden girelim ki Avrupa Birliğine? Avrupa’dan zaten zengin ve rahat yaşıyoruz varsın birlikte olmayalım. Bizden çok çok geride olan ülkelerin bile bir iki yıl içinde girdiği bu birliğe bizim girmemiz artık neredeyse imkânsız. Çünkü biz ikiyüzlü Avrupa’nın ahlaki olmayan isteklerini yapamayız yapmamalıyız da.
Şu an daha önemli olan bir konuya Başkanlık sistemine bir göz atalım. Öncelikle bu başkanlık sisteminin artıları eksiler halka güzelce anlatılmalı.
Buradaki asıl amaç, ülke yönetiminin yaptığı işlemlerde hızlı karar alması ve uygulamaya geçmesi. Yoksa diktatörlük, padişahlık gibi bir şey asla değil. Yürütme tek kişiden oluşmaktadır ve bunun başında bulunacak olan Başkanı da halk seçmektedir. Zaten Milletvekillerini de halk seçmiyor mu?
Başkanın yasamayı fesih etme gibi bir gücü de bulunmamaktadır. Yapılan Halk oylamasının sonucunda bir seçiciler kurulu seçilmektedir. Kuvvetler ayrılığı ise; Başkanlık sisteminde oluşturulacak olan bu iki birimin bir birini denetlemesine olanak sağlamakta ve böylelikle olası suiistimaller ve makamı kötüye kullanma olanağını ortadan kaldırmış olacaktır.
Peki bu başkanlık sistemi ile yönetilen ülkeler kimler?
Başta ABD, Brezilya, Arjantin, Afganistan, Güney Kore, Ermenistan, İran, Paraguay, Peru, Şili, Azerbaycan gibi ülkeler.
Burada başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerde sistem farklılık gösterebilmektedir. Seçilmiş olan Başkanın değiştirilmesi mümkün değildir. Halktan aldığı bu yetki ile başkan, Bakanlar kurulunu doğrudan kendisine bağlar, Başkan ve aynı zamanda Bakanlar kurulu üyeleri parlamentonun bir üyesi değildirler. Başkan aynı zamanda TSK’nın da direk başıdır. Başkanlıkta yeteri kadar yardımcı olabilir.
Mesela Tayyip Erdoğan’ın Başkan olduğunu düşünürsek, Binali Yıldırım ve Devlet Bahçeli’nin başkan yardımcısı olması gibi…!
ABD ‘de kimse başkanlık sistemini yadırgamıyor hatta sistemin tıkır tıkır işlemesinden son derece memnun ama bizde böyle bir konuyu dillendirince ne hikmetse hemen her kesimden olumsuz tepki alınıyor.
Öyle ki ekonomi bile negatif yönden tesir altında kalıyor. Varsa olumsuzluklarının da elbette konuşulması gerekir.
Burada Hükümete düşün ülkemizde uygulanacak olan veya uygulanması düşünülen Başkanlığın nasıl olacağının halka iyi anlatılması yoksa “ben istedim, halka gittim”, ” halk beni nasıl olsa seçer” mantığı doğru bir yaklaşım değildir.
Öte yandan Başkanlık için kesinlikle ve acilen referanduma gidilmesi ve bir an evvel gündemden kaldırılması gerekir.
Referandum sadece Başkanlık için olmamalı…!
Başkanlık sisteminde olduğu gibi, AB içinde yine halka gidilip “devam mı, tamamı” diye sorulmalı… Son olarak yine referanduma gidecek olan bir diğer önemli hususta idam.
Devlete, halka ve sisteme yönelik tüm kalkışma, darbe girişimi, çocuk ve kadın istismarı (tecavüz) ve tabii ki terör örgütlerine karşı halka gidilmeli en doğru kararı halk verir ve vermeli. Yoksa bu konularda her gün spekülasyonlar çıkıyor ve Ülkemiz başta ekonomik anlamda olmak üzere birçok konuda sıkıntı yaşamak zorunda kalıyor.
Devletimizin terör örgütleri ile yaptığı mücadeleyi sonuna kadar destekliyor bir tek terör örgütü mensubu kalmadığından emin olana kadarda mücadelenin sürmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bir de son olarak artık yüzümüzü AB’ye değil tüm gücümüz ile Asya ya dönmeliyiz. Rusya, Çin, Hindistan ve İran gibi güçlü ülkeler ile alternatif Asya Birliği kurulması için gereken her adım atılmalıdır. Bu ülke olarak emin olun her konuda bizim menfaatimizedir.
Unutmamalıyız ki; ilkesiz siyaset, vicdanımızı zorlayan eğlenceler, çalışmadan kazanılan zenginlik, karaktersiz bilim insanları, ahlaktan bihaber bir iş dünyası, insan sevgisinden yoksun bilim, özveriden ve eleştiriden uzak bir din anlayışı ve tabiî ki ülkesini sevmeyen bir halk bizim yok olmamıza sebeptir…
Sevgi ile kalın…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .