GÖRDÜKLERİM

GÖRDÜKLERİM

15.08.2019

Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Tabi ki bu Kurban Bayramında, insanlarında tadı tuzu yoktu. Herkes kendi sevdasındaydı. Artık bırakın bayramlarda komşu ziyaretlerine geleni, selam alan, selam veren komşuları dahi özler olduk. Her bayram gibi bir önceki bayramlara özlem duyduk. Öncelikle asıl amacı kesilen kurbanların etlerinin ihtiyaç sahibi insanlara dağıtarak Allah’a yakınlaşmak olan Kurban Bayramı […]

Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Tabi ki bu Kurban Bayramında, insanlarında tadı tuzu yoktu. Herkes kendi sevdasındaydı. Artık bırakın bayramlarda komşu ziyaretlerine geleni, selam alan, selam veren komşuları dahi özler olduk.
Her bayram gibi bir önceki bayramlara özlem duyduk.
Öncelikle asıl amacı kesilen kurbanların etlerinin ihtiyaç sahibi insanlara dağıtarak Allah’a yakınlaşmak olan Kurban Bayramı ne yazık ki amacından uzaklaşmış, ihtiyaç sahiplerine dağıtarak Allah’a yakınlaşmak yerine kavurmalık, etlik ve sucuk yapmak için kesilen kurban haline gelmiştir.
Kırşehir’de Kurban Bayramının ikinci günü sabah saat yediden itibaren kasapların önünde oluşan kuyruklarla birlikte kovalara konulan kilolarca etler kıyma çektirilmiş, üçüncü gün de sucuk yaptırılmıştır.
Yani Allah Rızası için Kurban keserek fakire, fukaraya dağıtmak rafa kaldırılmış, kendimizin kesip, kendimizin yediği kurban haline gelmiştir.
Kurban Bayramından günler öncesinden Kırşehir’ de faaliyet gösteren baharatçılarda sucuk içi hazırlanır, kasaplarda kıyma çekilir, sucuk yapılır, bıçak bileyicilerde bıçak bilenir yazılarını camlara asmışlardır. Bu iş yerleri Kırşehir Ticaret Odasına veya Esnaf Odalarına kayıtlı, iş yeri ruhsatı ve çalışma izni olan, devletine vergi veren, SGK primlerini ödeyen, yanında çalıştırdıkları insanlarla istihdama katkıda bulunan, elektrik, su ve diğer giderleri ödeyen evlerine ekmek götüren iş yerleridir. Kasaplar, kıyma çekecekler, sucuk yapacaklar, bıçak bileyiciler, bıçakları bileyecekler.
Olması gereken gerçek durum bu iken, ne yazık ki Kurban Bayramına bir kaç gün kala kasaplar dışında bazı dükkânlar camlarına “ET ÇEKİLİR”, “BIÇAK BİLENİR” yazılarını asarak kaldırımlara koydukları aletlerle bıçak bilediler, bayramda et çektiler.
Ne güzel iş. Kira yok, devlete vergi vermek yok, sigorta ve Bağ-Kur primleri ödemek yok.
Ama Kırşehir’de ne devletin ilgili kurumları, ne belediye zabıtaları bu durumları kontrol ederek bunlara “bu işler sizlerin işi değil, sizler bu işleri yapamazsınız, bunları yapan dükkanlar var” diyerek gerekli yaptırımları yapmadılar.
Kasaplar dışında et çekenlere ne demeli?
Yine Kırşehir’de kenar mahallelerde faaliyet gösteren bazı bakkal dükkânları, merkezde bulunan ve başka iş kollarında faaliyet gösteren çok sayıda dükkânlar Kırşehir’de caddelere, kaldırımlara koydukları “Et çekme” makinalarıyla rüzgarlı havalarda toz toprak içerisinde et çektiler, vatandaşlar ortam sağlıklı mı, değil mi bakmadan buralarda et çektirdiler ve yine devletin ilgili kurumları, sağlık müdürlüğü, Kırşehir Belediye Zabıtaları gerekli denetimleri yaparak bu kişileri uyarıp, tezgahlarını kaldırmaları yönünde uyarmayarak gerekli yaptırımları uygulamamıştır.
Bu çok tezat ve garip bir durum olup, önümüzde ki bayramlarda gerekli tedbirlerin alınması herkesin kendi işini yapması ve birbirlerine saygı bakımından önemlidir.
Arife günü mezarlıklarda çok tuhaf olaylar gördüm. Vatandaşlar ölen yakınlarının mezarlarını ziyarete gidiyor, mezarlara su dökecekler ama mezarlıklar ve mezarlıklarda bulunan çeşmeler resmen Suriyeli çocuklar tarafından istila edilmiş vatandaşlar rahatça çeşmelerden su dolduramıyor, mezar başında dua okurken hem de üç veya beş Suriyeli çocuk gelerek “su dökelim mi?” diyorlar. “Hayır, biz döktük” diyoruz, “Bir lira verin biz de dökelim” diyorlar. Bu duruma çözüm bulmak en azından arife günlerinde mezarlıklara güvenlik personeli vererek bu kargaşaların önüne geçilmesi yerinde uygulama olacaktır.
Söz mezarlıklardan açılmışken bir konuya değinmek istiyorum. Normalde Aşıkpaşa Mezarlığında annem ile babamın mezarları olması nedeniyle her hafta mezarlığa giderim. Ancak otuz beş gün Kırşehir dışında olmam, geldikten sonra gitmek için fırsat bulamadığımdan yaklaşık iki aydır mezarlığa gidemedim. Kurban Bayramı arifesinde annemin mezarına gittim ki annemin mezarının ayak ucu tarafına cenaze gömülmüş ve de kısa sürede mezarı yapılmış. Buraya kadar sorun yok. Lakin annemin mezarının olduğu yerde cenaze gömülecek kadar yer yoktu. O alana nasıl cenaze gömebildiniz bu bir tarafa mezarı yapan kişiler o mezarı nasıl sığdırmışlar o bir tarafa.
İnanın o mezarı oraya kazanlara, mezarı yapanlara ödül vermek lazım. Burada cenaze sahiplerine bir şey demek istemiyorum. Onlar mezar yapan ustalarla görüşmüşler, ustada gelip yapmış. Burada sözüm mezar ustasına ; “Sen nasıl bir mezar ustasısın ki para kazanmak için hiç olmayacak şekilde mezar yapıyor ve başkasının mezarının üzerine çıkıyorsun. Hiç mi o mezarda yatana ve mezarı yaptıranlara saygın yok?
Eğer o mezarlıkta mezarı yapan ustanın telefonu olsa arayıp konuşacağım ama telefonunu da yazmamış, oysa benim annemin mezarını yapan ustanın telefonu mezar baş taşında yazıyor. Bir ara bu durumu araştırayım, Zabıta Müdürlüğüne şikâyet edeyim veya Kırşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğüne gidip, durumu anlatayım cenaze sahiplerine ulaşmaya çalışayım dedim ama karşı taraftan “bizim yakınımız ölmüş, ciğerimiz yanmış sen nelerle uğraşıyorsun?” derlerse bu kez kendimden utanırım dedim sessiz kaldım ve mezarı yapan zat hakkında iyi şeyler söylemedim.
Kurban Bayramı nedeniyle bazı konulara değinmişken bir konuya daha değinmek istiyorum.
Dönerciler. Evet dönerciler.
Bayramdan önce arkadaşımla Kırşehir’de tanınmış, adından söz ettiren ve herkesin gittiği dönerciye gittik. İkimizde siparişi verirken soğansız olsun dedik, ama dönerler soğanlı geldi, “biz soğansız istedik değiştirebilir misiniz?” dedik götürdüler iki dakika sonra asık suratla tekrar getirdiler ve tabakları masaya sert bir şekilde koydular.
Estağfurullah diyerek ses çıkarmadık, ekmeğin arasını açtık baktık ki içinde çok az bir et ve bolca marul var, yani et döner değil marul döner yedik. çıkışta hesabı öderken baktım ki etrafa çalışanların ellerinde eldiven yok, ağızlarında maske yok, başlarında şapka yok, üstlerinde iş önlüğü yok, çalışanlar eldivensiz alıp, alıp koyuyorlar dönerleri, marul, soğan ve domatesleri. Birde ekmeğin arasına etleri koyarken kara düzen koyuyorlar etleri, ellerine ne kadar gelirse. Tezgahlarında terazi yok. Örneğin ekmeğin içerisine elli gram et konulacaksa teraziyle tartılarak konulur, bunların hiç biri yok, standart yok.
Bu olaydan bir gün sonra gezebildiğim kadar et ve tavuk dönerci gezdim gördüğüm manzara aynı, yok birbirlerinden farkları, al birini, vur ötekine. Ne hijyen var, ne çalışanların ellerinde eldiven, ağızlarında, maske, başlarında şapka ve üstlerinde temiz bir iş önlüğü var. Et ve tavuk dönerleri ekmek içerisine koyarken teraziyle tartmadan kara düzen koyuyorlar.
Bu konu insan sağlığı açısından önemli olup, Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğünün, Kırşehir Belediyesinin gerekli kontrolleri yaparak et ve tavuk dönercilere çeki düzen vermeleri, dönerlerin tartılarak gramla verilmesi ve eldiven, ağız maskesi, şapka ve iş önlüğü kullandırılmalarının sağlık açısından ve vatandaşın marul değil, döner yemesi bakımından önemlidir.
Bu nedenle sağlıkçılarımız, gıda mühendislerimiz, veterinerlerimiz, zabıtalarımız masa başlarında oturmak yerine sahaya inerek buraları denetlemelidirler.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .