Geleceğin ameleleri okusun

Geleceğin ameleleri okusun

14.05.2016

Şehrimiz Kırşehir’in amele pazarını bilenler bilir. İhtiyacı olanlar gider işçi kiralar ve işini gördürür. Her kentin kıyısında köşesinde ya da merkezi yerlerinde amele pazarları vardır. Amele pazarlarında iş bekleyen insanlar günü birlik işlere giderler. Hamaliye işleri de bu amele pazarlarından çıkar. Hamaliye işleri olsun günlük bağ bahçe işleri olsun ihtiyacı olan gider amele pazarlarından pazarlık […]

Şehrimiz Kırşehir’in amele pazarını bilenler bilir. İhtiyacı olanlar gider işçi kiralar ve işini gördürür.
Her kentin kıyısında köşesinde ya da merkezi yerlerinde amele pazarları vardır. Amele pazarlarında iş bekleyen insanlar günü birlik işlere giderler. Hamaliye işleri de bu amele pazarlarından çıkar. Hamaliye işleri olsun günlük bağ bahçe işleri olsun ihtiyacı olan gider amele pazarlarından pazarlık usulü anlaştığı kişi veya kişilere işlerini yaptırır. İş gören için ertesi gün yine iş arama zorunluluğu vardır. İş veren ise işini gördürmüş, ücretini ödemiş ve hatta çalışanın emeğini vermiştir vicdanı rahattır. Ertesi günü iş gördüren iş veren hiç ilgilenmez. Modern kölelik işte. Modern kölelik düzeni maalesef mevcut hükümet tarafından hayata geçirilmeye çalışılıyor. Almanya da yasası çıkarılmış olup en az yüzde otuzunu etkilemeye başlamış çalışanlarının. Aynı kabul edilemez yasa Türkiye’mizde de uygulanmaya çalışılıyor. Koskoca 1 Mayıs geçti. Ne çalışanların sendikaları, ne de işçi dostu partiler, dernekler yan yana gelemediler. Mevcut yasaya karşı duramadılar.
Halbuki, ülkem amele pazarına çevriliyor. Tüm çalışanlar amele pazarında iş bekler gibi kiralık işçi büroları önünde bekleyecekler. Artık fabrikaların, iş yerlerinin çalışanı olamayacak. Fabrikalar kiralık işçi bürolarından geçici işçi kiralayacak. Taşeronluktan da beter… İki üç üniversite bitirmen birkaç dil bilmen önemli değil. Bu işin mavi ya da beyaz yakalı olmak ile ilgisi yok… Kimse işinde uzman olamayacak.
Kısaca tüm çalışanların, potansiyel çalışacakların yani çocuklarımız ve torunlarımızın geleceği çalınıyor… Ülkemizin elimizden kaydırılıp yok edilmeye çalışılması gibi, insanımızı da hak ve hukukundan yoksun hale getirip karın tokluğuna modern köleler olarak çalıştırmak istiyorlar…
İnsanlar köleleştikçe daha azgın sömürü gerçekleştirmek kolaylaşacaktır.
Ayriyeten, BES denilen Bireysel Emeklilik Sigortası da çalışanların başına bela olarak çıkarılıyor. Yani kendi sigortanı kendin yatır. İş bulup çalışabilirsen.
“Arap Baharı” öncesi Arap ülkelerinin yaşam şekillerini bir düşünün. Libya’yı bir düşünün. Libya kalmış mıdır? Libyalı kalmış mıdır? Tıpkısının aynısını bir Ortadoğu ülkesi olan ülkemde de yapmaya çalışacaklar…
Suriye kalmış mıdır? Suriye’den ülkemize sığınan 3 milyon sığınmacı da canları pahasına ülkemize gelmiştir. Bir çokları sokaklar da, mülteci kamplarında taciz ve tecavüzlere uğruyorlar, fuhuşa zorlanıyorlar. Nizip kampında 14 kameranın bozuk olması, 40 erkek çocuğuna birkaç lira karşılığ4ı tecavüz edilmesi tesadüf müdür? Bir kereden bir şey olmaz mı denilecektir? Aile Bakanlığı ne işe yarar Allah aşkına? Bağdemleme ve kabaklama deyip geçilsin mi şimdi? Bize canlarını emanet eden mülteciler, böle mi korunuyor? Tüm haksızlıklar baskılar tacizlerle yetişecek bu mülteciler ileride çok büyük sorun yumakları yaratacak, unutmayın… Merdiven altı işletmelerde ölümüne çalıştırılıyorlar, mülteci işçiler. Mülteci geçici işçilik neredeyse kalıcı hale getirildi. Bedava mülteci çalıştırmak dururken iş verenler çalışanlarına önem verir mi sanıyorsunuz?
İŞTE BÜTÜN BU YAZDIKLARIMA BENZER BİR ÇOK CÜMLEYİ 1 MAYIS ALANI OLARAK İSTEYİP VERİLMEYEN CACABEY MEYDANI’NDA YAPMAK İSTEDİK… Meydan’a miting izni verilmediği gibi 1 Mayıs bayramında basın açıklaması yapmamıza dahi müsaade edilmedi, güvenlik güçlerince. Aynı güvenlik güçlerinin kameraları karşısında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamasında suç duyurusunda bulunmuştuk; memleketimin savcılarına. 1 Mayıs’ta Cacabey Meydanı’nda basın açıklama yapmamız yine engellendi. Gerekçe: Valiliğin her türden gösteriyi geçici olarak Cacabey Meydanı’nda yasaklaması. Pekiyi bu yasak meydana kurulan yemek çadırları, etkinlik çadırları için geçerli değil mi? Yalnızca işçinin, emekçinin ve sol partilerin açıklama, toplantı ve mitingleri için mi çıkartıldı geçici Cacabey Meydan nümayiş yazısı. Ve nasıl kalıcı hale geldi? Cumhuriyet Savcıları konu ile ilgili valilik yazısını görürlerse mesele anlaşılacaktır…
Bir Beşiktaş seveni olarak söylüyorum; merak eden Pazar gecesi Cacabey Meydanı’na şampiyonluk kutlamasına çıkmış mı çıkmamış mı taraftarlar araştırsınlar ne olur?
Sakatlar Haftası da dilek balonu uçurmak için aynı saatlerde Cacabey Alanı’na toplanan devrimci gençler adeta kent parka süpürüldüler. Gerek engelliler ve gerekse de devrimciler hır gür istemediler. Dilek balonlarını Kent Park girişinde uçurdular…
Bu Cacabey Meydanı için ölçü nedir? Gerçekten merak ediyor insanlar…
KİRALIK İŞÇİ BÜROLARI ve BİREYSEL EMEKLİLİK SİGORTASI konusunda kısa alıntılar yapacağım. Meselenin daha iyi anlaşılması için. Nasıl bir ülke emanet edeceğiz çocuklarımıza görün bakalım. Açlıkla terbiye edilip, bir çok şeye mecbur etmeye çalışacaklar. Serhat Öngel “ ‘Fırsat Pazarı yazısından.’ İşçinin emeğini satma özgürlüğünü ticaret konusu haline getiren, iş gücü piyasasının altını oyacak olan kiralık işçi uygulaması, modern bir dayı başılık sistemi. Sistemle işsize iş değil, kölelik bürosu seçeneği sunuluyor. İşsizin “ne iş olsa yaparım” çaresizliği kurumsallaşıyor. “İşsizlik kader değil, size süreğen bir geçici iş verelim. Hiç bitmesin işsizliğiniz”. Böyle diyorlar. ‘Hesap Günü Gelecek mi? yazısından.’ Kiralık işçilik uygulaması geçen hafta, sendikaların itirazlarına rağmen gece yarısı TBMM genel kurulunda kabul edildi. İtirazlar son derece cılızdı. Milyonlarca işçinin geleceğini belirleyecek olan bu yasanın bu kadar sakin bir biçimde parlamentodan geçmesi elbette düşündürücü.
Gündem; Başbakan Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinin sonrasında, Başbakanlığı 22 Mayıs’ta yapılacak parti kongresi ile başka bir adaya bırakacağını ilan etmesi idi.
Ülke gündemi bu haberle çalkalanıyordu.
Kurtlar puslu havayı sever. Bu gündem içerisinde TBMM’de yasa mesaisindeki AKP milletvekillerinin gece yarısına kadar sürdürdükleri kararlı duruş takdire değer.
Pek çok firma yasa çıkmadan işten çıkartmalarla hazırlıklarına başladı.
Bir istihdam bürosuna kayıtlı işsiz oluyorsunuz. İstihdam bürosu sizi kiralayacak bir işyeri buldu mu sizi çağırıyor. Bir süre çalışıyorsunuz. İş bitiyor. Tekrar bekleme faslı. Bu sürede işsiz olsanız da kayıtlarda işsiz sayılmıyorsunuz. İşsiz sayısı azalıyor. Bakan 300 bin kişiye bu yöntemle iş vaat ediyor. Gittiğiniz firmada yabancısınız. İş arkadaşınız bile olmuyor. Kalıcı ilişkiler yok. İşverenin üzerinizde mutlak hâkimiyeti var.
Sonra taşeron çalışanlarımız var. Sayıları 2 milyona yakın. Her yıl başında, ya da iş bitmesine yakın ne olacak benim halim diye soran. Yasa ile kamudakiler için 3 yıl sözleşmeler gündeme geldi. Kadro diye taşeronluktan beter özel statüler hazırlanıyor.”
Aziz Çelik: “Zorunlu BES hukuksuz ve adaletsiz yazısından.’ Halen gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanan ve tamamlayıcı özel bir sigorta sistemi olan BES zorunlu hale getirilecek. Zorunlu BES ile ücretlerden kesilecek miktar en az 50 TL olacak. Sisteme işveren katkısı olmayacak, halen yüzde 25 olan devlet katkısı ise devam edecek. Zorunlu BES 50’den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde ve 45 yaşın altında yeni işe girenlere mecburi olacak.
Zorunlu BES ücretleri eritecek. Ücret düzeyine göre bu miktar artabilecek. BES kesintisi işçinin ücretinden yapılacak. En az 50 TL olması öngörülen zorunlu BES kesintisi ile asgari ücret 50 TL azalacak. Öte yandan 8 veya 9’uncu ayda yüzde 20’lik vergi dilimine girecek olan asgari ücretlinin buradan da kaybı olacak. Asgari ücretliyi hem BES hem de vergi dilimi vuracak.’
‘Kiralık işçilik çıkarken ne yaptın?, yazısından’ ‘Hükümet yasayı tereyağından kıl çeker gibi çıkarttı. 2009’da o dönemki kiralık işçilik girişimine karşı ortak tutum alan ve yasanın veto edilmesini sağlayan işçi örgütleri bu kez darmadağınıktı. Emek Platformunun yerinde yeller esiyordu. Sendikaların ezici çoğunluğu hükümet karşısında el pençe divandı. Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonu, 800 bin (yazıyla sekiz yüz bin) üyesi olan Türk-İş kiralık işçiliğe karşı Meclis’in önünde 800 kişi toplayamadı. Ciddi dişe dokunur bir eylem gerçekleştiremedi. Türk-İş, belki de tarihinin en pasif ve etkisiz dönemini yaşadı. Hükümeti rahatsız etmemek için azami gayret gösterdi.
Kiralık işçilik Ankara’da meclisin gündemindeyken, 1 Mayıs’ta Ankara yerine Çanakkale’de dışarıdan taşınan işçilerle miting yapmayı tercih etti. “Ankara’da Türk-İş vardır” sloganı kağıt üzerinden de silindi.
Kiralık işçilik yasası çıkarken kılını kıpırdatmayanlar, kiralık işçilik yasası çıkarken sade suya tirit açıklamalarla yetinenler gün gelecek bugünün çocukları ve gençleri (yarının kiralık işçileri) soracak size: “Kiralık işçilik çıkarken ne yapıyordunuz?” O çocuklar soracak size: “Fransa’da Türkiye ile aynı zamanda gündeme gelen esnek çalışmaya karşı gençlerin, işçilerin, sendikaların gösterdiği direncin onda birini burada siz niye göstermediniz?”
Kiralık işçiliğe karşı güçlerini seferber etmeyenler, sokağa çıkamayanlar, miting yapamayanlar, caydırıcı bir güç oluşturamayanlar bugünü kurtardınız. Aferin size! Ama bugünün yarını da var. Yarın kiralık işçi olarak çalışacak olan yüz binler, milyonlar sizi nasıl anacak, sizi nasıl hatırlayacak, bir fikriniz var mı?”
Geleceğin ameleleri olacak gençlerimiz okur da anlar inşallah bu yazılanları. Gözlerimi yaşartıyor pırıl pırıl gençlerin üniversitelerini bitirmeleri mezuniyet kınaları, mezuniyet geceleri ve toplu mezuniyet törenleri… Aileleri ile topluca mezuniyet… İyi de seni istihdam edecekler senin geleceğini karartmak ile meşgul hal ve vaziyette. Senin oyların ile hükümet ettiklerin, senin işini, aşını, sendikanı, sigortanı yok etmekle meşgul, haberin var mı?
Kırşehir’de üniversite eğitimi alan genç arkadaşlara ırgatlar, ameleler diye hitap ediyorum, sürekli …Yalan mı?



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .