Geçmişi unutmadık!

Geçmişi unutmadık!

30.08.2018

Tarih ve kültür şehri Kırşehirimin geleceği için yazmaktan elbette yorulmayacağım. Bataklıktaki son sinek yok olana dek. Hepimiz biliyoruz ki, bu memleket yıllardır, vicdansızlardan, gamsızlardan, çıkarcılardan çekti, ne çektiyse. Halimiz ortada, üreten bir Kırşehir yerine, kent göbeği sirkinde maymunların dansını izliyoruz. Her zaman söylerim bu halk hafızasına çakılanı unutmaz. Sanmayın ki, kendilerinden habersiz ve balık hafızalıdırlar. […]

Tarih ve kültür şehri Kırşehirimin geleceği için yazmaktan elbette yorulmayacağım. Bataklıktaki son sinek yok olana dek.
Hepimiz biliyoruz ki, bu memleket yıllardır, vicdansızlardan, gamsızlardan, çıkarcılardan çekti, ne çektiyse. Halimiz ortada, üreten bir Kırşehir yerine, kent göbeği sirkinde maymunların dansını izliyoruz.
Her zaman söylerim bu halk hafızasına çakılanı unutmaz. Sanmayın ki, kendilerinden habersiz ve balık hafızalıdırlar. Bu yüzden herkes çapının hakkını vermelidir. Keza halkın çapsızlara da tahammülü yoktur.
Evet, dönemin YİMPAŞ şirketler grubunun piyasaya fırlattığı bir sanatçı vardı hatırlarsanız. Ciklet parasına 60’lık bantları satılmaya başladı o yıllarda. Ülkem öyle dönemler geçmişti ki, ülkem uğruna sürülmüş, sömürülmüş, öldürülmüş aydın ve sanatçıların müzik albümlerini dinler, kitaplarını okurdum. Yaşım o dönemler 17. Bir anda sistemin ortasına bir sanatçı düştü; elinde bağlama, halkı ve hakkı söylüyordu adeta. Yine o yıllarda kesinlikle emin olup gözlemlediğim bir şey vardı, hayata ve kıl tanesi kadar bedel ödememiş, cemaat yapısının yoğurdu bir sanatçı karşımızdaydı.
Dedim ya, ülkesi ve halkı için bedel ödememiş bir kimse benim gözümde, elimde bağlama, bir anda sanat yapmış sayılmaz, sanatçı olamazdı. O yılların bu ürünü 2015 yılında milletvekili olarak karşımızdaydı.
Vay ülkem vay!
Daha sinek kadar bedel ödememiş bir tip gazını alamayanlar, bir de Neşet Ertaş’ın ‘ozan olmadığını dile getirmediler mi bu ülkede?
Tam bir asılsızlık, tam bir kendini bir şey sanma, tam bir şımarma; nereye koyarsan koy. İşte buna deliriyorum. Hiç bir şeyden ve hiç bir insani mücadeleden haberi olmayan insanların, sanatçı, vekil, siyasetçi, bürokrat olup adam diye karşımıza çıkmalarına çıldırıyorum. Öfke duyuyorum.
Bir kişinin söylemleri ile “Bozkırın Tezenesi” ozan olmaktan kim, hangi güç çıkarabilir ki?
İşte bugün Büyük Ozanımız Neşet Ertaş dilden dile, gönülden gönüle anılıyor ve unutulmuyorsa halkın gönlünde taht kurmasından değil mi?
Neşet Ertaş’ın tırnağı olamayanlar, arkasına siyasetçileri alarak Türk halkının gönlünden silebileceklerini düşünüyorlarsa avuçlarını yalarlar.
Neşet Ertaş kim onlar kim?
Açıkça yazıyorum. Bu memleketin sanatına ve sanatçısına engereklik yapan hiç bir kimseyi görmek istiyoruz. Böylesine nereye gireceğini bilmeyen şizofren sanat adamlarının elinden tutup getirmeye yeltenenleri de kınıyor, aklını, adamlığını biraz araştırmaya, biraz bilinçli sosyal çıkışlara ve utanca davet ediyorum. Tabi utanacak ve kızaracak yüzleri varsa…
İşte Kırşehir’im böyle…
Tarih ve kültür şehri lafla olmuyor beyler! Kırşehir’e, tarihine, kültürüne, yetiştirdiği Neşet Ertaş gibi değerlerine sahip çıkmakla olur.
Dünü unutmadı, bugünü ve yarını da unutmayacağız asla…
Bugün sesimiz çıkmıyorsa, sabrımızdan ve asaletimizdendir. Yeri gelince öyle bir ses çıkar ki bunun önünde kimse duramaz.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .