Gece bekçi düdüklerinin huzur verici seslerini özledik

Gece bekçi düdüklerinin huzur verici seslerini özledik

12.04.2016

Tanrının cennetinde attığı bir lanetliyi biz baş tacı yapıyoruz ve hatta para verip kendimize uygulatıyoruz. Bu nasıl abes bir davranış, nasıl akla ve mantığa sığmayan bir uygulamadır. Allah’ın makamından kovduğu dayağı biz kutsal sayıp saygıyla anıyoruz. Cennette, çıkan yani Tanrının makamından kovduğu cehennemliği, yasalara uymayanlara uygulanır mantığı ile çözüm aracı olarak kullanıyoruz, yasalara uysun diye. […]

Tanrının cennetinde attığı bir lanetliyi biz baş tacı yapıyoruz ve hatta para verip kendimize uygulatıyoruz. Bu nasıl abes bir davranış, nasıl akla ve mantığa sığmayan bir uygulamadır. Allah’ın makamından kovduğu dayağı biz kutsal sayıp saygıyla anıyoruz.
Cennette, çıkan yani Tanrının makamından kovduğu cehennemliği, yasalara uymayanlara uygulanır mantığı ile çözüm aracı olarak kullanıyoruz, yasalara uysun diye.
Ben Kırşehir’de çocukluğumda bu yaşıma kadar yasalara hiç mi uymadım da bu lanetle hep tanıştım acaba?
Herkesin öyle yahut böyle bu lanetle tanışmaması mümkün değil. Hem küm diyen yalan söyler, herkes az ya da çok bunun ucundan kıyısından lezzetini tatmıştır.
Bunun fiziki uygulamasından ziyade manevi uygulaması da bazen ömür boyu unutulmayacak izler bırakır yaşantımızda. Anadolu kültüründe dayağın ayrı bir yeri vardır, bu da savaş alanlarında alınan boğuş ve dalaş atmosferinde etkilenmemizdendir herhalde.
Evde anne baba, okulda öğretmen, askerde komutan, sokakta maganda, yaşamda ise devletin sopası sırtımızda hiç eksik olmadı.
Kadınlar için daha talihsiz bir söylev vardır, nerdeyse atasözü gibi kullanılır. Anadolu’da bilmeyen yoktur. “Kadının karnında sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin”. Bu nasıl atasözü ise!
Peki, bunu yiyen mi arzu ediyor, yoksa yediren mi, tadı ve lezzetti hoşa giden nesne değil ki arzulayasın. Uygulayan içinde ayrı bir zahmet, odun bulacaksın onu isteyene uygulayacaksın! Sinir sisteminin gayet sağlam olması gerekir. Tabi bu durum mecburiyet durumunda olanlar için öfkeleri dizginlemek ayrı bir yetenek gerektirecek bir durum için geçerli. Ani ve sokak kargaşalarında olay parlar ölçü kaçarsa iki taraf içinde tehlike çanları çalar. Çünkü herkes şimdi işin kolayına kaçıyor, çek tetiği, bitir işi!
Bunun ölçü ve ayarını daha iyi uygulayan öğretmenimsi zatlar zaman zaman ekranlarda gerdan kırıyor ve uzak doğu sporlarını aratmayacak bir performansla küçücük kendisine emanet edilen çocuklara uyguladığı şiddetle, aldığı eğitimin hakkını veriyor görüntüsü sergiliyor.
Kalan eksikliklerini diğer meslek arkadaşlarının kural hatası yapmadan, alttan ve üstten girerek on üç yaşındaki talebeyi nakavt edip raundu 1-0 önde tamamlıyorlar! Bu maçların yorumunu eğitimle ilgilenen kurumlar verir diye düşünüyor ve ümit ediyorum.
Sokak hâkimiyetini azimle elinde tutmaya çalışan kolluk kuvvetlerinin (son TV görüntülerinde uygulamalar terse dönmüş gibi) taktik ve araçları biraz daha modern ve o kadarda acımasız.
İnsan sağlığını son derece etkileyici çeşitli gazlar, ellerinde tek darbeyle insani öldürebilecek sopalar (Buna da güya kibarmış süsü verilerek cop diyorlar, Anadolu’da buna çoban sopası derler) İşin garip tarafı o copu kullananın aylığı ve copun parası, lobutu yiyenler tarafından ödeniyor.
Ne garip bir uygulama değil mi?
Toplumda herkesin yaşam standardı aynı ise, köteklemeye ne gerek var. Yok, aynı değil de bir takım haksızlıklar protesto ediliyorsa, görünen düzensizliği hizaya getirmenin yolu kötek midir? Eğer kötekle her şey rayına oturuyorsa bir sürü bürokrasi ve kurumlara ne gerek var?
Topla biraz bileği kalın aymaz, ver eline sopayı ve silahı, düzeltsin bozulan toplum disiplinini ve akordunu!
Gerçekten toplum huzurunu bozan aymazlarında cezasını, kendilerine yakışır bir uygulamayla yaşamlarına sunulmalıdır. Asayiş ve emniyet sopayla sağlanacaksa, yasalara mahkemelere ne gerek vardı?
Eh buda benim önerim yok iyi değilse topla halkı meydana yatır falakaya sağla asayişi. Tercih hâkimiyeti ele geçireninse ona da diyecek bir kelamımız yok güçsüzün işi Allah’a kalmış demektir.
Son zamanlarda toplumda şöyle bir algılama yayılmaya başladı, devletin emniyet kuvvetleri hükümet eden siyasi partilerin çıkarı doğrultusunda hareket etmeye başladı bu toplumda güvensizlik yaratır.
Hırsızlık soygun ve disiplinsizliğin artması ve nerdeyse her kapıya özel bir güvenlikçi aranması gidişatın iyi olmadığını işaret eder tabi değerlendirmek hükümet yetkilerine düşer. Herhalde bu durumu düşünüp değerlendiren vardır. Yetkililerin nazari dikkatine sunulur.
Geceleri bekçi düdükleriyle huzurlu ve güvenli günlerin özlemini çeker olduk. O şefkatli huzur ve güven verici düdük seslerini özlemle bekliyoruz.
Çocukluğumuzda Kırşehir’deki çarşı bekçiler korurdu. Ara sıra düdük çalarak “ben buradayım!” derdi. Şimdi bu düdükleri özler olduk.
Evet, özel korumayla, özel güvenlikçiyle toplum güvenliği sağlanmaz. Maddi gücü yetersiz olan vatandaş nereye saklanacak? Maksat suç işleyeni kovalamak değil, suçun işlenmesine mani olmak en mantıklısı.
Gece bekçiliği sistemi bu işi halleder mi?
Böyle bir iddiamız yok ama en azında deliksiz bir uyku çekmemiz ve sabah huzurlu, rahat bir iş başlangıcı yapılmış olur, gece hırsızlıklarının azda olsa önü kesilmiş olur.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .