Gazeteciler Günü’nde…

Gazeteciler Günü’nde…

10.01.2019

Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ydü… Bence diğer günlerden hiçbir farkı yoktu. 42 yıldır bu mesleğin içindeyim. Artık mesleğimizin ne tadı kaldı, ne de tuzu… Gerçekten mesleğini gereği gibi yapan, ülkesine, milletine ve yaşadığı kentin daha güzel olması için yüreğini ortaya koyan, kafa yoran, haber ve yorumlarla katkı sunan meslektaşlarımın elbette gününü canı gönülden kutluyor […]

Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ydü…
Bence diğer günlerden hiçbir farkı yoktu.
42 yıldır bu mesleğin içindeyim. Artık mesleğimizin ne tadı kaldı, ne de tuzu…
Gerçekten mesleğini gereği gibi yapan, ülkesine, milletine ve yaşadığı kentin daha güzel olması için yüreğini ortaya koyan, kafa yoran, haber ve yorumlarla katkı sunan meslektaşlarımın elbette gününü canı gönülden kutluyor ve onlara iyi ki varlar diyorum.
Ya!!!
Gazeteciliği tehdit ve şantaj aracı olarak kullanıp, mesleğimizi kendi kişisel çıkarları için kullananlara!
Çalışmadan, yorulmadan, koşmadan, ülkemizi, milletimizi ve Kırşehirimizi düşünmeden sırf kendi çıkarlarını gözeten sözde gazeteci geçinenlere…
Onların verdiği zararlara kim dur diyecek ki?
Evet, dün Çalışan Gazeteciler Günü’ydü. Yani bizim günümüzmüş.
Kırşehir’i yönetenler, siyasetçiler, STK’lar, bürokrasi bizim bu günümüzü çok güzel laflarla kutladılar.
Yapılan açıklamalarla gazetelerin sayfalarını doldurdular.
Yine de sağ olsunlar, bizi hatırladıkları için!
Keşke her gün hatırlasalar.
Bugün Kırşehir’de geçimini sadece gazetecilikle sağlayan, yanında 5-10 kişi çalıştıran ve resmi ilân alan 5-6 gazete var.
Ben bu mesleğe 1975 yılında çırak olarak başladım. Halen başka bir kurumda çalışmayıp, 42 yıldır bu mesleğin içindeyim.
Bugün mesleğimizde yozlaşmanın arttığı, “yandaş-candaş” diye ayrıştırılan, özgürce haber ve yorumların yapılamadığı bir dönemden geçiyoruz ne yazık ki!
Bugün ulusal basının büyük bir bölümü holdinglerin elinde, gazetelerin patronları da devletten ihale alıyor, iş yapıyorlar. Dolayısıyla da iktidara da yakın durmaları gerekiyor. Nitekim de öyle oluyor.
Ama bizim gibi Anadolu, yani yerel basının durumu çok farklı.
Yerel basın kıt imkanlarla yaşam ve ayakta kalma mücadelesi veriyor. Çünkü yerel basının gelirinin büyük bölümü resmi ilanlardan ibaret. Resmi ilan alamayan bir gazetenin yaşama şansı hiç yok. Çünkü kurumlar abone olmuyor, bayi satışları yetersiz, bayram mesajları, ara sıra özel günlerde verilen reklam ve ilanlarla ayakta durmaya çalışıyor.
Yerel basın çalıştırdığı 7-8 fikir işçisi, bir matbaacı, 2 dağıtıcının maaşı, sigorta primini ödemek zorunda. Bunun yanında kira, elektrik, su, vergi, internet, kâğıt, kalıp, mürekkep gibi zorunlu giderleri karşılamak için adeta milli mücadele veriyorlar.
İşte Kırşehir’de 2014 yılında 12 yerel gazetenin güçlerini birleştirip, bu sayıyı 3’e indiren gazete sahipleri az-çok gelir ve giderlerini karşılayarak idare ediyorlardı. Fakat bu birliktelik bozuldu, bugün bu sayı yeniden artmaya başladı. Dolayısıyla gazetelerin pastadaki payı sürekli düştü, düşmeye de devam ediyor.
Malumunuz, geçen yıl yaşanan ekonomik krizle birlikte yatırımlar durdu, resmi ilanlar düştü, kağıt başta olmak üzere hammadde fiyatları 2-3’e katlandı. Gelirler düştü bir yıla yakın her türlü zarara rağmen onur mücadelesi vererek yayın hayatlarını sürdürüyorlar.
Biz de bu ekonomik sıkıntıdan etkilendik ve 4 yıldır günlük 12 sayfa ve renkli olarak yayınladığımız “Kırşehir Çiğdem” gazetesini 8 sayfaya indirip, siyah-beyaz olarak yayınlamak zorunda kaldık. Hala da her ay zarar ederek yayınımızı sürdürmek için çaba harcıyoruz.
Üzücü ama gerçek bu. Bugün Kırşehir’deki bütün resmi ilan gazeteler kapanma tehlikesi ile karşı karşıya…
Elbette yerel basının sorunları sadece ekonomik sorunlar değil ki!
Gazetecilik mesleği bugün yozlaştırılmış, güven duyulmayan bir meslek haline gelmiş durumda.
Eskiden gazetecilik yapmak için ya bu mesleğin tekniğinden gelme, ya da Gazetecilik Okulu’ndan mezun olma kriterleri vardı.
Gazetecilik o kadar ucuzladı ki, herkesin yapabileceği bir meslek haline geldi. İsteyen istediği gibi gazetecilik yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Gazeteci olmak için diploma, usta-kalfa gibi belgeler istenmiyor. Savcılığa bir dilekçe veriyorsun bir günde onay yazısı alıp gazete çıkartabiliyorsun.
Hatta bugün işyeri açmana, Maliye’ye kayıt olmana bile gerek yok. Bir internet sitesi kur, bir cep telefonu ile oturduğun, ya da gezdiğin yerde gazetecilik yap!
Bu kadar kolay ve basit bir iş, herkesin yapabileceği bir meslek!
Sen gazete yayınla, devletin isteği bütün gerekleri yerine getir, yanında 5-10 kişiye iş ve aş ver; kira, vergi, maaş, sigorta primi yatır, ayakta kalmak için mücadele et, diğer yandan elinde bir cep telefonuyla internet gazeteciliği yapanla aynı kefeye kon!
Maalesef Kırşehir’de gazetecilikte durum bu. Acı ama, gerçek.
Bunu yapanların bir kısmı zevkine yapıyor, bir kısmı da kamuda çalışıyor gözükmesine rağmen, bu ili yönetenlerin gözünün içine baka baka “gazeteci” olarak orda burda hava atarak yapabiliyor! Hata köşe dönüyor. Ne de olsa meydan boş! Hele bir de iktidardan yana gözüküyorsa kim dokunur ki bunlara!
Dedim ya bunlara dur diyen yok! Meydanı boş bulan ve istedikleri gibi at oynatanlarla birlikte bizler artık mücadele edemiyoruz.
Bu gidişle bizim gibi mesleğini kutsal gören, Kırşehir ve Kırşehirlilere hizmeti ilke edinen yazılı ve görsel basınımız da tek tek kapısına kilit vuracak ve meydan böylelerine kalacak!
Üzücü olan, üzüldüğümüz durum bu, ama yapacak bir şey de gelmiyor elimizden…
Yıllarca Kırşehir için kafa yoran, yorum ve haberler kaleme alan ve mesleğini layıkıyla yapan, ancak Kırşehir’de gazetecilikle ilgisi olmayan, gazeteciliği tetikçilik olarak yapanları, hatta onlara bu ili yönetenlerin yaptığı iltifatları görünce “ben gazeteci değilim” diyerek köşesine çekilen duayenlerimize bugün o kadar çok hak veriyoruz ki…
Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ydü. 365 gün içerisinde sığdırılan bir gün.
Dün bitti, gelecek seneye yeniden kutlarız! Tabi ayakta kalabilirsek!
Sorunlar devam eder, gazeteler yine ekonomik buhran içerisinde yaşam mücadelesi verir, hatta kapısına kilit vurursa ne yapalım onurluca bu mesleğe de son noktayı koyarız.
Bizden sonrası mı? Kırşehir’de yerel gazetelere, gerçek gazetecilere sahip çıkmayanların yüzü ağ olsun!
Benim için hiçbir anlam ifade etmese de, çalışan-çalışmayan tüm gerçek gazetecilerin günü kutlu olsun!…
***

Günün sözü

“Basın hürriyeti kalkarsa, vicdan, eğitim, konuşma hürriyetleri de kalkar.” F. D. Roosevelt

***

Biraz da gülelim!

Yeğen dediğin böyle olur!

Ölüm döşeğindeki adam, yeğenini yanına çağırdı:
“Senden başka kimsem yok… Beş milyon liram yastığın altında duruyor. O parayı alır görkemli bir taş yaptırır, üstüne adımı yazdırırsın. Ara sıra da ziyaretime gelirsin.”
Adam öldü, yeğen bir pırlanta yüzük alarak parmağına taktı.
“Ölünün vasiyeti böyle mi yerine getirilir?” diyenlere şu karşılığı veriyordu:
“Taş al dedi, en pahalısından aldım. Üstüne adımı yaz dedi, yazdırdım… “
“Taş, mezara dikilir” diyenlere yeğen şu karşılığı verdi:
“Böyle değerli taş çalınmaz mı? Taşın yanına bir de bekçi mi oturtalım yani? Taş parmağımda olursa, amcamı her gün anarım. Mezarlıkta olursa, yılda bir ya giderim ya gidemem…



YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

V.T

Maalesef Kırşehir’de her şeyde olduğu gibi gazetecilikte de at izi it izine karıştı, kim nedir bilinmiyor. Adam devlet memuru mu, gazeteci mi, spor yorumcusu mu, organizatör mü, kulüp müdürümü , iş adamı mı ? belli değil. Dün kara dediklerine bugün ak diyenler, dün küfür ettiklerine bu gün övgü yağdıranlar, dün tehdit ettikleriyle bu gün kol kola gezenler, menfaat uğruna olmadık takla atanlar ve Kırşehir için en küçük bir çaba göstermeyenler böylesi günlerde yemek yiyerek, selvi çektirerek, fotoğraf karesinde yer alarak boy göstererek ayrıcalıklı özel insan olduklarını düşünüyorlar. Kırşehir’ de geçmişte Ertuğrul Ersan, Dursun Yastıman gibi duayen isimler gazetecilik yaparlardı, Günümüz de ne tahsile, ne bilgi ve deneyime, ne kültüre bakılıyor, noktanın ve virgülün nereye konulacağını bilmeyen insanlar gazeteciyim, köşe yazarıyım diye meydanlarda geziyorlar.
Her alanda olduğu gibi gazetecilik alanında da Kırşehir acıların çocuğunu oynamaktadır.

11.01.2019, 21:30
Şakir

Adam resmi kurumda çalışıyor ise gitmiyor ama gazetecilik yapıyor bilin bakalım bu kim 🙂 bu kadar basite düştü. Ona o izni veren amir gerçekten maaşı nı hak ediyor mu? Ona göz yuman vekil, başkan neden bir sey demiyor. Bu kadar basit olmamalı

12.01.2019, 22:52

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .