“EVET” Mİ, HAYIRLI? “HAYIR” MI, HAYIRLI?

“EVET” Mİ, HAYIRLI? “HAYIR” MI, HAYIRLI?

11.02.2017

Memleket bahara kavuşurken yine birikimini ve enerjisini, “evet” mi, “hayır” mı diyerek neyin ne olduğunu anlamadan bir fikir dalaşına maruz bırakılarak harcayacak. Ben açıkça söyleyeyim, benim memleketim Kırşehir’de değişen anayasa hakkında bir şey bilmese de “evet” diyecek. Neden “evet” diyeceğini bilmesi pek de önemli görmüyor. Toplum küçük hediyelerle mutlu olmaya şartlandırılmış. Artık her seçim öncesi […]

Memleket bahara kavuşurken yine birikimini ve enerjisini, “evet” mi, “hayır” mı diyerek neyin ne olduğunu anlamadan bir fikir dalaşına maruz bırakılarak harcayacak.
Ben açıkça söyleyeyim, benim memleketim Kırşehir’de değişen anayasa hakkında bir şey bilmese de “evet” diyecek. Neden “evet” diyeceğini bilmesi pek de önemli görmüyor.
Toplum küçük hediyelerle mutlu olmaya şartlandırılmış. Artık her seçim öncesi ayrı bir beklenti alışkanlığı oluşmuş. İnsanda bütün canlılar gibi bazı zaafları olan veya olabilecek bir yaratıktır ve her zaman çıkarını ön planda tutar.
Hayvanlar arasında en akıllı ve öğretilen pek çok komutları hiç bir itirazsız yerine getiren ve çok kuvvetli hayvan olan filler. Bu hayvanlar çok kuvvetli olmasına rağmen, bir filin sadece kulakları ağırlığında bir insana nasıl biat ettiğini veya ettirildiğini anlatayım.
Filler doğada aile bireyleriyle uyum içerisinde vahşi yaşayan, insanlar gibi ölülerine ağlayan ve çok duygusal oldukları kadar çokta kinci hayvanlardır ve kendisine yapılan yardımları da unutmayan bir yapıya sahip. Bu hayvani tuzak kurarak ormanda yakalayan adam, fili ayaklarında zincirle bağlar, elini yüzünü siyaha boyar ve her gün aynı kıyafetle aç bıraktığı fili dövmeye başlar. Bu rutin olarak belki günlerce devem eder.
Bir gün beyaz bir adam gelir file yiyecek ve içecek verir ve bir zaman sonra hayvanı tuzaktan kurtarır. Hayvan kendisini döven insanın siyah olduğunu bildiği için, iyilik yapan insan beyaz tenli olması onu beyaz tenli insana güven ve sadakatle bağlanmasını sağlar. Uzun bir eğitimden geçtikten sonra ağır işlerde kullanılarak sırtından para kazanılır.
Türkiye’de değil daha başka geri kalmış ülkelerde olsun, zengin ülkelerde olsun insanları mutlu edecek pek çok argümanlar vardır. Türkiye’de bu taktik yıllarca politikacılar tarafından çok güzel uygulanıyor. Yaşam gerekçeleri olan, gıda olsun teknolojik aletler olsun ithalatla, yerli üretim minimale indirilmiş ve kendilerine verilecek ufak hediyelerle memnun olacak duruma getirilmiş toplum.
Aynı ülkenin aynı şehrinde, aynı mahallesinde ve hatta aynı apartmanda komşu olan insanlar arasında uçurum derecesine gelen gelir dağılımı var. Bazı çıkarlar uğruna belli kitlelere daha fazla maddiyat pompalamak, toplum içerisinde nasıl bir ayrımcılık yaratacağını hesaplayan yok galiba.
Otuz sene ağır işlerde çalışarak belki de sağlığının büyük kısmını, çalışma koşullarının ağırlığı dolayısıyla yitiren emekli asgari ücretle geçinmeye çalışırken, kamuda görev yapan başka guruba, asgari ücretin on katı para vermenin izahı var mıdır?
Dünyada bütçe fazlası olan belki tek ülke Almanya, adamlar bu parayı nereye harcayacaklarının tartışmasını yapıyorlar. Bir kısmı “emeklilere dağıtalım” derken iç istikrarın bozulmasından dolayı yapamıyorlar. Çünkü toplumun bütününün harcamaları ayarlanmış ve bu sınırı ve düzeni bozmak istemiyorlar, yani dağıtılacak paranın hesapsız piyasaya sürülünce enflasyonun artacağından korkuyorlar.
Biz de böyle konuları düşünen yok, adamlar günü kurtaracak uygulamalar öne sürüyorlar ama neticeyi düşünen yok. Toplum önüne sürülen herhangi bir referandum ve seçim sandığına giderken acaba karşılandığında bana ne verilecek düşüncesine sahip ettirildi.
Sandık sokağa çıkmadan vaatlerin tatmin edici olup olmadığı ve “hayır”cıların ikna edici ve inandırıcı ifadelerine bağlı olsa da, “hayır”cılara geçmiş olsun ve “evet”çilere de hayırlı olsun diyelim.
Yalnız şunu hatırlatalım, Mecliste tulum bırakan muhalefet bu referandumda da hayal kırıklığını yaşamamak için, millet sandığa gitmeden toplu istifa etmenin hayrı ve şerrini hesaplasın.
Yenilen güreşe doymazmış derler. Fakat muhalefete gelen her siyasi parti ilk seçimde sırtı yere yapışıyor ve bir daha da kalkamıyor.
Çatık kaşla ve asık suratla halkın karşısına yerli yersiz laflarla çıkacağına, vakit doldurmadan ve de sokaklar karışmadan çözüm yollarını arasın sayın vatanseverler.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .