“Eğitimde ticarileştirme ve dinselleştirme adımları artmıştır”

“Eğitimde ticarileştirme ve dinselleştirme adımları artmıştır”

03.02.2015

Kırşehir Eğitim-Sen Şube Başkanı Osman Batı: “Eğitimde ticarileştirme ve dinselleştirme adımları artmıştır” KIRŞEHİR Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Şubesi (Eğitim-Sen), 2014-2015 eğitim-öğretim yarıyılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın karnesini yayınladı. 12 yıldır süregelen eğitimin ticarileştirilmesi ve eğitimi dini kurallara göre düzenleme adımlarının 2014-2015 eğitim-öğretim yılı birinci yarıyılına da damgasını vurduğu belirtilirken, Kırşehir Eğitim-Sen Şube Başkanı Osman Batı, […]

Kırşehir Eğitim-Sen Şube Başkanı Osman Batı:
“Eğitimde ticarileştirme ve dinselleştirme adımları artmıştır”
KIRŞEHİR Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Şubesi (Eğitim-Sen), 2014-2015 eğitim-öğretim yarıyılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın karnesini yayınladı.
12 yıldır süregelen eğitimin ticarileştirilmesi ve eğitimi dini kurallara göre düzenleme adımlarının 2014-2015 eğitim-öğretim yılı birinci yarıyılına da damgasını vurduğu belirtilirken, Kırşehir Eğitim-Sen Şube Başkanı Osman Batı, Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın karnesinin kırıklarla dolu olduğu 2014-2015 eğitim-öğretim yılı ilk yarısını değerlendirdi.
Eğitimde ticarileştirme ve dinselleştirme adımlarının arttığına dikkat çeken Kırşehir Eğitim-Sen Şube Başkanı Osman Batı, şunları kaydetti:
“2014-2015 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı 23 Ocak Cuma günü sona ermiş, 17 milyon 397 bin öğrenci ve 896 bin 222 öğretmenin yarıyıl tatiline girmiştir. 2014-2015 eğitim öğretim yılının ilk yarısı, eğitimin acil çözüm bekleyen sorunlarının arttığı, kamu kaynaklarının özel okullara aktarıldığı, TEOG yerleştirmelerinin işkenceye dönüştüğü, eğitimde bilimden çok dini referanslara göre düzenlemelerin hayata geçirildiği, siyasi iktidarın eğitime ve topluma yönelik dayatmacı ve baskıcı uygulamalarının zirve yaptığı bir dönem olmuştur.
“Milli Eğitim Bakanlığı eğitim alanında attığı her adımda öğretmen, öğrenci ve velileri mağdur etmeyi sürdürmüş, paralı eğitim uygulamalarını arttırarak, toplum içindeki sınıfsal çelişkileri eğitim sistemi üzerinden daha da derinleştirmekten çekinmemiştir.
“Eğitimde ticarileştirme ve dinselleştirme adımları artmıştır. Siyasi iktidarın ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 yıldır öncelikli gündemleri arasında yer alan eğitimin ticarileştirilmesi ve eğitimi dini kurallara göre düzenleme adımları, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı birinci yarıyılına da damgasını vurmuştur. Bir taraftan eğitim sistemi adım adım piyasa ilişkileri içine çekilip, halkın cebinden yaptığı eğitim harcamaları belirgin bir şekilde artarken diğer taraftan ‘dindar nesil’ hedefine uygun olarak eğitimi dini kurallara göre biçimlendirme ve dini eğitimi devlet eliyle yaygınlaştırma yönünde somut adımlar atılmıştır. İlimizde de Karnelerin dağıtıldığı gün okul müdürleri tarafından isimsiz ve imzasız 14 tane ortaokulda broşür dağıtılarak imam-hatip sınıfları açılması için çalışma başlatılmıştır.
“Yıllardır okullar sorunları ile baş başa bırakılırken, özel okullara yönelik doğrudan teşvik politikaları uygulamaları bu dönemde de hız kesmemiştir. AKP, kendi döneminde iki kat artan özel dershaneleri kapatıp özel okullara dönüştürmeye zorlarken, özel okula gidecek öğrencilerin okullarına öğrenci başına 2500 TL ile 5.500 TL arasında değişen ve toplamda 1 milyar TL’yi aşan miktarlarda kamu kaynağı aktarılmıştır.
“Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasının somut bir sonucu olarak 2002’de sadece yüzde 1 olan özel okul oranı, 2014 itibariyle yüzde 5’i geçmiştir. Eğitimde 4+4+4 uygulaması sonrasında özel okul sayısı 10 kat, özel okula giden öğrenci sayısı ise 12 kat artmıştır.
“Eğitimde sorunlar artmış, öğrenciler ve veliler cezalandırılmıştır. 2014’te öğretmen ve derslik açıkları, atama bekleyen öğretmenler, laik-demokratik eğitim anlayışıyla temelden çelişen uygulamalar, anadilinde eğitim taleplerinin yok sayılması, kalabalık sınıflar, taşımalı eğitim, okulların altyapı eksiklikleri ve bütçe yetersizliği gibi acil çözüm bekleyen çok sayıda sorun yine çözümsüz bırakıldı.
“Okulların imam-hatibe dönüştürülmesinden istediği sonucu alamayan MEB, yeni bir hamle yaparak, itirazlara rağmen normal okullar içinde imam hatip sınıfları açtı, dini eğitim uygulamaları okulöncesine kreşlere kadar indirildi, din derslerine cami imamları girerken okulöncesi çağdaki çocuklara yönelik cami gezileri organize edildi.
“Uyguladıkları politikalarla çocukları ve gençleri özel liselere, imam hatibe, meslek liseleri ve açık liselere mahkum edenler, on binlerce çocuk ve gencin okul sıralarında olması gerekirken tarlalarda, sanayi sitelerinde, fabrikalarda çalışmak zorunda bırakılmasından 2014’te de en küçük rahatsızlık duymadılar. Devlet okullarında çoğu taşeron şirket personeli binlerce yardımcı hizmetli çalıştırılırken velilerden temizlik, spor vb. adlarla birçok kalemde para toplanıp eğitimin tüm yükü velilerin sırtına yüklenmiştir. Velilerin cebinden yaptığı eğitim harcamalarının 2014-2015 eğitim-öğretim yılı itibariyle ortalama 4 bin TL’ye dayanmış olması dikkat çekicidir.
“Veliler bir taraftan her geçen yıl artan eğitim harcamalarını nasıl karşılayacağını kara kara düşünürken, 2014’te ilk kez yapılan TEOG sınavı ve yerleştirmelerinde çoğu yoksul emekçi ailelerin çocukları kendi istekleri dışında ya meslek liselerine ya da imam hatip liselerine yerleştirilmiştir. Bazı illerde öğrenciler evlerinden 150-200 km uzaktaki bir okula yerleştirilerek resmen cezalandırılmıştır. Çocuğunu başka okullara nakletmek isteyen velilere bürokratik engeller çıkarılmış, kontenjan olan okullara çocuğunu kaydetmek isteyen velilerden yüksek miktarlarda ‘zorunlu bağış’ talep edilmiştir. Bazı veliler çocuklarını imam hatibe göndermektense açık liseye kaydetmeyi tercih etmiş olması düşündürücüdür.
“Eğitimde hükümet memurluğu yandaş eğitim yöneticileri ile başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın piyasacı, bireyci, her adımda din ve inanç istismarına dayanan, dayatmacı politikalarının okullardaki en önemli uygulayıcıları olan yeni okul müdürleri, bir süredir tartışılan hükümet memurluğu uygulamasının en stratejik aktörleri olarak göreve başlamıştır. AKP il ve ilçe başkanları ile kurulduğu ilk günden bu yana iktidarın memur kolları gibi çalışan Eğitim Bir-Sen’in ortak mesaisi ile yapılan değerlendirmeler sonucunda Türkiye’deki her 10 müdürden 8 tanesi artık Eğitim Bir Sen üyesi olmuş, müdür yardımcıları da benzer bir mantık üzerinden görevlendirilmeye başlanmıştır.
“Göreve başlar başlamaz iktidarın askeri gibi hareket eden eğitim yöneticileri, okullarda ‘kışla düzeni’ oluşturmaya başlamıştır. Son dönemde okullarda özellikle kız öğrencilerin nasıl giyineceğine yönelik dayatmacı ve hiçbir dayanağı olmayan uygulamalara itiraz eden Eğitim-Sen’li öğretmenler, keyfi olarak sürgüne gönderilmeye, fiilen cezalandırılmaya başlanmıştır.
“19. Milli Eğitim Şurası eğitimin nereye götürülmek istendiğini göstermiştir. 19. Milli Eğitim Şurası, başından sonuna kadar laik, bilimsel eğitim anlayışına ve pedagoji bilimine meydan okuma şeklinde yaşanırken, eğitimin her aşamasında dini eğitimi ve dini değerleri temel alan, bir eğitim şurasından çok, karma eğitimin tartışıldığı ve zorunlu din derslerinin yoğun olarak gündemleştirildiği, dini ve manevi değerler eğitiminin öne çıktığı bir “din eğitimi şurası” olarak gerçekleşmiştir.
“Kamusal, demokratik, bilimsel, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemiz sürecektir. 2014-2015 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirildiğini söylemek mümkün değildir. Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koştuğu, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın zirve yaptığı, farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin sağlıklı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir.
“Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okulöncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dinin referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi tüm emek ve demokrasi güçleri ile birlikte omuz omuza sürdüreceğimiz bilinmelidir.”



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .