Eğitim öğretim politikamız çağdışı bir anlayışın ürünüdür

Eğitim öğretim politikamız çağdışı bir anlayışın ürünüdür

06.03.2019

Geçmişten günümüze bir yolculuk yapalım. Kurtuluş Savaşımızı, Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün önderliğinde kazandık. Yoktan var ettiğimiz ordumuz ve askerimiz sayesinde. İkinci ordumuz ise elinde kalemi olan, öğretmen ordusudur. Öğretmenler ordumuz ise ülkemizin gelişmesi, kalkınması, ilerlemesi, çağdaş bir ülke olmasının mimarıdır. Askeri ve öğretmeni olmayan toplumların geleceği olmaz. Mustafa Kemal cumhuriyeti kurdu. Cumhurbaşkanı seçildi. 1923’lü yıllara baktığımız […]

Geçmişten günümüze bir yolculuk yapalım. Kurtuluş Savaşımızı, Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün önderliğinde kazandık. Yoktan var ettiğimiz ordumuz ve askerimiz sayesinde. İkinci ordumuz ise elinde kalemi olan, öğretmen ordusudur. Öğretmenler ordumuz ise ülkemizin gelişmesi, kalkınması, ilerlemesi, çağdaş bir ülke olmasının mimarıdır. Askeri ve öğretmeni olmayan toplumların geleceği olmaz.
Mustafa Kemal cumhuriyeti kurdu. Cumhurbaşkanı seçildi. 1923’lü yıllara baktığımız zaman, Türkiye’ye komşu ve yakınımızdaki ülkelerin neredeyse tamamı Krallar, Diktatörler, Şahlar, Padişahlar, Hanlar, Sultanlar tarafından yönetilmektedir. Hitler, Musoloni’ler, Salazar’lar, Pehlivi’ler, Lenin’ler dönemin liderlerindendir. Biz ise padişahlığı kaldırmışsız. Cumhuriyeti kurmuşuz.
Öğretmen ordusu dedim ya, işte ben, öğretmen ordusundan bir kişiyim. Eğitim-Öğretimin içinden geldim. Alevi, Kürt, Türkmen ve Türk olarak tanımlanan köylerde çalıştım. Köylerimizde öğretmen gibi öğretmenlik yaptım. Ben değil benim emsallerim de aynı şekilde öğretmen gibi öğretmenlik yaptı. Ama geldiğimiz şu durumda eğitim-öğretim hiç iyi değil.
Bakınız. Ellili, atmışlı, yetmişli yıllarda, doğulu ile batılı olmak, Kürt, Türk, Çerkez, Laz bilmem hangi etnik kökenden olursa olsun fazlaca sıkıntılar yoktu. Herkes birbirine sahip, birbirine saygılı idi. Doğunun en uzak köylerinde, en küçük yerleşim yerlerinde görev yapan arkadaşlarım, tanıdığım dostlarım var. Yaşı seksenlere doksanlara varmış. Çalıştığı yerlerde hatıralarını anlatırken gözlerinin içi gülüyor. Hakkâri’yi, Bitlisi, Siirt’i, Diyarbakır’ı, Mardin’i anlatırken oraları, insanların sevecenliğini, kendilerine gösterilen saygıyı unutamıyorlar. Ne zaman ki doğu ve güneydoğuya, yaşadıkları yerde suç işlemiş kamu görevlileri var. Doğu ve Güneydoğuya sürgün edildi. Dahası, giderek batı bölgeleri ile doğu arasında makas açıldı. İşte o zaman dananın kuyruğu koptu. Artık ülkenin iki yakası bir araya getirilemedi. Cumhuriyet yara aldı. Dağlar eli silahlılarda doldu.
Şunu söylemek istiyorum. Türkiye Cumhuriyet yönetimlerinin aklı başında bir eğitim- öğretim politikası yoktur. Köy Enstitüleri politikası bu sözümün dışında tutuyorum. Bugüne kadar bu ülkede Millî Eğitim Bakanlığı görevi yapan tam doksan kişidir. Bunlardan da sadece beş tanesi öğretmen kökenli bakandır. Derme çatma bakanlarla, millî bir eğitim-öğretim politikası yürütülemedi.
Şimdiki Millî Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’tur. Sayın Ziya Selçuk’ta öğretmen kökenlidir. Türk toplumu için büyük bir şanstır. Bakanımızdan beklentilerimiz çok yüksektir. Ancak Cumhurbaşkanımızın. Hükümet üyelerimizin ve TBMM’simizin ne kadar arkasında duracakları bilinmemektedir. Aynı zamanda böyle bir millî meselemiz için muhalefet partileriyle bir uyum içinde olabileceği de bilinmemektedir. Demek istediğim şudur. İktidarıyla ve muhalefetiyle birlikte olunmadığı sürece, çağı yakalayacak politikalar yapılmadığı sürece, Dünya devletleri içinde sonuncu olmaktan kurtulamayız.
Kırşehirli eğitimci Ankara Milletvekilimiz Yıldırım Kaya açıklıyor. Taşımalı Eğitim konusuna açıklık getiriyor. Bu gün itibariyle Ülkemizin yüz elli bin öğretmen açığı var. Ülkemizde öğretmen diploması olan üç yüz bin öğretmen adayı var. Atanamayan öğretmenlerin yüz elli binini öğretmenliğe başlattığımızda, devletimizin ekonomik olarak bir kaybı olmuyor. Çünkü taşımalı sistemde harcadığımız para, atamasını yapacağımız yüz elli bin öğretmene vereceğimiz paradan daha çok.
Ne diyorlar. Elde un var. Yağ var. Şeker var. Bize düşen helvayı yapmak. Görüyoruz ki Helvayı yapamıyoruz. Ben onu bunu bilmem. Bir tek çocuğun bile okulla, öğretmenle buluşturulmuş olmamasını kabul etmiyorum. Hele dersler boş geçmesin diye vekil öğretmenlik uygulaması, kamuda çalışan insanlarla doldurulmasını, devlette öğretmen olarak çalışanlarla derslerin doldurulmasını, on bin yirmi bin öğretmen ataması yapıyoruz diye toplumun oyalanmasının doğru olmadığına inanıyorum.
Bir yasa çıkardınız. 60 bin geçici işçiye kadro verdiniz. Bir yasa çıkardınız 180 bin kişiye kadro verdiniz. Bir yasa çıkardınız 900 bin kişiye kadro verdiniz. Suriyeli dediniz, dilim söylemeye varmıyor. Yakını dediniz, Kendisi dediniz. Kadro verdiniz. Bir gurup dershane öğretmenine kadro verdiniz. Vermenizi alkışlıyorum. Ancak üniversitede okuttuğunuz ve eline diploma verdiğiniz milyona yakın gençlerimizi görmemeniz, elinden tutmamanız bağışlanır bir tutum değildir.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .