Eczacılarda 30 Haziran bekleyişi

Eczacılarda 30 Haziran bekleyişi

23.04.2015

Türkiye’de sağlık hizmetinin önemli bir parçası olan eczacılar, sorunlarının 30 Haziran’da imzalanacak protokolle sona ermesini bekliyor…

TÜRKİYE’DE 24 bin 500 eczaneyle önemli bir sağlık hizmeti veren eczacılar, taleplerini dile getirecekleri sürecin tamamlanacağı 30 Haziran’da imzalanacak protokolle sorunlarının çözüme kavuşmasını bekliyor.

Eczacılar Odası Kırşehir İl Temsilciliği’nde uzun süreli bir çalışma ile yapılan tadilat sonrası, temsilcilik hizmet binasının açılışına katılmak üzere Kırşehir’e gelen Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, eczacıların yaşadığı sıkıntılara ve çözüm önerilerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak’ın yanı sıra Genel Sekreter Harun Kızılay, çevre eczacı odaları, merkez heyeti üyelerin katılımıyla gerçekleştirilen Eczacılar Odası Kırşehir İl Temsilciliği’nin hizmet binası açılışının ardından eczacıların sorunlarının görüşüldüğü ve fikir alışverişinde bulunulduğu a bir toplantı yapıldı.
Kırşehir Eczacılık Odası Temsilcilik binasının açılışını yapmak üzere Kırşehir’e gelen Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, eczacıların ekonomik olarak yaşamlarını idame ettiremez noktaya getirildiğini söyledi.

“SAĞLIKTA CİDDİ KAOSLARIN ORTAYA ÇIKMASI KAÇINILMAZ OLUR”
Eczacıların yaşadığı ekonomik kayıpların ortadan kaldırılmasına ilişkin taleplerin yer aldığı protokolün 30 Haziran’da imzalanacağını ve bu protokol sürecinin sıkıntılı geçeceğini dile getiren Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, eczacıların korunması, yaşamlarını idame ettirmeleri için gereken desteğin devlet tarafından verilmesi gerektiğini, aksi takdirde sağlık alanında önümüzdeki süreçte ciddi kaosların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olacağını ifade etti.

Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, “Kırşehir, Türkiye coğrafyasına baktığımızda önemli edebiyata, felsefeye ev sahipliği yapmış bir ilimiz. Türkiye’nin gelişmesi noktasında çok önemli katkıları olmuş, insanı önemseyen felsefenin merkez şehri olarak değerlendirebiliriz Kırşehir’i. Böyle bir şehirde bulunmaktan son derece mutluyuz” şeklinde başladığı konuşmasında, şunları kaydetti:

“Türkiye’de 24 bin 500 eczaneyle önemli bir eczacılık ve sağlık hizmeti veriyor eczacılar. Özellikle koruyucu hekimliğin geri plana alındığı, tedavi edici hekimliğin ön plana çıktığı ülkemizde tabi ki bunun lokomotifi, itici gücü, tedavi edici gücü ilaç olacak. İlaç olunca eczacıların olmaması mümkün değil. Son yıllarda özellikle hem tüm dünyada, hem Türkiye’de sağlık, ilaç, eczacılık alanında bir tasarruf politikasıyla ilgili genel çabalar var. O yüzden sağlık bütçeleri yeterince artmıyor. Daha çok vatandaşın ödeyebileceği noktaya taşınıyor ve burada da eczacıların özellikle yaşam standartlarının azaltılmasına yönelik çabalar ön plana çıkıyor. Yani hem sağlık alanında, hem ilaç alanında özellikle ara alan daraltılmaya çalışılıyor ekonomik açıdan. Vatandaşın 2004’e kadar 2,7 civarında uğradığı hekim, bugün 8,2’lere çıkmış vaziyette. O gün eczacılar 44 milyona hizmet veriyorlardı, bugün 77 milyona hizmet veriyorlar. Ama 2004 yılından bu yana ilaç fiyatları tam 300 kez düşürüldü. İlaç fiyatları düşürüldü eczacı kârlığı azaltıldı ve kademeli hale getirildi.
“Düşen ilaç fiyatları, kademeli hale getirilen eczacı kârları ile birlikte eczacılar da ekonomik olarak yaşamlarını idame ettiremez bir noktaya getirildiler. Bu da zaman zaman bizim bu konuyla ilgili sıkıntılarımızı kamuoyuyla paylaşmamıza yol açıyor.
“Eczacılar olarak bizim söyleyeceğimiz şey şudur; biz Türkiye’nin önemli bir sağlık merkeziyiz, sağlık danışmanıyız. Vatandaşın sağlık danışmanı noktasında 24 bin 500 eczaneyle aslında devlet çok büyük bir sağlık hizmeti veriyor. Ama hem vatandaşı memnun eden, hem de sağlık çalışanlarını memnun eden bir anlayışı birlikte oturtmuyor. Vatandaşı 2,7’den 8,2’e çıkarıp hekime daha çok gidebilen hale getirebilirsiniz, ama ona hizmet verenleri mutlu edemezseniz sağlık hizmetinden çok verim aldığınız söylenemez. Bu süreçte özellikle sağlık camiası olarak bundan çok muzdarip olduğumuz görülüyor. Özellikle hekime yapılan saldırılar, eczanede zaman zaman ortaya çıkan münakaşalar bunun bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor. Biz tüm bunlarla ilgili taleplerimizi paylaşıyoruz. Önümüzde de yeni bir protokol var. 30 Haziran’da yapacağımız bir protokol süreci var. Bu protokol sürecinde eczacılarımızın yaşadığı bu ekonomik kayıpların ortadan kaldırılmasına ilişkin taleplerimiz var. Bizim muhatap olduğumuz kurumların da bunları karşılamamakla ilgili istekleri var. Bunlar karşı karşıya geldiğinde önümüzdeki süreç, protokol açısından, eczacılar açısından biraz daha sıkıntılı bir süreç olacakmış gibi gözüküyor.
“Sağlık doğuştun kazanılmış bir haktır ve devletin yükümlülüğü altındadır ve Anayasa’da da böyle yazılmıştır. Ancak son zamanlarda vatandaşın reçetenin yüzde 45’ini ödediği bir noktaya geldik. Yani sağlık artık bir hak olmaktan değil, bedeli ödenen bir alan olmaya başladı. Bu da sağlık hizmeti verenleri zora sokan bir iştir. Çünkü sağlıkçılar parasal işlerle uğraşmak istemezler. Sadece hastanın var olan hastalığını düzeltmek üzere kendilerini öyle kodlarlar. Böyle olmayınca da bu tür tartışmalar, hastanede arbedeler, eczanelerde bu tür tartışmalar gündeme geliyor.
“Türkiye’de 24 bin 500 eczaneyle çok kılcal damarlara yayılmış bir sağlık hizmeti veriyor eczacılar. Sağlık hizmeti veren eczacılarımızın korunması, yaşamlarını idame ettirmeleri için gereken katkının, desteğin devlet tarafından verilmesi gerekiyor. Çünkü bu olmazsa gerçekten sağlık alanında önümüzdeki süreçte ciddi kaosların ortaya çıkması kaçınılmaz olur.”
“İLAÇ FİYATLARININ DÜŞMESİ DEĞİL, ECZACILARIN DEVREDEN ÇIKMASI SORUN”

2004 yılından bugüne kadar ilaç fiyatlarının 300 kez düştüğünü ve bu durumun eczacılar açısından problem olmadığını, ancak sağlık hizmetinin önemli bir parçası olan eczacıların devreden çıkartılmamasını sağlayacak mekanizmanın Sağlık Bakanlığı ya da diğer ilgili ve yetkili kurumlar tarafından oluşturularak, korunması ve devam ettirilmesi gerektiğine dikkat çeken Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, konuşmasına şöyle devam etti:
“İlaç fiyatları 2004 İlaç Kararnamesi ile birlikte düşmeye başladı. 1984 İlaç Kararnamesi vardı, 20 yıl değişmemiş. 2004 yılında değişti. O kararnamede şunlar getirildi; referans ilaç alınsın, referans ülke alınsın, referans fiyat belirlensin diye. Tabi bu domino etkisi yaratıyor. Bir ülkede patenti bitmiş bir ilaç piyasaya girebilmek için fiyatını aşağı çekiyor ister istemez ikinci bir ürün olarak. Yunanistan’da düşünce İspanya’da düşüyor. İspanya’da düşünce Portekiz’de düşüyor. Bu şekilde bizde de düşüyor. Ülkemizde de düşünce başka ülkelerde de düşüyor. 2004 yılından bu yana ilaç fiyatları 300 kez düştü. Ama 1984 İlaç Fiyat Kararnamesi’nde eczacı kârlılığı yüzde 34 iken, kademeli bir hale getirildi. 10 liraya kadar yüzde 25, 50 liraya kadar yüzde 15, 100 liradan sonra da yüzde 10 gibi. Sonra bu kademeler değişti. Şimdi 200 liraya kadar yüzde 12, 200 ile 100 lira arasında yüzde 16, diğerleri de yüzde 20 gibi. Bu da ortalama eczacı kârlılığını yüzde 18’e çekiyor. Yüzde 35’ten yüzde 18’e düşen bir eczacı kârlılığı var ve bir de düşen fiyatlar var. 2004’te 70-80 liraya aldığınız bir ilaç bugün 5-6 lira. Vatandaşa ucuz bir biçimde yansıyor, burada bir problem yok. Yani zaten biz eczacılar olarak ilaç fiyatları yükselsin demeyiz. Çünkü kamu aldığı için ilacı, kamu yararı olduğu için, bir de bir kısmını da vatandaş ödediği için demeyiz. Ayrıca vatandaşın reçetesiz de ilaca ihtiyacı olabilir. Bunu alması için, alabilmesi için demeyiz.
“Biz eczacılar için ilaç ucuz olmalı, alınabilir olmalı, ama aynı zamanda bulunabilir olmalıdır. Bütün bunların yanında ilacın en önemli özelliği de kaliteli olması, yani kaliteli değilse, bulunmasının ve alınmasının bir önemi yoktur. Mutlaka ilaç dediğiniz şey kaliteli olmalı, yani birinci sınıf olmalıdır. Ama alınabilir, bulunabilir olmalı ve kamu ile vatandaş bunu ödeyebilir noktada olmalı buna itirazımız yok. İlaç fiyatları düşebilir, eczacı kârlılığı düşebilir, ama eczacının yaşamını idame ettireceği bir mekanizma olmaz ise eczaneler devreden çıkar, farklı bir mekanizma ortaya çıkar. Bugün vatandaşın sağlığı noktasında hizmet veren, danışmanlık veren eczane profili ortadan kalkar. Oysa dünyaya baktığımızda eczacılar danışmanlık hizmeti veren bir profile doğru kayıyorlar. Biz de ise bir işletmeyi açan ve ilaç hizmeti veren insan noktasında ve böyle olunca bu hizmetin bedeli bu diyebilirsiniz. Ama asıl önemli olan eczacıları ve eczaneleri fonksiyonel hale getirmek. Bunu yapabiliyorsanız mekanizma sağlıklı işliyor demektir.
“Bugün Türkiye’de istatistiklere göre yüzde 50’sinin gereksiz kullanıldığı gibi bir algı var. Türkiye’de kişi başına 100-120 dolar harcıyorsanız, Yunanistan kriz halinde ve 380, 400 dolara yakın para harcıyorsa, Avrupa Birliği ülkeleri 500-600 dolar harcıyorsa, Amerika Birleşik Devletleri 800 dolara yakın para harcıyorsa kişi başına, siz kişi başına ilaca para harcamıyorsunuz demektir. Dünyada az para harcayan ülke çok az ve bunlardan birisi Türkiye. Bunun rasyonel olmadığını söylerseniz burada bir yanlışlık var. Bu yanlışlığı kim düzeltecek? Sağlığın başındaki insanlar, hekimler, eczacılar ve vatandaş olarak birlikte düzelteceğiz. Yöntem akılcı ilaç kullanımıdır. Eczacıyı eğiteceğiz. Hekimi eğiteceğiz. Ama bunu eğitecek olan mekanizma Sağlık Bakanlığı, o da kendini eğitecek. Sonra vatandaşı bilgilendireceğiz. Bu mekanizma içerisinde davrandığımızda belki biraz daha fazla para harcayacağız, ama daha sağlıklı bir toplum ortaya çıkaracağız. Bugün Türkiye’de antibiyotik sorunu var ve antibiyotikler etki etmiyor deniliyor. Neden? Çünkü sistem doğru bir mekanizmayla işlemiyor. Hekim de yanlış antibiyotik reçetelendiriyor, eczaneye de vatandaş gelip gelişi güzel alabiliyor. Sağlık önemlidir ve herkesi ilgilendiren bir kavramdır. Burada sağlığın aktörlerinin gerçekten iyi konumda konumlandırılması lazım. Siz onu kendi başına bırakıp hiçbir şeyle ilgilenmezseniz o zaman sağlık üretimi ortadan kalkar. Olaylar farklı noktalara gelir. Bugün yaşadığımız sıkıntının ana öznesi de budur zaten.”
“ECZACILAR SAĞLIK ALANININ ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ”
Eczacıların sağlık alanının önemli temsilcileri olduğunu belirterek, 32 bin üyesi bulunan Türk Eczacıları Birliği’nin taleplerini dile getireceği protokol sürecinin şu anda durduğunu ve 7 Haziran Milletvekili Seçimleri’nin ardından kurulacak yeni dönem dolayısıyla belirsizlik olduğunu ifade eden Genel Başkan Erdoğan Çolak, “Protokol süreci duruyor ve taleplerimiz var. Çok ciddi taleplerimiz var. Çünkü Türkiye’de yaklaşık 2004 yılından bu yana eczacılar sürekli kan kaybediyorlar. Görüşmelerimiz var, ama bu görüşmeleri bugünkü hükümetle mi sonlandırırız ya da birimi olan Sosyal Güvenlik Kurumu ile mi sonlandırırız yoksa yeni döneme mi kalır, bilemiyoruz. Ama yeni döneme de kalsa bakan değişecek, bürokratlar değişecek. Muhataplar değişecek. O yüzden biraz meçhul bir arifedeyiz. Bizim hiçbir zaman umudumuz kesilmez. Çünkü biz sağlık alanının önemli temsilcisiyiz eczacılar olarak. Eczacılar hiçbir şeyden umudunu kesmezler. Bunu düzeltebileceğimiz en asgari düzeyde düzeltmek istiyoruz. Bunu da hangi anlayış, hangi hükümet, hangi yönetim gelirse gelsin sorunlarımızı doğru anlattığımız ölçüde kazanımlarımızın olacağını düşünüyoruz” dedi.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .