Duyduk duymadık demeyin! Suçlu bulundu!

Duyduk duymadık demeyin! Suçlu bulundu!

05.12.2018

Kırşehir tarım ve hayvancılık şehri. Ne yazık ki sanayide bir şey yapamadık, Petlas, Şeker Fabrikası ve Çemaş’ın dışında öyle büyük sanayi kuruluşumuz da yok. Bu nedenle Kırşehir insanı geçimini tarım ve hayvancılıktan yapmak zorunda. Ne yazık ki son yıllarda Kırşehir’de insanlar tarlasını ekip dikmiyor, üretmiyor, sürekli tüketiyor. Niye üretsin ki, devlet üretmemeleri için adeta onları […]


Kırşehir tarım ve hayvancılık şehri. Ne yazık ki sanayide bir şey yapamadık, Petlas, Şeker Fabrikası ve Çemaş’ın dışında öyle büyük sanayi kuruluşumuz da yok. Bu nedenle Kırşehir insanı geçimini tarım ve hayvancılıktan yapmak zorunda.
Ne yazık ki son yıllarda Kırşehir’de insanlar tarlasını ekip dikmiyor, üretmiyor, sürekli tüketiyor.
Niye üretsin ki, devlet üretmemeleri için adeta onları teşvik ediyor. Ayıca maliyetler her geçen gün artıyor, tarlasını ekip dikiyor, zarar ediyor. Bu nedenle çiftçiler de üretim yerine tüketime yöneldi. Böyle olunca da ülke olarak dışa bağımlı hale geldik. Bugün tükettiğimiz hek çok gıda ürünlerini ne yazık ki ithal etmek zorunda kaldık.
Şu köylüler var ya! Şu ortada üç beş soğan üreticisi var ya! Şu Polatlı’da 16 soğan deposunda soğan depo edenler var ya! Şu Mardin’de 4 soğan deposunda, soğan depo edenler var ya! İşte bunlar, soğanların fiyatlarını yükselttiler. Suçlu bu depolara soğanı koyanlardır. Fiyatı yükselsin de satalım diyenlerdir. Suçlu bulundu mu? Buldunuz. Ama asıl suçlu kimdir?
Şunu evvelâ baştan açıkça söyleyim. Ülkemizde üreticinin dostu yoktur. Üreticiyi koruyan, üretime destek olan, teşvik eden bir düzen yoktur. Tarla sürülecek. Nadasa bırakılacak. Ekim zamanı gelince, tarlaya tohum ekilecek. Ekim yapılan yere gübre atılacak. Bir iki kere ilaçlama yapılacak. İki üç kere sulama yapılacak. Soğanlar toprakta yetişince sökülecek. Kurutulacak. Torbalanacak. Deponun bakımı yapılacak. Soğanlar depoya istiflenecek. Soğanın yeni yılda yetiştirilmesine kadar saklanacak. Yeni yılın soğanı yetişinceye kadar, eldeki soğanı satmış olacak. Bu zincirde aksamalar olursa, soğan üreticisi YANDIM ALLAH diyecek. Feryadı göklerden gelecek.
Soğan üreticisi, üretim için yaptığı çalışmaların neresinde yöneticiler var? Üreticinin yanında sizler hiç yoksunuz! Döviz kurlarının insanları şaşırttığı, insanları çileden çıkarttığı bir dönemde, üç beş soğan üreticisini ve soğan satıcısını suçlamanız doğru mu? Doğru değildir.
Türkiye’mizde soğanın yetiştirilemeyeceği bağ, bahçe, tarla, ova, yayla yeri var mıdır? Bırakın ovayı yaylayı, en yüksek dağın, en tepesinde bile soğan yetişir. Ama bakıyorsunuz. Soğan kıtlığı var. Soğanda normalinin çok yükseğinde fiyatla soğan satışları var. Ne istiyorsunuz? Üç beş soğan tüccarı, halkın soğanını uygun fiyatla yemesini mi düşünsün!
Vatandaş senenin birinde soğan yetersiz ekilmiş olmasından dolayı para kazanır. O yıla bakarak ertesi sene, bakarsınız soğan ihtiyaçtan kat kat fazla ekilmiş. Soğan üretilmiş. Bu sefer soğan üreticileri satamaz. Soğanı var. Soğan para etmez. Bu kısır döngü ben beni bildiğimden beri böyle olur. Bir yılda soğan üreticileri kârlı olur. Bir sonraki yılda, soğan üreticisi zararlı olur. Yöneticiler, üreticiyi kendi bildiği ile baş başa bırakırsa olacağı budur. Bu sene de üretici, aslında üretici de değil tüccar, vatandaşı böyle mağdur eder. Soğan fiyatları tüketicilerin uykusunu kaçırır. Yöneticilerinin de uykusunu kaçırır.
Biz de soğansız yemek sofrası kurulmaz. Sofraların baş tacı, soğandır. Sarımsaktır. Maydanozdur. Ne yazık ki üreticinin pek önemi yoktur. Çıkın pazara. Bakın alış verişlere. Pazarcılar az çok tüketicinin hakkından geliyor. Ya köylü üreticiler. Alacağı yarım kilo soğandır. Bir demet maydanozdur. Bir kilo fasulye. Üç beş yumurta vs. Bakın. İzleyin. Vallaha adamın daha çok da bayanların bir dişini sökmediği kalıyor. Hele şu üç beş kilo bahçesinden yetiştirdiği salatalığını, domatesini, biberini vs. köşe başlarında satmaya çalışken. Burada satış yapmak yasak diyen görevlileri. Başka sözler de söylediklerini. Duydunuz mu?. Garibanların boynunu büküp çaresiz kaldıklarını hiç gördünüz mü?
Söz soğanların depoda saklanıp ta fiyatların yükselmesine geldi ya! Başka hangi sebze ve meyveler depolara konur. Yeni ürün ortaya çıkıncaya kadar. Patates, havuç, elma, armut, mandalina, limon, portakal, muz, nar, greyfurt, vs. Bu ürünlerde zorunlu olarak soğuk hava depolarına konur. Ürünlerinizi depolara koymazsanız mallarınız çürür. Bu çeşit ürünleri en çok on beş yirmi gün dayanır. Ondan sonra çürür. Bu çürümeyi önlemek için ve yeni ürünler senesinde ortaya çıkıncaya kadar soğuk hava depoları, size ürünlerinizin korunmasını sağlar.
Ey yöneticiler! Siz bahar geldiğinde bu ve buna benzer ürünlerin üretilmesi üzerine bir planlama yaptınız mı? Yapar mısınız? Yapıyor musunuz? Koltuklarından kalkıp da şöyle bir köylere kasabalara gittiniz mi? Gider misiniz? Gidiyor musunuz? Ekim alanlarını tespit ettiniz mi? Yol gösterici görevinizi yaptınız mı? Hayır yapmadınız. Fiyatların yükselmesi nedeniyle vatandaştan yeteri tepkiyi gördünüz. Şimdi benim üç beş üretimcimi ve üç beş tüccarı da yaptığı işten pişman etmektesiniz. Bu yanlış adımlarınız bundan sonraki yıllarda değil beş on liraya soğan bulmayı. Soğan fiyatları yirmi otuz liralara çıkar. O zaman da siz vatandaşın hem yüzüne bakacak haliniz kalmaz. Hem de canınızı ellerinden zor kurtarırsınız. Benden söylemesi.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .