Dünya siyasetinin neresindeyiz?

Dünya siyasetinin neresindeyiz?

13.10.2016

İnanıyorum ki, hani Kırşehir’in o siyaset yaptığını zannedenler akıllarını, Türkiye siyaset ve tarihini, sosyal çalışmalara, konferanslara, panellere, etkili kültürel çalışmalara yorsalar, memleketim ezbere tarihi değil, bilinçli bir tarihle ulus olma bilincini yakalayacaktır. Mesela; Türkiye olarak, dünya siyasetinin neresindeyiz? Yıl 1949… 2. Dünya Savaşı bitmiş ve İsrail, bugün Ortadoğu’nun merkezine dinamitlenmek üzere kurulmuş ve yeni dünya […]

İnanıyorum ki, hani Kırşehir’in o siyaset yaptığını zannedenler akıllarını, Türkiye siyaset ve tarihini, sosyal çalışmalara, konferanslara, panellere, etkili kültürel çalışmalara yorsalar, memleketim ezbere tarihi değil, bilinçli bir tarihle ulus olma bilincini yakalayacaktır. Mesela; Türkiye olarak, dünya siyasetinin neresindeyiz?
Yıl 1949…
2. Dünya Savaşı bitmiş ve İsrail, bugün Ortadoğu’nun merkezine dinamitlenmek üzere kurulmuş ve yeni dünya düzeninin güç dengeleri bir bir dizayn edilmeye başlamıştır. Bu şekillenme ABD’nin savunma bakanlığı tarafından strateji geliştirme planı adını almıştır. Yalnız ABD’nin hiç beklemediği bir sürpriz gelişmiştir. Bu dönemim İngiltere başbakanı ve İsrail’in kurucu önderiydi, yani ilk başkanı. Strateji 3 dengeye bölünmüş, 3’lü stratejik ortaklık, ABD–İNGİLTERE–İSRAİL olarak şekil almıştır.
Temel strateji dünyadaki güç dengelerini ele geçirmek üzere kurulmuş ve bu süre 100 yıl olarak hesaplanmıştır. Tehditlere karşı ilk önlem ve güç oyunu, ABD Başkanının emriyle Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki bölgelerine Atom Bombaları gönderilmesiyle gerçekleşmiştir. Tehditlere karşı alınan diğer bir önlem ise, Almanya’nın yerle bir edilmesi, Marshall planlarının yeniden devreye sokulması olmuştur. Amerika’nın Sovyet Rusya’ya karşı soğuk savaş başlatması, Çin ve Arap ülkelerine karşı Tuman Önderliğinde NATO’nun kurulması ise tehditlere karşı alınan diğer bir önlem olmuştur. Gelişen bu tedbirlere karşı bu 3 ittifağa karşı tek bir tehdit kalmıştı. Stratejinin tam ortasında bulunan ve Avrupa-Asya bölgelerini birbirine bağlayan tek bir tehdit, askeri ve devlet tecrübesiyle güçlü, TÜRKİYE…
Türkiye’nin oluşturduğu stratejik tehdite karşı da önlemler alınmaya başlanmıştı, peki nasıl mı?
Sürekli istikrarsızlık, sürekli iç kargaşa yöntemi ile ekonomik ve sosyolojik açıdan gelişmenin önünü tıkamak. Bu daha çok ABD ‘nin Türkiye’yi stratejik ortak ilan etmesi ile oyunu kolaylaştıracak, Orta Doğu ve Rusya’dan gelebilecek tehlikelere karşı Türkiye’nin askeri güç bulmasını yavaşlatacaktı. Böyle bir kapanda, Türkiye’nin ABD’den silah ve mühimmat alma zorunluluğu uygulamaya geçirilmiş, ABD yaptığı yardımlarla verilen kaynaklar bu zorunlulukla tekrar geri alınmıştır. ABD’den alınan bu yardım ise 400 milyon dolar ve Türkiye’nin ekonomik bağımlılığı başarıyla gerçekleştirilmiştir.
ABD’nin ve güç ittifaklarının da planıyla, Türkiye’yi kapana sıkıştırdığı öyle derin diğer oyunları vardı ki, ben bu memlekette hükümet yönettim, başbakan, amir oldum, ABD’ye tamir oldum diye gidenin gelenin şerefine beton dökeyim.
Neydi bu oyunlar?
ABD oyunlarıyla, Türk milletini kendi içinde gruplara ayıracak, kendi içinde kargaşa yaratacaktı.
Atatürkçü -Dinci. Laik–Şeriatçı. Sağcı–Solcu. Türk–Kürt. Sünni–Alevi. Başörtüsü, türban.
Yine ABD’nin iç siyaset dizaynı ile, işine gelmedikçe, 1949’dan günümüze, bu ülkede üst üste en uzun süre iş başında kalan hükümetler iktidar da en fazla 7 yıl kalabilmiştir. O günden bugüne, ortalama 3 yılda bir hükümet devirip hükümet kurmuşuz. Yeni partiler, yeni tabelalar. Milliyetçi hükümetlerle ırkçılık tırmanışa geçmiş, halkçı hükümetlerde solcu, dinsiz cehaleti derinleştirilerek kargaşalar büyük boyutlar kazanmıştır. Dindar hükümetlerde ise kitlelere Atatürk hedef gösterilerek, Amerika, uşaklarını kullanmış, kargaşayı hızlandırmıştır. Hepimiz gördük, geçmişten bugüne bu iktidar haydutları ise, şerefini ve vatanını ise alenen satmışlardır.
Sen şusun, ben buyum aptallığının bizlere sunduğu tek şey, kurtuluş mücadelesi sonrası kaybolan onca yıl, onca çatışmalar, cinayetler, kargaşalar, ölümler, dizlerini döven analar. Ve bugün geriye kalan yangınlar içinde bir ülke.
Geçmişe doğru gidin, refah ve sosyal seviyesi yüksek hangi ülkede yeniden çiziliyor haritalar. Ölüm bomba olup yağıyor üstlerine?
Hangi ülkede anaların gözü yaşlı, çocuklar yitip gitmiş. Ve hangi ülkede milletler PKK terör örgütü, İŞİD terör örgütü gibi acımasızların savunmasını yapıyor Allah aşkına. Büyük bir oyunun içinde olduğumuzu, yaşayacağımız bir başka ülkenin olmadığını ne zaman anlayacaksınız?
AKP – CHP – MHP vs… inanıyor musunuz ki, kendi politik öz güçleriyle Türkiye’de siyaset dizayn ediyorlar.
“Türk Milleti Zekidir” bunu kim bilir ne kadar inanarak söyledin Gazi Mustafa Kemal?
Bu ülke hepimizin, uyanık kalalım ve oyunun parçası olmayalım!



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .