DOSTLUKLAR UNUTULMAMALI…

DOSTLUKLAR UNUTULMAMALI…

14.10.2019

17 Haziran 2015 günü 91 yaşında kaybettiğimiz eski Başbakan ve Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel, 2 Şubat 2002 tarihinde vefat eden Türk siyasetinin yeleli aslanı, Kırşehir’in yetiştirdiği unutulmaz siyasetçilerden Osman Bölükbaşı ile Kırşehir’de Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi’ni kuran, yaklaşık 50 yıl her 2 kurumun başkanlığını yapan, Ahilik Esnaf […]


17 Haziran 2015 günü 91 yaşında kaybettiğimiz eski Başbakan ve Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel, 2 Şubat 2002 tarihinde vefat eden Türk siyasetinin yeleli aslanı, Kırşehir’in yetiştirdiği unutulmaz siyasetçilerden Osman Bölükbaşı ile Kırşehir’de Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi’ni kuran, yaklaşık 50 yıl her 2 kurumun başkanlığını yapan, Ahilik Esnaf Bayramı ile Haftası’nın kutlanmasına öncülük eden ve geçen yıl vefat eden “Ahi Baba” Mustafa Karagüllü’nün dostluklarını yakından bilenlerdenim.
Demirel adı Kırşehir için çok önemlidir. Demirel’in 1965 yılında Adalet Partisi’nin başına geçip politikaya atıldığı günden bu yana geçen yarım asra göz attığımızda onun Kırşehir’e bakış açısı daha iyi ortaya çıkar.
O yıllarda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ele avuca sığmayan, Anadolu’nun yeleli arslanı “Karacakurt” aşiretinden Osman Bölükbaşı’nın kendisine karşı verdiği mücadeleler Demirel için unutulur gibi değildir her halde…
O mücadelede Osman Bölükbaşı’nın yanından ayrılmayan Kırşehirlilerin başında Mustafa Karagüllü’yü de görürüz.
Karagüllü ile Demirel’in ilk tanışmaları da yarım asır öncesine dayanıyor. Demokrat Parti’nin yanlış bir kararı ile ilçe haline getirilen Kırşehir’in uğradığı zararı telâfi etmek ve Kırşehirlilerin öfkesini az da olsa dindirmek için 31 Ocak 1977 tarihinde Petlas Lâstik Fabrikası’nın temelini atarak onlara iş ve aş sağlama yolunda önemli bir adım atan Demirel böylece Kırşehir’e olan diyet borcunu da ödemek istemişti kim bilir…
Demirel ile Bölükbaşı’nın siyaset sahnesinde başında bulundukları partileri adına birbirlerine karşı verdikleri siyasî mücadelenin yanı sıra kalıcı dostlukları olduğunu yakın dostlarından öğreniyoruz, Demirel’in Kırşehir’e gelişlerinde buna bizim gibi herkes de tanık olmuştur.
Siyasî arenada birbirlerini yerden yere vuran Demirel ile Bölükbaşı arasında çok iyi bir dostlukları da vardı.
Bölükbaşı her zaman Demirel’in gerçek dostu ve ilerleyen yaşına rağmen güvenilir bir danışmanıydı. Demirel de Bölükbaşı’nın başı ağrısa gece-gündüz demeden hemen yanına koşardı.
Bölükbaşı, milletvekili adaylarının, başka partilere transferini önlemek için, seçim sırasında noterden taahhütnameler almış, buna rağmen milletvekili seçilen bazı kişiler, bir süre sonra Millet Partisi’nden istifa edince, 1973’te, “Erciyes Dağı kadar derdim var. Artık, gemi aslanı gibi lider olmak istemiyorum” diyerek siyaseti bırakmıştı…
Ama siyasetçilerle olan ilişkisini hiç kesmedi. Hele Demirel ile hiç…
Gönlünde Kırşehir’in ayrı bir yeri olduğuna inandığımız Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Marmara’daki deprem felâketinden birkaç saat önce şehrimize gelip Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrikanın açılış törenine katılarak Kırşehirlilerle birlikte olmuştu.
On ay içinde ikinci kez Kırşehir’e gelen Cumhurbaşkanı Demirel’i açılış töreninde dinlerken doğrusu Osman Bölükbaşı’nın memleketinde Kırşehir’e ve Kırşehirlilere karşı ne kadar içten, ne kadar sıcak duygular içinde olduğunu gözlemledim.
Epey oluyor, eski kültür bakanlarından Cihat Baban’ın anısını okurken Osman Bölükbaşı’nın adının sıkça kullanılması dikkatimi çekmişti.
Merakla okuduğum Cihat Baban anılarının bir bölümünde şöyle diyordu:
“… 1946-1947 yıllarında Amerika’dan eğitim dönüşünde Ankara Palas’ta bir kokteyle davetliydim. Salona girince bir masadan çağrıldığım işaret edildi. Masaya teveccüh edip yürümeye başladım. Çağrıldığım masaya yaklaştıkça masadaki zevatı daha iyi tanımaya başladım. Bunlar Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü, Samet Ağaoğlu ve Demokrat Parti’nin diğer ileri gelenleriydi. Celal Bayar ve Refik Koraltan’ın arasında benim için meçhul olan otuz-otuziki yaşlarında biri vardı. Benim için meçhul olan o şahsı Celal Bayar ‘mevcudiyeti ile iftihar ettiğimiz, memleketin medar-ı iftiharı, Anadolu fırtınası Osman Bölükbaşı’ diye takdim etti. O zat dün Meclis kulislerinde Bölükbaşı’nın teşrii masuniyetini kaldırıp hapse atmak için DP grubuna baskı yapıyordu.”
Sevgili okurlarım; Osman Bölükbaşı’nın o yıllarda Demokrat Parti’nin başmüfettişi olduğunu ve partinin önde gelen isimlerinden Adnan Menderes, Samet Ağaoğlu gibi isimlere rağmen CHP’ye karşı ana muhalefet sözcülüğü yaptığını görüyoruz.
Yukarıda da değindiğim gibi o dönem bütün Kırşehirliler gibi politikanın içinde ve Osman Bölükbaşı’ya yakın olan pek çok isim arasında Mustafa Karagüllü de vardı.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mustafa Karagüllü’yü tâ 1950’li yıllarda tanımaya başlamıştı.
Mustafa Karagüllü yine 1952 yılında kurulan Kırşehir Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi ile Esnaf ve Sanatkârlar Dernekleri Birliği başkanlıklarını yürütüyordu.
50 yıl önce büyük uğraşlar vererek temelini attığı Ahilik ve Esnaf Bayramı’nı Refik Soykut ve yakın arkadaşları ile bu günlere taşıyan Mustafa Karagüllü’ye “Ahi” unvanını verenler arasında Cumhurbaşkanı Demirel de vardır.
Mustafa Karagüllü’nün Demirel’i Başbakan iken Cumhurbaşkanı iken pek çok defa Ahilik ve Esnaf Bayramı kutlamalarında karşılayıp görüştüklerini hatırlıyoruz.
Süleyman Demirel’e Adalet Partisi Genel Başkanı ve Başbakan iken Petlas Lastik Fabrikası’nın temelini atmak için 1977 yılında geldiği Kırşehir’de “Ahi Postu” veren de yine sayın Karagüllü olmuştur.
Hatta bir Ahilik Kültürü Haftası kutlamaları çerçevesinde Ankara Atatürk Spor Salonu’nda bu kez Cumhurbaşkanı olarak Demirel kendisine peştamal kuşatan Karagüllü’ye “Sayın Karagüllü, Petlas’ın temelini attığımız gün verdiğiniz Ahi Postu da evimizde duruyor” diyerek Kırşehir’i ve Kırşehirlileri unutmadığını, hafızasının da ne kadar güçlü olduğunu bir kere daha göstermişti.
Eski valilerimizden İrfan Kurucu’nun başkanlığındaki Kırşehir heyeti Cumhurbaşkanı Demirel’i Ahilik ve Esnaf Bayramı’na davet etmek için Çankaya Köşkü’ne çıkmıştı.
Heyette Karagüllü de bulunuyordu ve burada söz alarak ayakta konuşmaya başladığında Cumhurbaşkanı Demirel “Otur Karagüllü otur. Rahat konuş” demişse de Karagüllü “Oturmam mümkün değil. Ben oturamam efendim” diye saygıda kusur etmeyerek konuşmasını sürdürmüştü.
Karagüllü ile Demirel arasındaki samimi dostluğa Kırşehirliler orada yine tanık olmuşlardı.
Son olarak depremden 10-12 saat önce 16 Ağustos’ta Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma etkinlikleri dönüşü Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikanın açılış törenine katılan Cumhurbaşkanı Demirel fabrikayı gezip çıkarken gördüğü Karagüllü’yü yanına çağırarak “Sayın Karagüllü nasılsın, eyi misin? Ahilik Bayramı’nda yine Kırşehir’e geleceğim ve yeni açılışlar yapacağım” diyerek hal hatır sorması töreni izleyen davetlilerin gözünden kaçmamıştı.
Demirel’in Ankara’da Bölükbaşı ile Kırşehir’de Karagüllü ile, yani Kırşehirliler ile sarsılmaz dostluğu her ikisinin de ölümüne kadar sürmüştü.
Mustafa Karagüllü Kırşehirli ünlü politikacı Osman Bölükbaşı’nın 1950’lerde başladığı politika hayatına veda edinceye kadar Kırşehir’de temsilciliğini yaptı.
Yarım asır esnaf temsilciliklerinin başkanlıklarını yürüten, 1960’larda esnaf ve sanatkârların pîri Ahi Evran-ı Velî’yi ortaya çıkarıp Kırşehir’de olduğu gibi yurt çapında anılmasını, esnaf ve sanatkârların temsilcisi olarak gece-gündüz uğraşarak, hükûmetlerle yazışarak devlete kabul ettirmişti.
Sonra gün geldi, Kırşehir Esnaf Odaları Birliği Yönetim Kurulu oy birliği ile Mustafa Karagüllü’ye “Ahi Baba” unvanını verdi. Şimdi Kırşehir’de ve bütün Türkiye’de herkes onu gerçek adı olan Mustafa Karagüllü olarak değil, “Ahi Baba” olarak bilir ve tanır.
Evet, Kırşehir’de Mustafa Karagüllü denince Ahiliğe ve Kırşehir’e adanmış bir ömür akıllara geliyor. Bütün ömrünü yollarda Ahiliği anlatmak için harcadı. Ömrü boyunca ne milletin, ne devletin malına tamah etmedi. Gözü hiçbir zaman oralarda olmadı. Hatta tüm mal varlığını Ahilik uğruna harcadı. Onu gelecek kuşaklarına aktarmamız da hepimizin görevi.
Makam ve mevkiiler ne olursa olsun elli yıllık dostluğun hiçbir zaman unutulmaması ve aynı sıcaklıkla sürmesi çok güzel bir duygu olmalıdır.
Birbirlerine çok benziyor olmalarının Demirel-Karagüllü dostluğunda etkisinin olduğunu söylemek de pek yanlış olmaz.
Kırşehir’de bizler birbirimizin değerini Demirel, Bölükbaşı ve Karagüllü dostluğunda olduğu kadar bir türlü anlayamadık nedense…
Bu olguyu anlayabildiğimiz gün Kırşehir olarak sorunlarımızın üstesinden gelecek tılsımı yakalamış olacağız.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .