Doğru oturup, doğru konuşalım

Doğru oturup, doğru konuşalım

21.11.2018

Ülkemiz 15 Temmuz 1915’ten beri, bir ihtilâl girişimi ve bu girişimin açtığı yaraları sarmaya çalışıyor. Yargılamalar sonuçlanmış değil. İhtilâllerin bir hazırlık dönemi olur. Bir ihtilalin yapıldığı gün olur. Bir de bu günden sonra gelişen olaylar olur. Ülkemizde 15 Temmuz’da yapılan hain ihtilâl başarısız oldu. İyi ki başarısız oldu. Ben cumhuriyetçiyim diyen, ben hürriyetçiyim diyen, ben […]

Ülkemiz 15 Temmuz 1915’ten beri, bir ihtilâl girişimi ve bu girişimin açtığı yaraları sarmaya çalışıyor. Yargılamalar sonuçlanmış değil.
İhtilâllerin bir hazırlık dönemi olur. Bir ihtilalin yapıldığı gün olur. Bir de bu günden sonra gelişen olaylar olur. Ülkemizde 15 Temmuz’da yapılan hain ihtilâl başarısız oldu. İyi ki başarısız oldu. Ben cumhuriyetçiyim diyen, ben hürriyetçiyim diyen, ben demokratım diyen, ben özgürlükçüyüm diyen hiçbir kişinin, İhtilali onaylaması kabul edilemez. İhtilali yapmak isteyenler, ihtilale destek olanlar, ihtilali onaylayanların demokratlıkla ilgisi yoktur.
Bakın 1960 ihtilali yapıldı. Ordumuzun istikrarı bozuldu. Tam 5 bin ordu mensubu subay ve astsubaylarımız ordudan atıldı. Bine yakın siyasi parti üyeleri, çeşitli cezalarla cezalandırıldı. Halkımızın siyasi bilinci alt üst oldu. İdamlar oldu. İntiharlar oldu. Halk on yıl kendine gelemedi. Siyasi istikrarı yakalayamadı.
1970 ihtilali yapıldı. Ülke seksene kadar karışıklıklardan kurtulmadı. Sağ-sol çatışmaları halkı canından bezdirdi.
1980 İhtilali yapıldı. Bir milyon iki yüz bin kişi yargının tezgâhından geçirildi. Faili meçhuller mi dersiniz, işkenceden öldürülenleri mi dersiniz, kaçarken öldürüldü denenleri mi dersiniz, işkencenin her türlüsünün uygulandığı insanları mı dersiniz, ordudan atılan on binlerce subayımızı mı dersiniz, hapse atılanları mı dersiniz! İdam edilenleri mi dersiniz! İşten atılanları mı dersiniz! Sayın sayabildiğiniz kadar…
İhtilâl denemeleri bitmedi.
1998’de de namlular kendini gösterdi. Sincan sokaklarından başlayan ve Ankara’yı yakıp yıkmaya girişilen ve 15 Temmuz’da da katmerlisini yaşadık. Şu söz her zaman söylenmiştir. Her yapılan bir ihtilâl, ülkeyi bulunduğu konumdan en az on yıl geriye götürür. Yani açılan yaralan en az on yılda sarılabilir.
Sözümün burasında Fetoculuktan dolayı yapılan yargılamalar, adaletin yerine getirildiği hukukun yerine getirildiği anlamını vermemektedir. Suçlar İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de Gölbaşında, Fethiye’de, Kazan’da, TRT’de işlenmiş suçlardır. Eli silahlı ihtilalciler buralardadır. Birinci derecede suçlu olanlar buralarda eyleme geçenlerdir. Suç açık açık bellidir.
Bu hain adamlar silahlanmışlar. İstanbul’da köprüyü işgal etmişler. Meclisi bombalamışlar. Genel Kurmay Başkanlığını teslim almaya girişmişler. Genel Kurmay Başkanını etkisiz hale getirmeye çalışmışlar. TRT’yi işgal etmişler. Cumhurbaşkanını Marmaris’te yakalamaya ve öldürmeye girişmişler. Gölbaşında Özel Harekât Başkanlığını bombalamışlar. Suçlar açık. Ortada.
Yargının kararları nerede?
Aradan üç yıl geçti. Daha tümünün cezası verilmedi.
Doğru mu bu?
Yine soralım. Tüm kurum ve kuruluşlarda Fetocu var. Tümünü tespit edilebildi mi? Tespiti kurumların başındakiler açığa çıkarmak zorunda. Bakıyorsunuz kurumda on Fetocu varsa, beşinin yargıya teslim edildiği, diğer beşinin görevine devam ettiği iddiaları ortalıkta sıkça dillendiriliyor. Açığa alınanlar var. Meslekten ihraç edilenler var. Gözetim altında tutulanlar var.
Bakın bu yargılamada iyi gitmeyen durumların olduğu, hatta parası olanların, dayısı olanların yargılamayı kolay atlattığı iddiaları ortadan kaldırılmalı. Kurum amiri olup ta görevini hakkıyla yapmayanların olduğu iddiaları var.
Efendim. Anasınıfı öğretmeni, kurumda hizmetli, masa başı memuru, Feto sempatizanları var. Hatta kurumda kişiler arası husumetten dolayı yargıya itilen insanlar var. Bunların pek çoğu büyük mağduriyetler içinde olduğu iddiaları söyleniyor.
İyi de bu hain Feto’nun girmediği kurum kalmamış. Siyasetin içinde olanlar nerede? Siyasetçiler “biz art niyetlerini anlamamıştık. Anladıktan sonra onlardan ayrıldık” dediler ve yargı onları görmüyor.
İyi de kardeşim benim Anadolu insanın kolay kolay yalan söyleyemez. Kolay kolay tuttuğu yoldan vazgeçmez. Ben çok dinledim. Hikâye de olsa. Adam yargılanıyor. Saf duygular içinde olduğunu hâkim görüyor. İfadesinde bir değişiklik görmek istiyor. İfadesini düzeltmesi için önünden beri gelmeye çalışıyor. Hâkim ifadesine uysa. Ceza vermeyecek. Ama adam ifadesini değiştiremiyor. Değiştirmiyor. Hâkim de ceza vermek zorunda kalıyor. Ceza veriyor.
Gündem de af konusu var. Bu af konusunda tüm partiler konuyu enine boyuna tartışmalılar. Efendim açığa alınmış olanlar, ihraç edilmiş olanlar, eften püften suçlamalara maruz kalmış olanları, zaman daha çok geçmeden ülke insanları soluklandırılmalıdır. Suçlular sadece bu tabandaki insanlar değil ki!
Geçmişten bugüne kadar işbaşında olan devlet büyükleri de bu olayın içinde olduğu ve onlara bakarak olayı anlayamamalarına neden olanlar da suçlu. İhtilâl başarısız oldu. Kurtuldular. İstemeden suça düşmüş, mağdur olmuş olanları da kurtarmalılar. Bir an önce af konusu sonuçlandırılmalı, varsa mağduriyetler ortadan kaldırılmalı, ülkesine, milletine hainlik yapmış, suçu kanıtlanmış kim varsa gözünün yaşına bakmadan da en ağır şekilde cezalandırılmalı.

Asım Atabey 



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .