Devletin et politikası

Devletin et politikası

20.07.2016

Türkiye 15 Temmuz darbe girişimiyle sokaklarda. Kırşehir’de de her gece Cacabey Meydanı doluyor, boşalıyor. Bu birliktelik çok güzel. İnşallah hep böyle birlikteliğimiz devam eder. Evet problemi eksik olmayan Türkiye’nin bir de et problemi eklendi. Bu problemi besicilerle falan çözeceğini umuyorsa sayın yetkililer, kusura bakmasınlar öyle çözülmez. Kesilecek hayvanın arkasında eğer üretim yoksa dökme suyla kuyu […]

Türkiye 15 Temmuz darbe girişimiyle sokaklarda. Kırşehir’de de her gece Cacabey Meydanı doluyor, boşalıyor. Bu birliktelik çok güzel. İnşallah hep böyle birlikteliğimiz devam eder.
Evet problemi eksik olmayan Türkiye’nin bir de et problemi eklendi. Bu problemi besicilerle falan çözeceğini umuyorsa sayın yetkililer, kusura bakmasınlar öyle çözülmez. Kesilecek hayvanın arkasında eğer üretim yoksa dökme suyla kuyu dolmaz. Toplanıp dağılmak sorun çözmez, eğer piyasayı kontrol edemezsen tehditle, yalvarmayla kimsenin insafa geleceği beklenmesin.
Bu yıl Kırşehir’de hayvancılık konusunda insanlar ciddi oranda yatırım yapıyor. Yüzlerce mandıra inşa ediliyor, binlerce dışarıdan hayvan ithal ediliyor. İyi mi olacak, kötü mü olacak hep birlikte göreceğiz. Çünkü hayvancılıktan anlamayan insanların bu sektöre girmesini de anlamakta güçlük çekiyorum. Herkes bu işe yöneldi, “demek ki bu işte para kazanırız” diyen Kırşehir’deki yatırımcılarımızın başarılı olmasını dilerim.
Devlet üretme çiftliklerini kapatırsan, et balık kurumlarını özelleştirme adı altında peşkeş çekersen ne piyasayı nede üretici adı altında aracıları kontrol edemezsin. Sayın bakan kasaplarla toplantı yapıyor, halk bekliyor ama netice yine sıfır, dağ fare doğuruyor. Devletin istikrarlı ve disiplinli bir denetim mekanizması olmadığı müddetçe, sizler toplanır toplanır dağılırsınız ve hemen arkasında da piyasa dağılır.
Teşvik primi adı altında besiciliğe verilen paraların gayrimenkullere yatırıldığını nasıl kontrol edeceksin. Dışarıdan getirilen veya piyasada toplanan hayvanların kimlerin elinde toplandığını ve besicilerin kontrollü desteklenip desteklenmediğini kayıt altına alarak belki bir müddet sorunu çözebilirsiniz. Fakat gerçek çözüm küçük üreticiyi yerinde yani köyünde teşvik etmek ve ucuz yem temini bir kaç yıl içerisinde sorunu çözer.
Hayvancılık ve besicilik yapılan yerlerin iyi seçilmesi ve her önüne gelenin bu işi yapmaması gerekir. Türkiye’de meslek seçimi de ayrı bir sorun, doktor inşaat işleriyle uğraşırken, bakkal aspirin satıyor, avukat besicilik yapıyor. Büyük holdinglerin piyasayı silip süpürdüğünü acaba devletin yetkilileri bilmiyor mu? Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelere baktığımızda, et tüketiminde Türkiye hayli geride görünüyor.
Avrupa ülkelerinde kişi başına tüketilen ette Almanya başı çekerken diğer ülkelerde ona yakın bir seviyede ve Türkiye’de iki üç kat fazla. Hıristiyan inanışına göre domuz etinin tüketiminde oran yüksek ve aynı zamanda ucuz olmasının tüketim oranına katılması en önemli faktör sayılabilir. Onlar açığı bu şekilde kapatıyor. Asya ve uzak doğu ülkeleri Türkiye’den daha da geride. Çin, Hindistan, Japonya gibi ülkeler kırmızı et ihtiyacını tahıllarla ve diğer yiyeceklerle temine çalışırken protein temininde her hangi bir sıkıntı çekmemektedir.
Türkiye’de 2010-2014 yılları arasında faizsiz 8 milyar kredi verilmiş, fakat verilen kredinin denetimi yapılamadığı için bilinçsiz kimselerin aldığı paraları ya batırmış veya amaç dışı yatırımlara harcandığı için istenilen hedefe ulaşılamamıştır. Devletin destek verdiği küçük kuruluşlar ve aile üreticilerinin üretimi açığı kapayamamaktadır.
Son 10 yıl içerisinde gerek kültür ve gerekse melez ırklarda artist olmasına rağmen, yükselen yaşam standartlarıyla beraber kırmızı et tüketimi de artmıştır. Artan tüketimi karşılamakta zorluk çeken kasaplar, çareyi fiyatları yükseltmekte bulmuş ve çokta güzel gelir elde etmişlerdir. 2002’de küçük ve büyük baş hayvan sayısı 32 milyonken, 2014’te 42 milyona çıkan hayvan sayısı artan ihtiyacı karşılayamamaktadır.
Kırmızı et ihtiyacına paralel olarak süt ve süt mamullerinde aynı sıkıntının yaşanması beklenmelidir. Uzun vadeye yaymamak şartıyla ve sıkı bir takip, ısrarlı bir politikayla Türkiye bu açığı kapatacak kapasiteye sahiptir. Hayvancılık tarımla beraber gelişir ve tarım politikasındaki yanlışlık, besicilik ve hayvan yetiştiriciliğini etkiler.
Kırmızı et ihtiyacını kanatlı hayvan etiyle kapatmaya çalışmak tamamen yanlış ve aynı zamanda Anadolu beslenme kültürüne uymayan bir öneridir. İlerleyen yıllarda beyaz et ve yumurta ihtiyacını karşılayamaz duruma gelirse bu işlerle uğraşan sektörler, hiç şaşmamak gerek.
Kurban Bayramı’nda büyük vurgun yapmayı planlayan celeplerin planını bozacak olan devlettir. Eğer önceden tedbirini almaz ve piyasaya müdahale etmez ise bütün vebali sırtlanmış olur.
İthalse ithal destekse destek ne yapıp edip talebi karşılamak zorunda, bu devletin asli görevlerinden birisidir. Halkı cambazların eline bırakmamalı. Yaklaşan kurban bayramında doğacak hayvan tedarikine zaman geçmeden çözüm bulunmalı. Suudiler tanesi 10 dolara koyun alıyor Yeni Zelanda’da.
Evet, Türkiye Yeni Zelanda değil fakat geniş meralarda daha verimli ve Anadolu iklimine uygun ırklarla üretimi artırmak mümkün. Devlet desteği ile eğitimli ve bilgili üreticiler yetiştirmek, yem desteği de yaparak et açığını kapatmaya çalışmanın yollarını devlet aramalı ve yapmalı. Soya fasulyesinin üretimi de soruna yardımcı olabilir. Devekuşu projeleri neden devam ettirilmedi, belki beslenme kültürüne uymayabilir fakat beyaz et temininde iyi bir alternatif. Teşvik edilmesinde yarar var diye düşünenlerdenim…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .