Devir yağcılık ve yalakalık devri olmuş!

Devir yağcılık ve yalakalık devri olmuş!

11.04.2015

Bir zamanlar bir kişi çalıştığı yerde ona buna yağcılık yapar, kuyruk sallarsa büyür, bir yerlere gelir derlerdi de inanmazdık. Şimdi öyle mi? Günümüz yağcılık ve yalakalık dönemi! Kırşehir’de şöyle bakıyorum ne kadar yağcı ve yalaka varsa en üst noktalarda! Bilgi, beceri, tecrübe, liyakat sıfır olsa da Kırşehir’de tepedeler, gelecekleri en üst noktadalar! Ama hala utanıp […]

salih

Bir zamanlar bir kişi çalıştığı yerde ona buna yağcılık yapar, kuyruk sallarsa büyür, bir yerlere gelir derlerdi de inanmazdık.

Şimdi öyle mi?
Günümüz yağcılık ve yalakalık dönemi!
Kırşehir’de şöyle bakıyorum ne kadar yağcı ve yalaka varsa en üst noktalarda!
Bilgi, beceri, tecrübe, liyakat sıfır olsa da Kırşehir’de tepedeler, gelecekleri en üst noktadalar!
Ama hala utanıp sıkılmadan “isteriz de isteriz!” deyip daha da üst noktalarda makam ve mevkii istiyorlar!
Bunlarda utanma yok, arlanma yok!
Milletvekilinin arkasında, parti başkanlarının arkasında dolaşan müdürleri artık kanıksadıydık, ama bu kadarını da görmemiştik!
İşte milletvekili seçimleri var 7 Haziran’da…
Dün aday yapmak istedikleri kişinin arkasında dolaşanlar, onun için kapı kapı gezenler, kılıktan kılığa girenler bugün hiç utanıp sıkılmadan milletvekili adayı olanların arkasında, hem de ön sıralarda!
İşte bir rektör seçimi var Ahi Evran Üniversitesi’nde…
Orada da aynı manzaralar…
Gündüz bir rektör adayının peşinde, gece başka adayın peşinde olanlar var.
Ne yapsınlar devir onların devri olacak kim seçilirse!
Evet, gerçekten tuz koktu denilen bir dönemde yaşıyoruz…
Devir yağcıların ve yalakaların devri olmuş!
Onlar el üstünde tutuluyor, onların işi görülüyor!
Doğruluk, dürüstlük, onur ve şeref ayaklar altında!
Dedim ya devir yağcılık ve yakalık devri olmuş!
Örnek vermek gerekirse gazeteci çalıştığı gazetede yükselmek için gazetenin genel yayın yönetmenine yağcılık yapar, eğer gerçekten iyi yağ çekebilmiş ise yükselir.
Televizyoncular da aynı yolu denemek zorundadırlar. Bilgi ve becerileri önemli değildir. Yağcılığı iyi yapamazlarsa işten kovulmaları kaçınılmazdır.
Gazete ve televizyon patronları sözde siyasetçilerden uzak gibi gözükürler, ama hiç te öyle olmazlar. Hele ellerine mikrofon verilip de iktidara yalakalık yapanları görürseniz fazla da şaşırmamak gerekir. Bürokraside beceri ve konusunda kariyer sahibi olmak önemli değildir. Önce yağcı olacaksın, üstlerine yağ çekerek, el etek öperek yükselmenin yollarını arayacaksın.
Yağ çok değerli bir besin kaynağıdır. Çok çok çeşitleri vardır biliriz.
Tereyağı, zeytinyağı, fındık yağı, çiçek yağı, margarin yağları vs. Bu yağları üreten ve satanlara da yağcı denir. Hatta bu sebeple soyadı yağcı olan vatandaşlarımız vardır. Bunlar alın teri ile üretime katkıda bulundukları için saygı duyulan insanlardır.
Besin kaynağı olmayan ancak insan hayatında önemli yeri olan yağlar da vardır. Gres yağı, gaz yağı, boya yağı (yağlı boya) gibi.
Bu yağlar da birtakım ihtiyaçlar için kullanılan yağlardır. Yağlar üzerinize bulaşmazsa çok iyi işlerde kullanılır. Ancak bulaştığında da kokusu uzun zaman üzerinizden çıkmaz. Kendimiz ve etrafımızdakileri de rahatsız eder.
Bir de sanal yağcılarımız vardır. Bunlar da sadece güzel laf üretirler. Bu yağcılarımız çok önemli kişilerdir. Bunlara yağcılık özellikle öğretilmiştir. Çünkü bu yağcılık kolay bir iş değildir. İnsanın onuru ile ters orantılıdır. Biri yükselirken diğeri azalır. Hatta yağcılık öyle bir boyuta ulaşır ki onur kelimesinin bir mana ifade etmediğini açık olarak görürsünüz.
İktidar partisinin üst düzey yöneticilerine yağcılığı iyi yaparsan iş bulma, ihale alma garantin var demektir. “Hamili kart yakınımdır” yazısını eline aldın mı kim tutar seni.
Milletvekili olmak ve milletvekili olduktan sonra partin iktidar olmuşsa bakan olmak için lidere kul köle olursan, yağcılığı başarıyla yürütebilirsen yerin garantidir.
Bu işler hayat boyu hep böyle devam eder.
Yağcılığın biraz daha ilerlemiş haline de dalkavukluk derler.
Dalkavuk dedim de aklıma bir dalkavuk fıkrası geldi.
Padişahın biri patlıcanı çok severmiş, ne zaman “şu patlıcan musakkaya bir türlü doyamıyorum” dese dalkavuğu da; “Aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor, akşam olsa da yesek.”
Padişah imambayıldıdan söz edecek olsa “şu imambayıldıyı icat edenin mekânı cennet olsun, nefis bir yemek, insan yemeye doyamıyor” dermiş.
Padişah; karnıyarıktan, patlıcan dolmasından, kızartmasından, kebabından, patlıcan salatasından, turşusundan ve reçelinden söz ettikçe, dalkavuk da göklere çıkarırmış.
Gel zaman git zaman padişah patlıcandan nefret etmiş, sofraya değil yemeği, salatası, turşusu, tatlısı patlıcanın “p” harfinin gelmesini bile yasaklamış.
“Şu patlıcan musakkanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum” dediğinde dalkavuk da padişahın sözünü tamamlarmış. “Aman padişahım bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lazım.”
Padişah bir başka gün; “Bu insanlara hayret ediyorum; o kadar güzel salata çeşidi varken akşam yemeğinde tutup patlıcan salatası yiyorlar, anlamak mümkün değil” deyince dalkavuk sözünü kesercesine atılarak eklemiş, “İnsanlarda damak zevki diye bir şey yok, en iyisi patlıcanın yetiştirilmesini yasaklamak. Adını bile duymaktan nefret ediyorum.”
Bu konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda dalkavuğa sormuş “yahu sen bir zamanlar patlıcanı met eder ve adeta göklere çıkarırdın, şimdi ise patlıcanı ve yemeklerini kötülüyorsun, nasıl olur da bu kadar değişebilirsin, hayret”
Dalkavuk da hemen yanıtlamış:
“Bana bak arkadaş, bana bak ben patlıcanın değil padişahın dalkavuğuyum anladın mı?”
Bu fıkrayı anlatırken hemen aklıma yine bir meşhur söz geldi: “Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa o ülke batar.”
Ülkemiz batıyor mu? Çıkıyor mu? Onu bilemem, ama ülkemizde ve ilimizde o kadar çok dalkavuk var ki, ne yapıyor, nereye gidiyoruz anlayamıyoruz.
Mesleğim gereği bazı tören, toplantı ve etkinliklere katılıyorum. Sözde benim mesleğimin içinde olan, ama asıl işi ona buna yağ çekmek, yalakalık olduğunu iyi bilen, bu nedenle iş ve ihale alan birilerinin sürekli yetkililere yağ çekmesini gördükçe, ben insanlığımdan utanıyorum, ama onlar utanmamakta, arsızlıklarına, yüzsüzlüklerine devam ediyorlar.
Ne yaparsın devir yağcılık, yalakalık devri olmuş.
Doğruları söyleyeni, doğruları konuşana yer yok!
Ne demişler “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diye.
Ama biz gerçekleri, sadece gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.
Hani yine bir söz vardır “Nice insanlar gördük üzerinde elbise yok, nice elbiseler gördük içlerinde insan yok…”
İşte günümüzde insanlar da böyle oldu. Kılıktan kılığa giriyor. Yağcılık yapmaya, yıkama yağlamaya devam ediyor.
Elbette yağcılıkla semirenler şunu iyi bilin ki; keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Yağlar erimeye başlar, yağcılıktan elde edilen mevkiler ve mal mülk kayar gider, yok olur!..

 

Biraz da gülelim!

Pes

Köylünün biri, sürekli tarlasına zarar veren ve tarlayı perişan edenin ne olduğu anlamak için, bir plan yapar. Bir kuytu köşeye çekilir ve gece gündüz beklemeye karar verir. Akşam karanlığı yeni çökmüştür ki; bir hışırtı duyar ve dikkat kesilir. Bir de bakar ki kocaman bir ayı. Tarladaki ekinden koparıyor, kokluyor beğenmediklerini atıyor, beğendiklerini karnını doyuruncaya kadar yiyor. Köylü çok şaşırıyor ve emin olmak için, bir akşam daha bekliyor. Ertesi akşam yine aynı ayı, aynı şekilde geliyor ve ekinleri koparmaya başlıyor. Köylü dayanamıyor, tüfeğini doğrulttuğu gibi ayı orada vurup öldürüyor. Olay resmi makamlara intikal ediyor… Hakim duruşmada soruyor:
– Evladım! Sen av yasağı olduğunu bilmiyor musun? Bu hayvanlar koruma altında. Nasıl bu hayvanı öldürürsün? Yasalara göre; tutuklanman ve 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılman gerekiyor.
Köylü çok şaşırıp, hakime soruyor:
– Nasıl olur hakim bey bu hayvan benim bütün tarlamı mahvetti. Hatta bana da saldırdı. Ben de onu öldürdüm!
Hakim:
– Vallahi evladım! Bu kanunu ben yazmadım. Bunu meclistekilere soracaksın ben sadece uyguluyorum.
Köylü bir kez daha şaşırır ve şöyle der:
– Bu ayının da mecliste adamı varsa pes doğrusu!!!

 

Sevdiğim bir söz

Her gün yaşadıklarınızdan mutlu olmakla cesareti geliştiremezsiniz. Bunu ancak zorlukların ve engellerin arasından başarıyla sıyrılarak yapabilirsiniz.
Barbara Angelis



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .