Destancılar

Destancılar

07.02.2015

KIRŞEHİR’DE bir zamanlar destan satıcıları olurdu. Dışarıdan gelirler özellik ile pazarlarda bir yandan destanı okur, bir yandan da satış yaparlardı. Sesleri de yanık olur, zorla dinletirlerdi söylediklerini. Sayfa sayısı az ise on kuruş, fazla ise yirmi beş kuruşa satarlardı. Şimdi o destancılar kalmadı doğal olarak. Gazete ve televizyonlar merak edilenleri ve destanları bazıları doğrudan verirken […]

KIRŞEHİR’DE bir zamanlar destan satıcıları olurdu. Dışarıdan gelirler özellik ile pazarlarda bir yandan destanı okur, bir yandan da satış yaparlardı. Sesleri de yanık olur, zorla dinletirlerdi söylediklerini. Sayfa sayısı az ise on kuruş, fazla ise yirmi beş kuruşa satarlardı. Şimdi o destancılar kalmadı doğal olarak. Gazete ve televizyonlar merak edilenleri ve destanları bazıları doğrudan verirken kimileri çarpıtarak veriyor ya da hiç görmemezlikten geliyor…
İnternette bulduğum bir destan, tanımını sizde okuyun bakalım. “Âşık Edebiyatı ve Mûsikisinde Destan. Cemiyet hayatında meydana gelen büyük olaylar üzerine hece vezniyle ve koşma tarzında düzülen, belli bir ezgiyle çalınıp söylenen uzun manzumelere destan denir. Âşık edebiyatı nazım şekillerinden olan destanın âşık fasıllarında önemli bir yeri vardır (bk. Âşık; Âşık EDEBİYATI). Manzum hikâye tarzında olan destanlar genellikle yedili, sekizli, on birli hece vezniyle ve kolay bir beste ile söylenir. Destan bu özelliğinden ötürü Batı şiirindeki halatlara benzer. Bazı araştırmacılar destanların on iki kıtadan az olmaması gerektiğini söylerse de umumiyetle bu sayı üç ile 100 dörtlük arasında değişmekte, bazan 100 dörtlüğü aşan destan örneklerine de rastlanmaktadır. Fakat dinleyicileri sıkmamak için özellikle meclislerde okunan destanların uzun olmamasına dikkat edilir. Destan bir kişi tarafından okunabileceği gibi iki kişinin karşılıklı birer kıta söylemesi şeklinde de okunması mümkündür. Toplumu derinden etkileyen olayları, çeşitli hayat sahnelerini halk dili, halk duygu ve düşüncesiyle anlatan bu manzumeler, dörtlük sayısının çok olu-şundan dolayı koşma ve türküye göre şiir gücü bakımından daha zayıftır.”
Üniversite İngilizce öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, biliyorsunuz Gezi Olayları’nda kurban edilen 19 yaşında anasının kuzusu bir genç idi. Eskişehir’de okuyor, her gün Hatay’da ki annesi ile telefonlaşıyordu. Haziran ayında başlayan İstanbul Gezi Parkı korunması için yapılan eylemlere Ali İsmail’de Eskişehir’de katılmıştı. Evine giderken, eylemci avına çıkan, sözde polis ve esnaf canilerin kurduğu tuzağa düşerek, acımasızca işkence ederek yaralayıp, ölümüne sebep oldular. Sonra hiçbir şey olmamış gibi evlerine gidip çocukları ile mutlu yaşamlarına devam ettiler. Son anda yakalanan kamera görüntüleri ile haklarında mahkeme açıldı. Yargılamanın selameti adına her ne hikmet ise mahkeme, cinayetin yaşandığı Eskişehir’de değil, Kayseri’de yapıldı. Her mahkeme öncesi Kırşehir’de de güvenlikçiler, davayı izlemeye gidebilecek, potansiyel Ali İsmail arkadaşlarını araştırdılar, kaç kişi davaya gidiyor diye. Korkuyorlar, titriyorlar araştırıyorlardı.
21 Ocak 2015 Çarşamba günü Kayseri’de yapılan son duruşmada, mahkemeler boyunca iyi halde bulunan(yani mahkemeye saygılı olan) sanıklar hakkında cezaları verilip iyi halleri ve iyi niyetleri ile ceza indirimine gidilmiştir. Cezalar adam öldürmekten de verilmemişdi. Karara tepki duyanlara ise, mahkeme reisi tepkinizi dışarıda gösterin demiştir. Dışarıda ise göstericiler zor ile dağıtılmış, yaralama ve göz altılar yaşanmıştır. Yani destan yaratanlar bir şekli ile koruma altına alınmıştır. Aynı gün Birleşik Haziran Hareketi’nin çağrısı ile yapılan nümayiş ve basın beyanatlarına yine saldırı ve göz altılar yaşanmıştır.
Kırşehir’de dava sonrası yapılan yazılı basın açıklamasını kendi sütunlarıma alarak sizler ile paylaşmak istiyorum. “Kayseri’de Ali İsmail’in katillerine verilen ödül cezalar sonrası mahkeme önünde polis halka saldırdı.
Eskişehir’deki Gezi Direnişi sırasında 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’ı darp ederek öldüren polisler ve esnafın, Kayseri’de yargılandığı davanın son duruşması bugün Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.“Kasten insan öldürme” suçlamasıyla müebbet hapis cezası istenen polis Mevlüt Saldoğan’a 13 yıl hapis cezası verildi. Saldoğan’ın cezası ‘iyi hal’ indirimiyle 10 yıl 10 aya düşürüldü. Polis Yalçın Akbulut için 12 yıl hapis cezası verildi ve yine cezası ‘iyi hal’den 10 yıla düşürüldü. Diğer sanıklara 6 yıldan 3 yıla değişen hapis cezaları verilirken, Polisler Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin’in ise beraatına karar verildi.
Korkmaz ailesi ve avukatları ise karara sert tepki gösterdi. Anne Emel Korkmaz karara tepkisini”19 yaşındaki bir çocuğu döve döve öldürdüler. Oğlumun canı bu kadar ucuz olmamalıydı” sözleriyle gösterdi.
Mahkeme başkanı salondaki izleyicileri tepkileirini dışarıda vermeye davet etti.
Adliye önünde kararı protesto eden kalabalığa ise polis saldırdı. Birçok kişi yaralandı.
Savcının esas hakkındaki mütalaasında, Korkmaz’ın hayati organlarına en az 3 tekme attığı görülen polis memuru Mevlüt Saldoğan hakkında “kasten insan öldürme” suçlamasıyla müebbet hapis, diğer polis Yalçın Akbulut için “kasten yaralama suretiyle ölüme sebebiyet vermek” suçundan 12 ila 16 yıl hapis, sivil sanıklar İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatansever ve Ebubekir Harlar için ise 8 ila 12 yıl hapis cezası istenmişti. Diğer polisler Şaban Gökpunar ve Hüseyin Engin’in delil yetersizliği iddiasıyla beraatı talep edilmişti.
Ali İsmail Korkmaz davası sonrasında dışarıda açıklama yapan anne Emel Korkmaz, “Ali’nin canı bu kadar ucuz olmamalıydı” diyerek karara tepki gösterdi.
3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karardan sonra adliye çıkışında açıklama yapan anne Emel Korkmaz, “Bu kadar ucuz olmamalıydı. 19 yaşındaki bir çocuğu zulmedip öldürüyorlar ve 10 yıl hapis cezası veriyorlar. Bu mu bu ülkenin adaleti, bu ülkedeki adalet bu mu? Bütün dünya gördü Ali’nin nasıl katledildiğini, ben bu güne kadar bakamadım. Bu kadar ucuz olmamalıydı Alinin canı. Benim beklediğim sonuç bu değildi” dedi.
Baba Şahap Korkmaz ise, “ Kanımız dondu. Sistem öyle bir sistem ki düpedüz katili hırsızı kolluyor mağduru daha fazla mağdur ediyor. Tahliyeler birebir skandal” değerlendirmesini yaptı.
Ailenin avukatlarından Ayhan Erdoğan, “Kasten tekmeleyerek acı çektiren insanlar bu gün adeta mükafatlandırılmıştır. Biz bu davanın takipçisi olacağız. 3’te ikisini yatacaklar. Yargıtay’da kasten adam öldürmeden hüküm verilmesini istiyoruz” diye konuştu.
Verilen mükafat niteliğindeki bu cezaları kınıyorum.”
Emirler verildi, destanlar yazdırıldı şimdi de yargılandılar. Vicdanlarımız kabul etmiyor böylesi acımasızlıkları.
Haziran eylemlerinden hınçlarını alamadılar bir türlü. Berkin Elvan’ı vuranlar hakkında dava dahi açılmadı. Ailesi perme perişan.Uluslar arası mahkemelere başvuracaklar. Kütahya, Konya ve Kırşehir’de açılan Berkin Elvan’ın öldüğü gün yapılan gösteriler nedeni ile açılan davalar nasıl sonuçlanacak bakalım…?
Ali İsmailler Berkinler öldüler. Ancak onların anıları unutulmaz. Kimse unutturamaz. Ancak ülkemiz sınırlarında yıllardır yaşananlar ve bölgemizi ateş topuna çeviren emperyal güçler İslami tarikat bölünmelerini mezhepsel çatışmaları bilerek kaşıyarak ülkemizi de kan gölüne çevirmek istiyorlar. Cinayet şebekelerinin yol geçen hanı haline gelen sınırlarımızı korumaktan dahi aciz durumdayız. Korkarım bu gidiş ile ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışacaklar ülkemi. Sağlıktan eğitime, tarımdan çevreye yapılan tüm saldırılar ve düzenlemeler ile insanlarımız canları derdine düşürüldüler. Üç yüz ile beş yüz bin arası açıktan atama ile memur ataması yapıldığı tahmin ediliyor, on yılda. Yedi yüz elli bin üniversitelinin işsiz olduğu, KPSS sonuçlarına göre atama bekleyen hak sahiplerinin haklarının gaspı söz konusu.
Kırşehir’den kaç kişi açıktan atandı acaba?
Ya da kaç kişi iş başı yaptırıldı, ilimiz de? İşsiz aç insanlara kefende giydirirsininiz perdeden, destanda yazdırırsınız. Bu gidiş ile uğruna mücadele edecek değerde, toprak da kalmayacak, haberiniz ola…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .