Demokrasimizin Fazilet Âbidesi OSMAN BÖLÜKBAŞI (2)

Demokrasimizin Fazilet Âbidesi OSMAN BÖLÜKBAŞI (2)

11.02.2019

1946 yılında Demokrat Parti’nin Orta Anadolu müfettişi olarak başladığı 27 yıllık siyasî hayatına Millet Partisi, Cumhuriyetçi Millet Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ve tekrar Millet Partisi genel başkanlıkları, üç dönem Kırşehir milletvekilliği, 27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra 9 ay, 10 gün süren Kurucu Meclis üyeliği, üç dönem Ankara milletvekilliğini sığdırdıktan sonra 1972’de partisinden, 9 Eylûl […]

1946 yılında Demokrat Parti’nin Orta Anadolu müfettişi olarak başladığı 27 yıllık siyasî hayatına Millet Partisi, Cumhuriyetçi Millet Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ve tekrar Millet Partisi genel başkanlıkları, üç dönem Kırşehir milletvekilliği, 27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra 9 ay, 10 gün süren Kurucu Meclis üyeliği, üç dönem Ankara milletvekilliğini sığdırdıktan sonra 1972’de partisinden, 9 Eylûl 1973’te de milletvekilliğinden istifa ederek aktif siyasete veda eden ve 6 Şubat 2012’de hayata gözlerini yuman “Anadolu Fırtınası” Osman Bölükbaşı’nın araştırmacı, yazar, tarihçi ve köşe yazarı Ayşe Hür tarafından kaleme alınmış mücadele dolu 89 yıllık hayat hikâyesini son bölümüyle tamamlıyoruz. Osman Bölükbaşı’nın 17’nci ölüm yıldönümü vesilesiyle geçen hafta ilk bölümünü aktardığımız bu yazı daha önce 12 Haziran 2011 günlü “Taraf” gazetesinde tam sayfa olarak yayınlanmıştır.
“TIPIŞ TIPIŞ GELDİLER”
1955’in yazında CMP ve CHP yerel seçimleri boykot etmeye karar verdi. İktidarın buna tepkisi sert oldu. Menderes iki partiyi “ülkede demokrasi olmadığını yabancılara jurnal etmekle” suçluyordu. Ancak muhalifler etkili olmuşlardı ki 1955 sonbaharındaki seçimlere katılım yüzde 40 civarında kaldı. DP oyların yüzde 49’unu alırken CHP yüzde 41 gibi yüksek bir oy elde etmişti. Seçim kampanyasının yıldızı elbette Bölükbaşı idi.
Tehlike çanlarını duyan DP iktidarı 27 Haziran 1956 tarihinde toplantı ve gösteri haklarını düzenleyen kanunu değiştirerek siyasî partilerin seçim dönemleri dışında açık hava toplantılarını yapmalarını yasaklayınca Bölükbaşı ve arkadaşları iktidarın dikkatini çekmek için Meclis’i terk ettiler. Boykot Menderes’i yolundan döndüremeyince de Meclis’e döndüler. Menderes bunun üzerine “Tıpış tıpış geldiler” demiş, Bölükbaşı’nın cevabı ise “TBMM milletin malıdır. İktidarda bulunan partinin babasının malı değildir” olmuştu.
MECLİS’TEN HAPSE
Yıllarca çocuklarını Nevşehir nüfusuna kaydettirmeyen Kırşehirliler’in kırgınlığını gidermek farz olmuştu ki DP 1957 Mart’ında Kırşehir’i yeniden il haline getirecek bir kanun tasarısı hazırladı. Ancak tasarıda yeni Kırşehir iline eski kazalarından bazıları bağlanmakla birlikte Hacıbektaş ve Kozaklı, dahası Bölükbaşı’nın köyü Hasanlar Nevşehir’de bırakılmıştı. Bu durum doğal olarak Bölükbaşı’nın ve CMP’lilerin tepesini attırdı. Tasarı üzerindeki görüşmeler bitip de oylamaya geçileceği sırada Bölükbaşı DP’lilere “Haysiyetten mahrum insanlar, haysiyetiniz olsa böyle kanun çıkarmazdınız!” diye bağırıverdi. Bunun üzerine TBMM’ye ve başkanlık divanına hakaret ettiği gerekçesiyle üç oturum için Meclis’ten çıkarıldı ve Kırşehir’in il olması için oy kullanamadı (Siyasî nedenlerle ilçelikten düşürülen Abana ise ancak 1968’de Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile tekrar ilçe olabildi).
CEZAEVİ’NDE PİJAMAYLA YEMİN
Bölükbaşı DP’nin büyük oy kaybına uğradığı 27 Ekim 1957 genel seçimlerini Ankara Merkez Cezaevi’nin ünlü ‘Hilton Koğuşu’nda karşıladı. Çünkü Kırşehir’in il yapılması sırasında DP Balıkesir Milletvekili Ahmet Kocabıyıkoğlu ile koridorda yumruklaştığı için dokunulmazlığı kaldırılmıştı. Bölükbaşı Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmadan dolayı iktidar zoruyla parlâmentodan alınarak hapse atılan ilk siyasetçimizdi. Kızı Hürriyet o hapiste iken doğmuştu. Koğuştaki arkadaşlarına müjde verirken “Hürriyet dünyaya geldi. İnşallah Türkiye’ye de gelir!” diyen Bölükbaşı Kırşehir’de kullanılan 60.963 oydan 40.041’ini alarak üçüncü kez milletvekili seçildiğini radyodan öğrenir öğrenmez pijamalarıyla ayağa fırlamış, koğuştakilerin huzurunda milletvekili yemini etmişti.
Bölükbaşı milletvekili dokunulmazlığı sayesinde 30 Kasım 1957’de tahliye edildi. Geçmiş olsuna gelen İnönü “Çocuğunun doğumunu bile göremedin” deyince “Ben sizin zamanınızda doğan çocuğumun doğumu sırasında da hapisteydim” diyerek taşı gediğine koydu. Bölükbaşı’nın yargılanma süreci 1959’a kadar sürdü, dâva Bölükbaşı’nın beraatıyla sonuçlandı.
DP’NİN BASKILARI ARTIYOR
1957 seçimlerinden oy kaybederek çıkan DP’nin muhalefet üzerindeki baskıları iyice arttırması üzerine 1958 sonbaharında Osman Bölükbaşı’nın CMP’si ile 1952’de Prof. Dr. Remzi Oğuz Arık, Cezmi Türk, Yusuf Ziya Eker, Süreyya Endik ve Tahsin Demiray tarafından kurulan ve genel başkanı Tahsin Demiray olan Türkiye Köylü Partisi (TKP) ile birleşerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) adını aldı. Genel başkanlığına yine Bölükbaşı getirildi. Benzer bir birleşme ‘sol cenah’ta da oldu. Fethi Çelikbaş’ın Hürriyet Partisi (HP) de CHP’ye katıldı. Bu ikililerin birleşmesine iktidar partisi DP Vatan Cephesi’ni kurarak karşılık verdi.
27 MAYISÇI MI, DEĞİL Mİ?
DP iktidarına son veren 27 Mayıs darbesini “meşru bir ihtilâl” olarak değerlendiren Bölükbaşı darbecilerin getirdiği hukuk düzenine karşı çıkmadı ve Kurucu Meclis’e 24 arkadaşıyla katıldı. Ancak adının “27 Mayısçı”ya çıkmaması için bazı manevralar yaptı. Örneğin darbecilerin kurmaya çalıştığı hükûmete önce üye vermek istemedi, ama CKMP’li Ahmet Tahtakılıç’ın Çalışma Bakanı olmasına razı oldu. 1961 Anayasası’nın lehine konuşmalar yaptı, ama Yassıada Mahkemesi’ne baskı anlamına gelecek açıklamalar yapılmasına karşı çıktı, idam kararlan çıkması durumunda Millî Birlik Komitesi’nin bu kararları tasdik etmemesini temenni ettiğini belirtti.
15 Ekim 1961’de yapılan seçimlerde CKMP yüzde 14 oy alırken Bölükbaşı bu sefer Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Dahası partisi CKMP MP döneminden beri ilk defa büyük bir çoğunlukla (65 milletvekili, 16 senatör) Meclis’te temsil edilme hakkı kazanmıştı. Seçim sonrasının ilk bunalımı Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşandı. CHP eski asker Cemal Gürsel’i, AP’nin bir kanadı anayasa profesörü Ali Fuat Başgil’i aday göstermek istiyordu. Bölükbaşı ise Cemal Gürsel’e karşı çıkıyordu. Sonunda CHP lideri İnönü ile AP lideri Ragıp Gümüşpala’nın ikna turları sonuç verdi ve Bölükbaşı “Hayatımın en büyük fedakârlığını yapıyorum” diyerek Gürsel’in cumhurbaşkanlığını kabul ettiğini açıkladı. Ve Cemal Gürsel 607 oyun 434’ünü alarak Cumhurbaşkanı seçildi.
22 Şubat 1962’de Harp Okulu Komutanı Talât Aydemir’in başarısız darbe teşebbüsü sırasında Bölükbaşı CHP lideri İnönü’nün yanında tutum aldı. Talât Aydemir ve arkadaşları 20-21 Mayıs 1963 tarihinde ikinci kez darbeye teşebbüs ettiklerinde ve idam cezasına çarptırıldıklarında Bölükbaşı idamların topluma yarar değil, zarar getireceğini dile getirmekle yetindi.
“TIRT OSMAN” OLUŞU
Darbe sonrası dönemde bozulan ve yeniden oluşturulan koalisyon hükûmetlerine katılıp katılmama konusunda CKMP içinde çıkan bir dizi tartışma ve bunun sonunda Bölükbaşı ve 25 arkadaşının CKMP’den istifa etmesini 14 Haziran 1962’de ikinci defa Millet Partisi (MP)’ni kurmaları izledi (CKMP 1969’da bugünkü MHP oldu).
Şubat 1965’te AP Senatörü Suat Hayri Ürgüplü liderliğinde kurulan hükûmete MP de dört bakanla katıldı (ki bu Bölükbaşı’nın partileri açısından bir ilkti), ama bakanlar arasında Bölükbaşı yoktu. Çünkü Bölükbaşı partizanca yönetildiği için kızdığı TRT’yi ıslah etmek için ısrarla TRT’nin bağlı olduğu Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nı istemiş, bu görev verilmeyince de hükûmette görev almamıştı. Hükûmet bu tavrının bedelini ağır ödedi. Çünkü Bölükbaşı koalisyonun sürdüğü sekiz ay boyunca durmadan TRT’yi eleştirdi. Öyle ki bir oturumda tam beş saat konuşarak bu alanda bir rekor kırmıştı. Adı ‘Tırt Osman’a çıkınca da “TRT’nin partizanlığına karşı çıktım, adımızı Tırt Osman’a çıkardılar. Hırt’ı çok olan memlekette varsın bir de tırt olsun” demişti.
ASKER CUMHURBAŞKANINA HAYIR!
1965 seçimlerinde seçim propagandasını CHP ve İnönü karşıtlığı, AP eleştirisi ve katı bir komünizm karşıtlığı üzerine kuran MP seçimlerde yüzde 6,16 oy aldı. Osman Bölükbaşı yeniden Ankara Milletvekili seçildi. Bu yeni dönemde Cemal Gürsel’in ölümüyle boşalan cumhurbaşkanlığı makamına emekli Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay’ın getirilmesi sırasında şöyle bir demokrasi dersi verdi: “Gerçek demokrasi ile idare edilen, millî iradenin saygı gördüğü hiçbir memlekette ordunun başında bulunan bir zatın bizde Sayın Cevdet Sunay’ın geçtiği yollardan geçerek cumhurbaşkanı olduğu görülmemiştir. Böyle bir şeyi o memleketlerde düşünecek hayali geniş bir tek insan bile bulmak mümkün değildir (…) Ya bu yol olur da her Genelkurmay Başkanı kendisini müstakbel cumhurbaşkanı görmeye başlarsa, böyle bir nevi veliahtlık müessesesi kurulursa demokrasimizin ve dolayısıyla memleketin yarını ne olur? Dünya bu manzara karşısında Türkiye’de demokrasinin bulunduğuna nasıl inanır?” Elbette bu eleştirilere kulak asılmadı ve Sunay cumhurbaşkanlığına seçildi.
SİYASETE SON NOKTA
1966 ve 1967’de birkaç kez MP başkanlığından istifa eden ve istifasını geri alan Bölükbaşı partisi MP 1969 seçimlerinde oylarının yarısını kaybedince 1970’de bir kez daha istifa etti. Ve partililerin ısrarı ile istifasını bir kere daha geri aldı. Aslında yıllardır sürekli sağlık sorunları yaşıyordu. Son olarak 1972 yılında bir kere daha istifa etti. Yerine eski Genelkurmay Başkanı Cemal Tural seçildi. Yani Bölükbaşı’nın eleştirdiği askerci gelenek kendi partisinde bile kırılamamıştı.
Bölükbaşı 1972’de partisinden istifa etti ve 9 Eylûl 1973’te de beş gün sonraki seçimleri beklemeden milletvekilliğinden ayrılarak siyaseti bıraktığını açıkladı. “Yüzünde göz izi yok sanarak siyaset denilen Leylâ’ya gönül verdim. Sonradan anladım ki benden önce 40 bin kişinin nikâhından geçmiş” lâfını bu zaman mı etmişti bilmiyorum, ama böylesi renkli, hareketli bir siyaset hayatının ardından sessiz ve sakin bir emeklilik yaşadığını biliyorum. Sadece sağın iki lideri, MHP Başkanı Alparslan Türkeş ve AP Başkanı Süleyman Demirel ile kişisel ilişkisini sürdürdü. Partisinden kopanlardan yakınan Demirel’e “Üzülme” demişti, “Senin bağrın henüz köy mezarlığı, benim bağrım ise Karacaahmet Mezarlığı’na döndü…”
Osman Bölükbaşı 6 Şubat 2002’de 89 yaşında vefat ettiğinde geride renkli olduğu kadar acılı, acılı olduğu kadar ‘kıssadan hisselerle dolu’ bir hayat bıraktı.

Özet Kaynakça: Samet Ağaoğlu, “Aşina Yüzler”; Evren Ayhan, “Osman Bölükbaşı’nın Siyasî Faaliyetleri (1913-2002)”, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde 2006’de kabul edilmiş yüksek lisans tezi; Deniz Bölükbaşı, “Türk Siyasetinde Anadolu Fırtınası: Osman Bölükbaşı”, Doğan Kitap, 2005; Hayri Çopuroğlu, “Hâtıralarım”, Kırşehir,1999; Cihad Baban, “Politika Galerisi: Büstler ve Portreler”, Remzi Kitabevi, 1970.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .