Demokrasilerine bakın hele!

Demokrasilerine bakın hele!

11.04.2019

Bu ülkede daha çok, seçim başlangıç ve sonuçları anında konuştuğumuz; bir türlü toplumla barışık olmayan, hiç bir unsurun sahicilikle sahip çıkmadığı, yalnız ve mahrum bir kale. Biz demokrasi bekleyicilerinin; bilerek ya da bilmeyerek politika severlere güvenip bıraktığımız ancak Türkiye yaşam tarihinde hiç bir zaman kucaklaşamadığımız, sahip çıkamadığımız, katledildiği anlarda dahi karşı duramadığımız, adı var sanı […]

Bu ülkede daha çok, seçim başlangıç ve sonuçları anında konuştuğumuz; bir türlü toplumla barışık olmayan, hiç bir unsurun sahicilikle sahip çıkmadığı, yalnız ve mahrum bir kale. Biz demokrasi bekleyicilerinin; bilerek ya da bilmeyerek politika severlere güvenip bıraktığımız ancak Türkiye yaşam tarihinde hiç bir zaman kucaklaşamadığımız, sahip çıkamadığımız, katledildiği anlarda dahi karşı duramadığımız, adı var sanı yok bir kavram: Demokrasi.
***
Sizin demokrasinizi ağzına alanın-inananın
Bu kavramı kendi yaşam dünyasında; gerek sosyal gerek siyasal mekanizmalarda yaşamış, hatta demokrasinin terk edilmişliğini defalarca yazmış, bağırmış, anlatmaya çalışmış biri olarak, demokrasi unsurunu, politik, siyasal, hatta bilimsel olarak dile alanların; demokrasiyi ne denli linç ettiklerini, yok saydıklarını, işlerine gelirse demokrasi, gelmezse bürokrasi ayakları yaptıklarını en iyi bilenlerdenim.
***
Sandıklarla demokrasi aramak
Ne büyük yanlışlık. Ne büyük gerilik. Ne büyük bir aldatma politikası.
Oysa demokrasi, bilim ve toplum temelinde eğitim eksenli bir kavramdır. Toplum ve bireyler ne kadar çok bilinç, uygarlık ve gelişmişlik bulursa, o kadar demokrasi bulur. Bu ülkede tüm yaşam alanlarını acımasızca yok sayanlar ile azınlıkta kalmış, demokratik yaşamı hayatları pahasına savunanların aynı kümeye oturtulmasına hangi akılla demokrasi diyebiliriz? Hatta bu tutarsız bürokratik ve politik travmayla demokrasiyi nereye oturtabiliriz?
***
Bu itibarla, yemişim demokrasinizi
Bugünlerde daha çok siyasal partilerin şirretine maruz kalan demokrasi, yine de kendi bitap demokrasilerinden imdat umar hale geliyor. Kendi siyasal temel eksenlerinde, siyasal hücrelerini kendi makam ve çıkarları uğruna harcayarak, demokrasiyi paravan yapanlar, çıkarlarının endişesine gelince nasıl da yırtınıyorlar.
***
Yurtsever veya demokrasi sever olmak, siyasilerle hem fikir olmayı gerektirmez
31 Mart yerel seçimlerine kadar, partilerinin kuruluşlarında demokrasi ekseninde hazırlanan ve yasallaşan parti program ve tüzüklerine rağmen, demokrasiye işkence edercesine demokrasiye aykırı davrananlar, parti üyelerinden, parti delegelerine, partisine oy vermişlerinden gönül vermişlerine kadar kendi demokrasi baskılarını uygulayanların; kimisi bugün, başımıza yorgun demokrasinin başkanları seçilirken, kimisi de mağlubiyetlerinden, yahut kendilerine yapılan hukuksuzluktan (!), şimdi çıkmışlar, hiç bir şey olmamışçasına kendi katlettikleri demokrasiyi arıyor ve bu arayış çatışmasında çıkacak olanı kargaşaların tehlikesine de, daha başından kendisine ve partisinin demokrasisine inanların başını ateşe koymaya, kendilerine kalkan yapmaya, hatta onların suçuymuşçasına günah çıkarmaya çalışıyorlar.
***
Dün hiç tanınmayanların, bugün aniden popüler olması
Çok heyecanlı bir toplumuz. Çok mütevazı ve sevgisini hemen veren bir toplum. Lakin Türkiye siyasetinin hep bilindik ezberi de şudur; en iyi bildiğimiz siyasetçilerin bir anda yok olup, yerlerine aniden yeni efsanelerin türetilmesi. Bizleri yönetmeye kalkan birileri aniden yaratılıyor ve bu yaradılış bir kurgu mu, oyun mu, gerçekçi mi, piyon mu, şah mı, kale mi belli değil ve hiç demokratik olmayan bu durumu anlamakta zorlanıyoruz. Sonra, bir soru ile kala kalıyoruz; bugüne kadar Türkiye’nin demokratik siyasallaşmasına bir adım dahi atmamış; makamcı, yancı, paracı, sinsi kişiliğiniz, demokrasi adına neredeydi? Bugün çıkmış demokrasi elden gidiyor çığlıklarıyla, esasında elinizden bir başka endişeyi başkaca tanımlıyorsunuz.
***
Sandıkta aranan demokrasi, bir Amerikan kurgusudur
Amerika, Türkiye’nin hiç bir zaman bilimsel demokrasi adına ilerlemesini istememiştir. Atatürk devrimlerinden bu yana, okur-yazar oranının yeterli seviyeyi yakalayamaması, bilimde, kültürde, eğitimde geriye düşürülmesinin en haklı örneği olan Köy Enstitüleri’nin kapatılması, Amerika’nın istediği, sandıkta demokrasiyi aramaya dayatmasıdır. Yani demokrasi bilinçtir, eğitimdir, uygarlıktır, çağdaşlıktır. Lakin bu gelişim kültürel bir erozyonla bu ülkenin elinden alınmış ve alınmak istenmektedir.
***
Yani sizin Amerikan demokrasiniz
Bugün 31 Mart seçimleriyle parti ve siyasal demokrasiyi kendi zihniyetine sindirmemişlerinizi belediye başkanları seçmiştir. Kimilerinizi de mağlup etmiştir. Yine sizin şu demokrasiniz, hepinizi halka kazdığınız, o demokrasi kuyusuna düşürmüştür.
Türkiye’de muhalefeti ve iktidarıyla hiç bir siyasi partinin; üyelerinden halkına sunamadıkları, yayamadıkları, sağlayamadıkları, yok ettikleri siyasal demokrasilerini, tilkinin kürkçü hikâyesi gibi, yine halka şikâyetle arıyorlar. Demokrasiyi katiyen savunmamış olanların, bugün kimilerinin belediye başkanı seçilmesi, kimilerinin de bu seçimi kaybetmesi diyorum, o malum demokrasilerinin çelişkileri değil midir?
Sadece halkın hakkı ve dayanağı olan demokrasinin, inşa edilmesi dileğimle.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .