CHP kendini neden aşamıyor?

CHP kendini neden aşamıyor?

19.07.2018

CHP, asra yürüyen kurumsal bir parti. Böylesine yüklü tarihi taşıyan partinin; başarıdan uzak oluşunu, sürekli bir iç çatışmalara yüzünü dönüşünü, tarihler boyu sağ iktidarlara koridor oluşunu, düşünmek ve sorularına cevap vermek sanırım zor olmasa gerek.  Tarihin acılarından, darbeler yoluyla, baskılar yoluyla ve gelen her sağ iktidarlar tarafından;  kültüre, dine, topluma düşman, illegal bir parti hedefi […]

CHP, asra yürüyen kurumsal bir parti. Böylesine yüklü tarihi taşıyan partinin; başarıdan uzak oluşunu, sürekli bir iç çatışmalara yüzünü dönüşünü, tarihler boyu sağ iktidarlara koridor oluşunu, düşünmek ve sorularına cevap vermek sanırım zor olmasa gerek. 

Tarihin acılarından, darbeler yoluyla, baskılar yoluyla ve gelen her sağ iktidarlar tarafından;  kültüre, dine, topluma düşman, illegal bir parti hedefi gösterilerek, sürekli bir biçimde kamuoyu önünde hırpalanmak ve buna rağmen 90 yıl boyunca ayakta kalmak şüphesiz takdir edilebilir. Lakin, çetin koşullardan geçerken, partisine ve partisinin temelinden yatan Mustafa Kemal Atatürk düşüncesine bıkmadan, usanmadan, korkusuzca sahip çıkan toplum neferlerini bu anlamda ayakta alkışlamakta yerinde olacaktır.

CHP’ye gönül verenlerin büyük çoğunluğu Atatürk’e ve tarihe olan saygısını 90 yıla yaslayarak, bir fiil oyunu vermiş, geceyi partisi uğruna yorgan bilmiş, kaldırım taşlarını yastık, yağmur suları altında ömürlerini tüketmişler. Her biri bir yaşam parçası, kardeş sofrası olmuş, ‘’öff’’ demeden Mustafa Kemal Atatürk’ten, Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar gelmişler. 

Bu tarihi yolculukta bilhassa darbelere tanık olan ve darbelerden payını sürekli bir biçimde alan CHP, geriye çekilmek istenirken, öte yandan darbelerin şiddeti diğer sol fraksiyonları yok edercesine dağıtmış,  dağılarak CHP kadrolarına yıllara yayılarak dahil olan bu fraksiyonlar esasında CHP politika ve hareketine aydınlıkçı, bilimsel ve toplumcu sol mücadeleyi de beraberinde getirmişlerdir.

CHP, nasıl ki Mustafa Kemal fikirlerini 1938’de kaldığı gibi getirmiş, 80 darbesinde kaydırılan toplum zeminine Kemalist ideolojiyi yayma gerçeğinden uzak durmuş, Kemalist düşünceyi yeni çağın beklentilerinden büyük bir tembellikle ihmal etmiş ve her defasında CHP kadrolarına yeniden dahil olan aydınlıkçı, bilimsel doğrulara inanan devrimci kuşaklara sırtını dönmüş, CHP artık o iktidar olabilme hayallerine bir daha ulaşamamıştır.

Bu daralmanın ana kaynağı, darbenin getirdiği yıkımla, parti içerisinde partinin amaçları için gerçek mücadelecileri sistem oyunlarıyla bir bir asimile edilirken, parti özellikle 80 sonrası kadrolarca hem kurumsal, hem de fikirsel anlamda bir bir kuşatılıp, CHP o gerçekçi değerlerinden alı konularak, koşulların kurtarıcı köprü partisi haline getirilmiştir. CHP topraklarına partiyi yok etme zehiri sürekli bir biçimde ağır ağır akıtılırken, parti kendi içinde iki çatal yola itilmiş;  kitleleri,  ”devrimciler” ve ”ulusalcılar” diye nitelendirilerek parti kadroları iki ayrı eşiğe getirilmiştir.

CHP bugün, bu iki ayrı eşiği birleştirmeyi başaramamıştır.

En şiddetli tarihlerde bile, bilimi, sanatı, aydınlığı, toplumsallaşmanın çözüm tartışmalarını elinden hiç düşürmeyen SOL’un gerçeği, CHP’nin kurumsal ihmalliği ile çürümeye yüz tutmuş, değerlerin ve devrimci gerçeğin ilerleyişi unutulmuş, CHP mücadelesi toplumcu fikir mücadelesinden çok, delegeci, başkancı, kurultaycı, koltukçu siyaset izleri sürmeye başlayarak, kendisine umut büyütenlerin beklentilerini infaz etmiştir.

CHP halkçı, devletçi, milliyetçi, devrimci , laikçi, cumhuriyetçi bir CHP olmaktan çok; sürekli bir birini örseleyen, yok eden, tartışan, sağcı isimleri aday gösteren, sağ ile dayanışmaya giren, halkın derdini unutup genel başkanlık derdine düşen, bir birinden korkan, bir birinden saklayan, bir birini kendine problem gören bir CHP haline gelmiş/getirilmiştir.

SOL’un gerçeği, o kültürel bağlarından kopmuş, toplumsal dinamikleri olan DİSK gibi, HALK Evleri gibi, sendikalar gibi yoğun kitle örgütlerinden kendini sıyırıp almıştır. Bu yolla Türkiye Solu ve CHP kurumu mücadeleci kuvvetlerinden çok, kadrolaşma kuvvetiyle bir kitle halini almıştır.

Kısaca CHP o gelenekçi dinamik hareketlerini geliştirebilseydi, 21. yüzyılın düşünce akımına izler bırakabilseydi, kişilerin değil, fikri e toplumsal mücadelelerin tartışmaları yapılsaydı, bugün CHP hem toplumun hem de ülkenin önderi olabilirdi.

 



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .