Çay molası!

Çay molası!

16.03.2016

Bu aylarda Kırşehir’den uzakta, gurbet elde, memleket hasreti çekiyorum. Kırşehir’i haberlerle, dostları telefonla arayarak takip ediyorum. Kırşehir’i bilmem ama, ülkemiz çok kötü günler yaşıyor. Türkiye kendi içerisinde son hızla gruplaşmaya ve ayrışmaya giderken, her sokak ve her cadde ve hatta her ev canlı bir bomba haline gelmeye başladı. Burnundan kıl aldırmayan toplum olarak, selamı küfür […]

Bu aylarda Kırşehir’den uzakta, gurbet elde, memleket hasreti çekiyorum. Kırşehir’i haberlerle, dostları telefonla arayarak takip ediyorum.
Kırşehir’i bilmem ama, ülkemiz çok kötü günler yaşıyor.
Türkiye kendi içerisinde son hızla gruplaşmaya ve ayrışmaya giderken, her sokak ve her cadde ve hatta her ev canlı bir bomba haline gelmeye başladı. Burnundan kıl aldırmayan toplum olarak, selamı küfür addedecek anlayışa sahiplendik, herkes dizginsiz cin atının yelesinde yakalamış atak işareti bekliyor görünümünde.
Sokakta ve iş yerinde yaşanan problemin yüklediği stres eve alevini taşıyarak aile huzurunu bozacak boyutlara ulaştı.
Son zamanlarda boşanmaların artması ve bunların yeni evlenen gençlerle 60 üzeri çiftlerin oranında yükseliş göstermesinin sebepleri detaylı bir araştırma gerektirir.
Türkiye sanki yasa ve kanunlarla değil de, kendi çıkarlarının ön planda tutulmasını isteyen bazı egemen güçlerin istekleri doğrultusunda idare edilmeye çalışılan bir ülke görünümünde duruş sergiliyor.
Yaşama ve yürütme arasındaki didişmeler, Türkiye içerisindeki her olaya hâkim Avrupa ülkelerinin gayet hoşuna gitmiyor değil. Bu durum Türkiye’nin dost görme beklentisi olan ülkelerin, gerçekten tam bir kaos ortamı oluşmasına el üfeleyen güya dostlara çanak tutan üst düzey yöneticilerinin, karşılıklı olarak kabul edilemez ağır ifadelerin, yabancıların ne kadarda hoşlarına gittiği mimiklerinden belli oluyor.
Ortadoğu ve Arap dünyasında hızla esen bahar rüzgârları, Türkiye sınırlarına dayandığında biz kış uykusundan henüz uyanmamıştık.
Bir insan bile bile bindiği dalı keser mi?
Evet keser…
Elinde testereyle dolaşan Coni ve yandaşlarına Rusya’nın da katılmasıyla, dal budak değil kökten bir temizlik başladı ve sanki bir tomruk yığını gibi denizlere itelenen insan kitlelerine sadece seyirci kalan ülkeler, değişik metotlar ve taktiklerle testerenin bir ucunu Türk güçlerine, bir ucunu da ayrılıkçı güçlerin eline vererek “haydi bakalım ya Allah Bismillah” diyerek keyifle çaylarını yudumluyorlar.
Verilen ateşkes molası sadece aldıkları mesafenin kalite değerini ölçmeleri içindir. Masumane bir davranış sergileyerek kuzu postuna bürünen cani ruhlu insanlar, soğuk hava koşullarında ve denizlerde ruhlarını hakka teslim eden hemcinslerinin tel afetini zevkle temas ediyorlar. Bu ortamı yaratanlar çay molası veriyorlar (ateşkes) sanki çok yorulmuşlar gibi.
Ne kadar acı ve merhametsiz bir icraatın üzerini, masumane bir davranışla örtmeye çalışıyorlar, utanmazlık örneği değil mi?
Suriye’yi büyük bir stadyuma çeviren iki karma takım görüntüsü veren, Avrupa ve Asya karması takımların bütün kuralları kendilerinin belirlediği müsabakaya, transfer ettiği armatör statüsünde olan yerel örgütlerden iyi savaşan gurupları, yedek kulübesinde bekleterek eldeki ucuza transfer ettiği orta oyuncularla maça devam ediyorlar.
Bu maçın daha başlamadan süresini söylediler, 20 sene devam edebilir. Kendilerinin kurallarını belirlediği curcunanın aktörlerini kendileri yetiştiriyorlar. Daha öncede öyle olmadı mı, hani nerede her iki kanatta da oynayan Bin Ladin. Kim garklara karıştırdı iyi bir orta saha oyuncusu Saddam Hüseyin’i. Daha bunlara benzer pek çok oyuncu var yedek kulübesinde. Esas curcuna seyirci hasılatının paylaşımında çıkacak fakat mesafe hayli uzak.
Şimdilik yorulan oyuncuların yerine eleman yetiştirme gayretindeler. PKK, PYD, SCD, HBB gibi bir sürü takımlar var bunlara ağır antrenman yaptırıyorlar. Fakat antrenman sahası Türkiye’nin pekte iyi olmayan stadyumuna taşınınca, çukurlarla dolu olan doğu il ve ilçelerde kayıplara karıştılar. İki karma takım tekrar durumu gözden geçirmek için belki ilk çay molasını verdiler ama bu mola pek çok sefer verilecek.
Belki maç o bölgeler İsrail’in maraton sahasında ayağına dolaşacak engel kalmayıncaya kadar devam edeceğe benziyor. Belki ilk ve son moladan hemen sonra İvan oralarda pabucun pahalı olduğunu anlayarak, az da olsa amacına biraz ulaşmış olarak bölgede ayrılmaya karar vermiş. O coğrafyaya erken girdi, ayrılışında da geç kaldı. Karışmış olan kara kazanı daha da karıştırarak, kızdığı Avrupa ülkelerinin başına biraz daha dar gelecek çorap ördü. Kurşunun önünde kaçan insanlar Avrupa’yı bayağı korkuttu.
Türkiye’yi sıkıştırma planı da işe yaramadı o zaman tanımadığı “küllükte kalmanın bir anlamı!” yok diyerek köyüne döndü. Bu felaketi yaratanlar, “aman bize kuru kalabalık göndermeyin, siz de şimdilik kalsınlar, biz size yardım edeceğiz!” diyenler, şimdi vaat ettikleri yardımı “iltica sıfırlanıncaya kadar vermeyiz” diyorlar.
Utanmaza bak hele.
Bunu söyleyen de Helmut’un döküntüsü, Viking’in süprüntüsü.
Ama ne diyelim adamların idendi bu. Türkiye’ye teklif edilen paranın iki mislini Türkiye onlara versin, mültecileri onlar ağırlasın, bizim için daha ucuz olur. Dünya üzerinde iliklerine kadar sömürdükleri ülkeler belli.
Dünya haritasını açın, sömürdükleri ülkelere bakın hepsi de yerlerde sürünüyor. Uzun adamın Afrika ziyareti, güya insanlık bekçilerini biraz telaşlandırmışa benziyor. Çünkü oralar onların otlak alanı, kendi aralarında paylaşmışlar, başkasının araya girmesini istemiyorlar.
Ne demişti babasızların babası, “keser döner, sap döner, bir gün gelir hesap döner”. Fakat İslam ülkelerinde gezintiye çıkan çıkarcılar, yarın için yapacakları istilaların plânına çay molasıyla tekrar gözden geçiriyorlar.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .