BUGÜN DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ

BUGÜN DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ

31.01.2015

AS-ÇED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bağ:
“Seyfe Gölü sulak alanının yaşamı için verilen mücadelede gerekli derslerin çıkartılmadığının göz ardı edilmemeli”

KIRŞEHİR’DE Ağustos ayında kurulan Aquae Saravenas Kırşehir Çevre, Ekoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (AS-ÇED) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bağ, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.

Kırşehir’in biyolojik tür çeşitliliği açısından iki önemli sulak alana sahip olduğunu belirterek, Seyfe Gölü sulak alanının yaşamı için verilen mücadelede gerekli derslerin çıkartılmadığının göz ardı edilecek bir durum olmadığını dile getiren AS-ÇED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bağ,
Seyfe Gölü’ndeki Su kaybının ana nedenlerinin başında düzensiz yağışlar gösterilse de tehdit unsurlarının Seyfe Gölü’nü çevreleyen ve kot altında kalan drenaj kanalları olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

Seyfe G+Âl+- (2) copy
“Çevrenin korunması, çevrenin bozulmasının önlenmesi ve kirliliğin giderilmesi alanlarındaki her türlü faaliyette; Bakanlık ve yerel yönetimler, gerekli hallerde meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yaparlar.’ Kanun Numarası: 2872.
“Sulak alanlar, sazlıklar, lagünler, tabii göller, yapay göller sahip oldukları biyolojik çeşitlilik nedeniyle dünyanın doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilir. Sulak alanlar doğal işlevleri ve ekonomik değerleriyle yeryüzünün en önemli eko sistemleridir. Bulundukları çevrenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık olmak üzere iklim elemanları üzerine olumlu etki yaparlar.
“Tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ve besin maddelerini kullanarak suyu temizlerler. Özellikle suların yoğun olduğu sulak alanlar, atık sulardaki organik ve inorganik maddelerin arıtılmasında önemli rol oynarlar.
“Sulak alanlar yüz binlerce yıllık doğal süreçler sonucu meydana gelmiş ve ortama karakterize olmuş zengin bitki ve hayvan türleri ile yoğun organizma koleksiyonuna sahip yeryüzünün en önemli genetik rezervleridir
“Sazlık alanlar ve lagünler son derece kırılgan ekosistemlerdir. Sistemler iyi yönetildiğinde karbon tutma kapasiteleriyle öne çıkarlar. Kötü yönetilmesi durumunda sera gazı üretiminde ve doğal yaşam açısından risk oluşturduğu lagünler kuruduğunda bölgesel riskin arttığı bilinmektedir.
“Kırşehir biyolojik tür çeşitliliği açısından iki önemli sulak alana sahiptir. Bölgemizde birincil derecede öneme ait iki adet sulak alan Seyfe Gölü ve Kızılırmak havzası mevcuttur (Kocabey Kavaklığı ve uzantısında bulunan İkiz Ağıl ve Sıdıklı sazlıkları ve bataklık alanları). Türkiye, 1960’dan sonra çeşitli bahanelerle yaklaşık 1 milyon 400 bin hektar sulak alanı Habitatını geri dönüşü olmayacak biçimde yok etmiştir.
“Seyfe Gölü de bu kıyıma uğramış taşkınları önlemek bahanesiyle su rejimine yapılan müdahalelerle çevresine kanallar açılmış Yazıkınık kaynağına bağlı bataklık ve turbalık yok edilmiştir.
“Seyfe Gölü’ne yapılan onlarca müdahaleyle gölalanı 24 bin hektardan 5 bin hektara gerilemiştir. Göl üzerinde yıllarca sürdürülen baskı ve müdahale ile yok olmanın eşiğine gelmiştir. Türkiye’nin önemli kuş göç yolu üzerinde bulunan Seyfe Gölü Türkiye’nin 1994 yılında taraf olmasıyla birlikte Ramsar Sözleşmesi’ne dâhil edilmiştir.
“Türkiye’de sulak alanların önemi hâlâ kavranamamış bir gerçektir. Biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu, başta su kuşları olmak üzere çok zengin, karakteristik bitki ve hayvan topluluklarının yaşam alanı olan sulak alanların hatalı su yönetimi çerçevesinde hızla yok olmaktadır. Bunlardan biriside Seyfe Gölü sulak alanıdır.
“Dünya ekoloji literatüründe, ‘doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, acı, tatlı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan bütün sular, bataklık, sazlık ve turubiyeler’ olarak tanımlanan sulak alanların, ekolojik dengenin sürmesinde önemli katkıları olduğu bilinen altı çizilen gerçekler olarak kabul edilmiştir.
“Küresel ısınma ya da yağışların azalmasının sulak alanların kurumasının önemli nedenleri arasında gösterilmesi gerçekleri asla yansıtmamaktadır. Kuruyan birçok sulak alanın 30-40 yıllık yağış rejimi ve iklim verileri incelendiğinde yağışlardaki azalmanın alan kaybında % 7’lik yer tuttuğu gerçeği vardır.
“Seyfe Gölü sulak alanının yaşamı için verilen mücadelede gerekli derslerin çıkartılmadığı göz ardı edilecek bir durum değildir.

Seyfe G+Âl+- (1) copy
Seyfe Gölü’ndeki su kaybının ana nedenlerinin başında her ne kadar düzensiz yağışlar gösterilmiş olsa da tehdit unsurları açıkça bilinmektedir. Seyfe Gölünü çevreleyen ve kot altında kalan drenaj kanalları. Geri dönüşüm kanalları dâhil toplam uzunluğu 113 Km olan bu kanallar yüzey sularını bünyesinde toplamaktadır. Göl bölgede yüzey sularını alamadığı için bataklık ve turbalık alanları kurumuştur.
“Eski Doğanlı ve Seyfe Kaynağı üzerinde bulunan göletler kuruduğunda (her yıl kurumaktadır) göletler önce kaynak sularını bünyesinde toplamakta ardından 7 kilometre mesafede olan göle su ulaşmaktadır. Bu süreç yaklaşık 1 ay sürmektedir. Seyfe hassas bir ekosistem olması nedeniyle kaynak sularını göle ulaşması sürecinde iklimsel faktörler, (ısı) tarımsal faaliyetler (sulama) başlamasıyla arta kalan su göl aynasını beslemekte yetersiz kalmaktadır. Malya kaynağı tarım alanları içinde olması nedeniyle pompajlı kuyular (Seyfe ve Gümüş kümbet köyleri) tarafından ilkbahar yaz ve sonbahar ayları süresince aşırı su çekilmesi sonucu kurumaktadır.
“Göl çevresinde çiftçiler tarafından açılan pompajlı ve Keson kuyular. Kapalı devre sulamalar (Eski Doğanlı) için kaynaklar üzerine açılan su kuyuları. İçme ve kullanma amaçlı İlçe ve beldeler (Mucur ilçesi, Dalakçı, Karacaören köyleri) tarafından su çekilmesi (Seyfe Gölü kaynaklarından yıl boyunca rezervlerinden sadece bu amaçla 5 milyon ton ve üzeri su çekildiği tahmin edilmektedir). ÇATAK Projesi’nin cazibesinin olmaması. Toprak tarımını özendirecek ürün deseni üzerinde çoğulcu araştırma yapılmamıştır. Seyfe Gölü’nde diğer tehditler de aşırı tarımsal kirlenme ve bu kirliliğe bağlı ALG baskını (Kızılırmak havzasında da mevcuttur). Kızılırmak havzası üzerinde bulunan sazlık alanlar yakılarak tarla yapılmaktadır (İkizağıl, Sıdıklı köyleri). Boztepe ilçesi atık suyunun Seyfe gölüne doğrudan drene edilmesi. Aşırı av baskısı (Kızılırmak havzasında da mevcuttur). Yenilenebilir enerji kaynağı (rüzgâr tribünleri).
“Kırşehir’de mevcut olan sulak alanların yeniden ele alınarak yeniden değerlendirilmesi ve acil önlemler alınarak zaman geçirmeden müdahale edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde çok kısa süre sonra yalan ve sahte baskılarla da olsa gelecek nesil Flora ve Fauna çeşitliliğini kitaplarda görecektir.
“AS-ÇED olarak Dünya Sulak Alanlar Günü’nü gerekli müdahale ve mücadelenin hayalci ve asparagaslık dışında gerçekçilik içinde kutlanması dilekleriyle kutluyoruz.”



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .