“BİNDİĞİM EŞEK BENDEN AKILLI OLMAYACAK!”

“BİNDİĞİM EŞEK BENDEN AKILLI OLMAYACAK!”

27.11.2018

İzmirli Ramis Sağlam dostumuz Facebook’ta 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Köy Enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç’un Enstitülü öğrencilerle çekilmiş aşağıdaki bir fotoğrafı ile başlıktaki bir yazıyı paylaştı. Yazı şöyle: “Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, Köy Enstitülerinin kapatılması gerektiğini savunanlara karşı Meclis’te köylüyü okutmanın yararlarını anlatır ve sonunda ‘zararları nedir?’ diye sorar. Toprak ağası […]

İzmirli Ramis Sağlam dostumuz Facebook’ta 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Köy Enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç’un Enstitülü öğrencilerle çekilmiş aşağıdaki bir fotoğrafı ile başlıktaki bir yazıyı paylaştı. Yazı şöyle:

“Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, Köy Enstitülerinin kapatılması gerektiğini savunanlara karşı Meclis’te köylüyü okutmanın yararlarını anlatır ve sonunda ‘zararları nedir?’ diye sorar. Toprak ağası bir milletvekili, ‘Ben üçü beşi bilmem, bindiğim eşek benden akıllı olmayacak. Olursa düşürür, okuyan köylü zapt olmaz’ der.!”

Bu alıntı, Köy Enstitülerini kapatmanın mantığını güzel özetliyor. “Orda Bir Köy Kurancılı” kitabımı (Ürün Yayınları, Ankara, 2018) yazarken bizim köyden kaç kişinin Köy Enstitüleri’ne gittiğini ve kaçının bitirip öğretmen çıktığını da araştırmıştım. Babamın dayısı Himmet Şahin Pazarören Köy Enstitüsü’nü bitirenlerdendi. Bunu biliyordum. Başka var mıydı? İkincisinin Salih Tekeli olduğunu araştırmalarım sırasında öğrendim. Köyden iki kişi daha Pazarören Köy Enstitüsü’ne kayıt yaptırmıştı. Biri babam Mevlüt Baran ötekisi Okka Sait lakaplı Sait Karakurt’tu. Ancak ne yazık ki bu son ikisi kaçıp geliyorlar. Bir daha da ellerinden tutup yönlendiren olmuyor.

Komşu köy İsahocalı’dan ise 1940’lı yıllarda 20’ye yakın Köy Enstitülü öğretmen çıkmıştı. Bunun gizemi neydi? İsahocalılar.com bilgisunar sitesinde Cevat Koçak’ın açıklamalarına göre 5 sınıflı köy okulunun müdürü aileleri okutmaya ikna etmiş, çocukların elinden tutmuştu. Yani yönlendirme, yüreklendirme en önemli etkendi. Bir de o zamanlar her köyde 5 sınıflı okullar yoktu. Kurancılı daha büyük olmasına karşın burada 3 sınıflı, daha küçük köy İsahocalı’da ise 5 sınıflı ilkokul vardı. İşte köylünün hazır bulduğu bu olanak da daha çok köy çocuğunun Köy Enstitüleri’ne gitmesinin önünü açmıştı.

5 sınıflı köy okulunun neden İsahocalı’da olup da Kurancılı’da olmadığının bir açıklamasını adı geçen kitabımın 282-283. sayfalarına koyduğum Vali Mithat Saylam’ın Köy Gezileri’nden okuyalım. Bu vesileyle tüm öğretmenlerimizin geçmiş öğretmenler gününü kutlarım.

Mithat Saylam’ın Köy Gezileri
Atatürk dönemi Kırşehir ilbayı Ahmet Mithat Saylam cumhuriyet devrimlerini içselleştirmiş aydın bir bürokrat olarak Kırşehir’e damga vurmuştur. Aşağıdaki köy gezilerini kitaplaştırdığı anıları ne denli içten ve ülkücü bir ilbayla karşı karşıya olduğumuzu anlamak açısından öğreticidir (Bakınız: Mithat SAYLAM Kırşehir İlbayı. Köylüler Arasında I, Kırşehir Basımevi, 1937, 84s.):

“11/5/937 Salı:
İsakocalı köyüne geldik. Bu köy iki yüz seksen evli. Üç bin lira sarfile bir mektep yapmışlar. Kültür bakanlığının verdiği numuneye uygun. Varlıklı ve bilhassa kalabalık köyler işte böyle muvaffak olur. Biz köylünün bu fedakârlığına yeni sene bütçesinde cevap verdik. Tek muallimli mekteplerini üç muallimli ve beş sınıflı yaptık.
Bu köyden daha fazla nüfuslu Kurancılı köylüleri toplantımızda idiler. Onlarda heveslendiler. Yeni mektep için bizi köylerine çağırdılar. İşte hiç güçlük yok! Üç yüz ev. Her evden on liradan üç bin lira. İsteyen ve el ve kolu ile bu borcunu ödeyebilir. Hele geçen seneki bol mahsul ve bu sene için artan ümit önünde bu paranın birkaç misli temin edilebilir.
Neticede Kurancılılar da üç muallim isteyecek. Hususî İdare bütçesi dolgun. Buna da münferit olduğu için çare bulabiliriz. Fakat arkadan yüzlercesi bunlara iltihak edecek. Hatta iltihak etmişlerdir. Bu aziz baskın önünde aciz kalmak her mağlubiyetten daha acı olur.
Bu günkü köylere bu masrafları yükletmeğe de vaziyetleri ve servetleri müsait değil. Müsait olduğunu farzetsek elde o kadar muallim yok. Şu halde yine köyleri idarede birleştirmek zarureti var.
Bu toplantınızda bir hesaba girdik. Her köydeki ev adedinin yüzde kırkını fakir ve çiftçi olmayanlar teşkil ediyor. Bunlar köy ve köylünün işlerini görmekle geçinebiliyorlar. Fakat kuraklık seneleri sefâlet ve ıztırap bunlardan başlıyor.
Halbuki bu köyün ve diğerlerinin civarında yüzlerce dönüm bir çiftlik işlenmemiş duruyor. Toprak kanunu! İşte köylünün beklediklerinden biri daha.
Köylünün ne yediğinden söz açıldı. Anlaşıldı-ki köylü ayran ve onun ıslattığı yufka ile yaşıyor. Kurban bayramından bayramına et yüzü görüyor. Soğuk ve sair sebeblerle ölmeğe yüz tutan hayvanlarından da istifade ediyor. Bunu duyunca insanın hayvan telefatına dua edeceği geliyor.
Hakikaten köylünün iki türlü yemeği vardır. Birisi ayranlı yufka, diğeri nasip olanların bildiği ve pek nadir hatırladığı çorba, et mıhlama, suböreği, baklava. Bunların ikisinin arası boş!.. Birisi ağır ve pahalı, diğeri sudan.
Görülüyor ki köylü için gıda verici ucuz yemek çeşitlerine ihtiyacımız var.
İşte köy işleri buralardan başlıyor. Şu halde köy idaresi kolay diyebilir miyiz ve bu idarenin Başkanı muhtar olabilir mi? Hayır …
Köy müdürü, köy müdürü, köy müdürü.” (agy, ss.82-84)



YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

Unal kaya

Bu yazınızda Meşhur olan bindigim eşşek benden akıllı olmayacak sözünü soyleyen (toprak agası bir milletvekili) diye başlayan bu millet vekilinin ismini gondermenizi rica ediyorum saygılar UNAL KAYA

21.05.2020, 11:08

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .