BELLEKSİZ BİR TOPLUM MUYUZ… ASIM GÖNEN’LE…

BELLEKSİZ BİR TOPLUM MUYUZ… ASIM GÖNEN’LE…

05.03.2019

Bellek şöyle tanımlanıyor, birden çok duyumuzun algılamasıyla oluşan yaşama ilişkin izleri, öğrenilenleri zihinde tutma yeteneğidir. Bu yetenek çok zaman yitirilmeden yazıyla buluşmalıdır ki olanlar unutulmasın, unutulup birer söylenceye dönüşmesin. Yukarıdaki bellek tanımını veren yazar Osman Bolulu bir deneme kitabında [1] bu konuda şöyle yazmıştır: Kişi ve toplum olarak bellekten yoksunuz, hemen unutuyoruz. Yaşananların hepsini olağan […]


Bellek şöyle tanımlanıyor, birden çok duyumuzun algılamasıyla oluşan yaşama ilişkin izleri, öğrenilenleri zihinde tutma yeteneğidir. Bu yetenek çok zaman yitirilmeden yazıyla buluşmalıdır ki olanlar unutulmasın, unutulup birer söylenceye dönüşmesin. Yukarıdaki bellek tanımını veren yazar Osman Bolulu bir deneme kitabında [1] bu konuda şöyle yazmıştır: Kişi ve toplum olarak bellekten yoksunuz, hemen unutuyoruz. Yaşananların hepsini olağan sayıyoruz. Yanlışlıkları, olağanlık olarak bizden sonrakilere aktararak onların da, bizler gibi duyarsız, irdelemesiz kişiler olmasının nedeniyiz, mimarıyız. Böyle gidersek, hep çağın gerisinde kalacağız. Geleceği yaratmak için geçmişi -doğrularıyla ve yanlışlarıyla- sorgulamalıyız. Hep yakındığımız belleksiz toplumla karşı karşıyayız.
Geçen hafta İzmir’deydim. Kırşehir’e yerleşmiş Artvinli ailelerden birinin çocuğu yazar Asım Gönen. Fırtınada Kaçkar Çıplaktı, Yalancı Baharın Çiçekleri adlı romanları ile Gül Kokan Düşler, Yaramdan Hasretin Aktı gibi pek çok şiir kitapları var. Gitmişleyin onu da gördüm. Yazmakta olduğum bir kitaba ilişkin görüş ve önerilerini aldım. Hapis ya da sürgün… çeşitli nedenlerle yolu Kırşehir’e düşmüş yazarlara ilişkin anılar da anlattı. Bunlardan biri şöyle. Şair A.Kadir 1948’lerde Kırşehir’de sürgün. Ünlü Kayısı şiirini burada yazıyor. Bunun dışında başka şiirleri de var. Dinekbağı’nda Ahmet diye biri var. Ben onu aslında çok merak ediyorum. Bu Ahmet kimse A.Kadir onu her gün Dinekbağı’nda ziyaret ediyor. Uzun bir Kayısı şiiri var bir de kısa bir kayısı şiiri var. “Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur, / Ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.” [2] diye. Bu şiirlerin ikisini de Kırşehir de yazmış. Bu Ahmet denilen adamın yanına gidip sohbet ederlermiş, bu arada da şiirler yazarmış. Yazdıklarını postayla gönderiyor. Yakılır yırtılır korkusuyla yazdığı şiirleri İstanbul’daki arkadaşına gönderiyor. Sonunda Kırşehir’deki gözaltı süresi bitiyor, İstanbul’a dönüyor. İstanbul’a varıp arkadaşını buluyor. O şiirlerimi ver de artık yayımlatayım diyor. Tamam diyor arkadaşı arayım da bulup getireyim. Aradan on… on beş gün geçip tekrar bir araya geldiklerinde, getirdin mi diyor. O da, aradım aradım bulamadım, iyice bir arayayım diyor. Aradan bir müddet geçiyor gene buluşuyorlar. Getirdin mi şiirleri ne yaptın, diyor. Yav diyor bulamadım aradım aradım, bir yerden çıkar diyor. Dikkat et getir artık… diyor. Bir dahaki buluşmalarında, n’oldu diyor. Gene yok diyor. O da, yav ben sana sakla dedim de bu kadar da sakla demedim… diyor.
Bülent Habora’nın anlattığını söylediği bu olay başta verdiğim belleksiz bir toplum oluşumuzun tipik bir örneği. Ne kendimize gönderilen şiirlere sahip çıkıp nereye koyduğumuzu biliyoruz ne de A.Kadir’in Kırşehir’de iken görüştüğü Dinekbağlı Ahmet adında birinin kim olduğunu.
Asım Gönen’e dedim ki benim de bir derdim var. Köylümüz 78 kuşağı devrimcilerden Veli Karlı hakkında araştırma yapıyorum, bilgi topluyorum. Ama 1978 Ağustosunda Ankara Tuzluçayır’da bir öğrenci evinde katledildiğinde yaralı kurtulan arkadaşlarından biri olan Yılmaz Etyemez’i kimse bilmiyor. Bu kişi yaşıyor, Ankara’da ama ulaşamıyorum. Bana kimse yardımcı olmuyor. Bir dönemin yaşayan tanıklarına ulaşamayacak mıyım? diye dert yandım.
Şimdi Kırşehir kamuoyuna gazetemiz aracılığıyla soruyorum. 1948’lerde şair A.Kadir’in arkadaşı Dinekbağlı Ahmet adında biri kim? Öte yandan 1978 kuşağından köylümüz Veli Karlı hakkında elinde bilgi, belge, fotoğraf olan var mı? Katledildiğinde yanında olan Yılmaz Etyemez’i bilen tanıyan onu bulmamı sağlayacak biri yok mu? Lütfen belleğimizi canlandıralım… çalıştıralım. Nice karanlıkta kalmış olayları aydınlığa çıkartacak kapıyı da aralamış oluruz. Kıpırdayacaklara şimdiden teşekkür ederim.
***
Gazi Baran / Kurancılı Kasabası Kaman (gazibaran@mynet.com, cep tel: 0505 886 67 56)
[1] Osman BOLULU. İnsan İnsana Eklene Eklene, “Deneme”, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, 1998, vıı+144 s.
[2] Bilgisunardan (siir.gen.tr) adının Çile olduğunu öğrendiğim şiirin tümü şöyle: “Bizim hiç bir hürriyetimiz yok, /Hiç bir hürriyetimiz, /Ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek, /Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi, /Ben burda en büyük çileyi doldurayım, /Ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç. /Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur, /Ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.”



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .