Başsağlığı mı, yemek mi?

Başsağlığı mı, yemek mi?

15.06.2017

Geçenlerde Kırşehir’de bir cenazeye katıldım. Camide namaz öncesi başsağlığı tebrikleri yapılıyor sonra cenaze namazı kılınıyor ve buradan cenaze defnedileceği kabre götürülüyor. Sonra defin işlerine herkes bir kürek toprak atmak için bekliyor. Daha sonra Kur’an okunuyor ve cenaze için dua edilip mezardan ayrılıp doğru cenaze sahibinin evine geliniyor. Burada da bir Kuran ve dua okuması yapıldıktan […]

Geçenlerde Kırşehir’de bir cenazeye katıldım. Camide namaz öncesi başsağlığı tebrikleri yapılıyor sonra cenaze namazı kılınıyor ve buradan cenaze defnedileceği kabre götürülüyor. Sonra defin işlerine herkes bir kürek toprak atmak için bekliyor. Daha sonra Kur’an okunuyor ve cenaze için dua edilip mezardan ayrılıp doğru cenaze sahibinin evine geliniyor. Burada da bir Kuran ve dua okuması yapıldıktan sonra bir kez daha cenaze sahiplerine başsağlığı dileniyor, buraya kadar her şey normal.
Sonra bu merasim sırasının hemen bitişiğine gülsuyu, lokum, sigara gazete kâğıdına sarılıp meyve suyu veya ayran ile birlikte ayran uzatıyorlar.
Son yıllarda cenaze sahibi evlerde farklı bir adet ortaya çıkmaya başladı. Anadolu’nun bazı küçük illerinde bile cenazenin ilk günlerinde bazen üç gün boyunca çadırlar kurulup pideler dağıtılıyor. Hatta bazen olayı büyütüp normal yemek bile verenler var.
Cenaze sahibi daha cenaze işlemleri başlamadan “öğle yemeğimi versek, pide mi dağıtsak acaba? Kaç kişi gelir, kaç kişilik yemek hazırlatsak…” gibi bir yığın işlerle uğraşıyor.
Cenaze unutuldu. Cenaze de böyle şeyler hiç doğru değil, insanlar cenazesine üzülüp gelen gideni mi karşılasın, yoksa gelen insanlara yemek verme telaşı namı düşsün.
Kırşehir başta olmak üzere bu adetler küçük ve taşra kentlerinde yıllardır yapılıyor. Eski de öyle miydi? Tabiî ki hayır. Konu komşu cenazeye siniler ile yemekler getirir, dışarıdan gelen misafirlere ikram edilirdi. Doğru olanı da buydu ama maalesef bu günlerde sanki düğün yapılıyormuşçasına kıymalı pideler yemek ziyafetleri veriliyor.
Bu hiç hoş olmayan ve dinimize, gelenek ve göreneklerimize uygun bir davranış değildir.
Birinin bunu çıkıp yasaklaması veya kaldırması gerekir.
Hadi maddi durumu iyi olan pide veriyor, hatta abartıp yemek yaptırıyor. Fakir, fukara ne yapacak, cenazesi ortada mı kalacak?
Bunlar hiç hoş şeyler değil. Bu verilen yemekleri de yenilecek olan yemekler de helal değildir. Aksini iddia eden varsa buyursun.
Buna karşılık Peygamberimiz, komşu ve akrabalarının ölü sahiplerine yemek getirmelerini tavsiye etmiştir.
Suç biraz da bizler de var. Çünkü bu tür küçük şehir de herkes birbirini tanıyor, dolayısı ile cenaze evlerinde yemek verilmez, pide dağıtılmaz ise bunun artık çok ayıp karşılandığı ortadadır. Neymiş “anasının, babasının cenazesinde yemek bile verememiş!”, gibi çok çirkin sözler bile söylenmekte. Cenazesi olup acısı taze olan ölü yakınlarının bir de kendilerine gelen ziyaretçileri tabiri caiz ise düğün merasimi gibi ağırlama yükü yüklenmesi çok yanlıştır.
Cenaze dini bir merasimdir. O halde dine uygun yapılmalıdır. Nitekim Peygamberimiz zamanında cenazesi olan eve komşularının yemek yapıp uzaktan gelenlere ikram etmesi gerektiğini söylemiştir. Çünkü cenaze sahibinin başında iş vardır başka işler yüklemek hiç doğru değildir.
DENİZ SEKİ
Uyuşturucu satış ve kullanımında suçu sabit olan bir şahsın medyada marifet yapmışçasına halk kahramanı gibi takdimini doğru bulmuyorum. Özellikle medyanın gençlerimize olumsuz örnek teşkil edebilecek bu gibi konularda daha hassas davranması gerekir. Ne zamandır hapisten çıkan kişilere mikrofon uzatılır oldu. Utanmadan neredeyse yaptığı iş sanki iyi bir halt yemiş, haksız yere ceza alıp çıkan bir insan muamelesi yaptılar.
Bu durumu güzel, şirin hatta duygusala bağlayan ve yayın yapan tüm basına ceza verilmeli tek kelime ile yazık diyorum…
AYBÜKE HOCA…
Batman Kozluk’ta henüz hayatının baharında Şenay Aybüke Yalçın terörün hedefi olmuştur. Duvağı kırmızı yazması ile memleketi Çorum’da ebedi yolculuğuna uğurlandı.
Müzik notaları öksüz, sınıfı kimsesiz kaldı. En çokta babası Sadık Yalçın’ın sözleri ise tüm Türkiye’ye ders verir nitelikteydi. Acılı baba “5 bin yıl değil, 500 bin yıl daha buradayız. Allah’ın izni ile kimse bizleri yıldıramaz. Bu vatan Türk’tür, yarın da Türk kalacak. Ne Mutlu Türk’üm diyene” demiştir.
Böyle bir vatan sevdalısı çocuğun ancak böyle bir babası olabilirdi. Keşke Berkin Elvan’a sahip çıkanlar, az da olsa vatanın her yeri bir deyip hizmet aşkı ile yanan ve şehit edilen Aybüke öğretmene de sahip çıksalardı.
Seni öldürenlerde ne din var ne de iman…
Tüm şehitlerimiz gibi seninde mekânın cennet olsun.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .