Başkan Bahçeci’den Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a plaket

Başkan Bahçeci’den Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a plaket

21.10.2017

KIRŞEHİR Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği toplantısında Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı ağırladı. Yozgat’ın Sorgun ilçesinde gerçekleştirilen Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği ve Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, plaket takdim etti. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da, Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği toplantısında Birliğin kuruluşunun 20. […]

KIRŞEHİR Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği toplantısında Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı ağırladı.
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde gerçekleştirilen Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği ve Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, plaket takdim etti.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da, Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği toplantısında Birliğin kuruluşunun 20. yılı nedeniyle yöneticilere plaket verdi.
Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği ve Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin de bir konuşma yaptığı toplantıda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Türkiye, sadece bilinen terör örgütleriyle mücadele etmiyor, aynı zamanda da bu terör örgütlerini yemleyen karanlık güçlerle de mücadele ediyor. O yüzden Türkiye’nin bulunduğu yerde güçlü olması, Türkiye’nin istikrarının, güçlü iktidarının varlığına bağlıdır” dedi.
Irak’ta ve Suriye’de büyük bir yangın olduğunu anımsatan Bekir Bozdağ, şunları söyledi:
“İçimizde FETÖ terör örgütü var, PKK terör örgütü var, DHKP-C terör örgütü var, dışarıda ama Türkiye’de eylem yapan DEAŞ terör örgütü var, 10 civarında da Türkiye’de eş zamanlı eylem koyan terör örgütü var. Bu terör örgütlerini destekleyen ülkeler var, istihbarat örgütleri var, karanlık güçler var. Türkiye, sadece bilinen terör örgütleriyle mücadele etmiyor, aynı zamanda da bu terör örgütlerini yemleyen karanlık güçlerle de mücadele ediyor. O yüzden Türkiye’nin bulunduğu yerde güçlü olması, Türkiye’nin istikrarının, güçlü iktidarının varlığına bağlıdır. Onun için baktığınızda 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün arkasından Türkiye büyük bir tarihi reformu yaptı. Herkes, ‘sırası mıydı bunun’ diye düşündü belki ama bizim başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi.”
Bozdağ, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada, etrafta, içeride ve dışarıda olan bitene baktıklarında, Türkiye’nin birliğini, bölünmezliğini, huzurunu, istikrarını, güven ortamını halkın sigortasıyla sigortalama ihtiyacı doğduğunu bildirdi.
“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” diye büyük bir reformu hayata geçirdiklerini anlatan Bozdağ, şöyle devam etti:
“Bunun anlamı, Türk milletinin birliği ve dirliğinin daima ayakta olmasıdır. Bunun anlamı, sadece ülkenin bölünmez bütünlüğü değil, milletin de bölünmez bütünlüğünün iktidara yansımasıdır. Bunun anlamı Türkiye’de siyasi istikrarın, hükümet sisteminin doğal sonucu daima her seçimde yenilenerek var olması ve devam etmesidir, kalıcı olmasıdır, güçlü iktidarın var olmasıdır, güçlü liderlerin Türkiye’yi yönetmesidir ve Türkiye’nin kazanmasıdır. Onun için cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, Suriye’de, başka yerde, orada, burada olup bitenler ve Türkiye üzerine hesap yapanların bütün hesabını, bütün oyununu bozmuştur. Bizim birliğimizin, dirliğimizin, istiklalimizin, istikbalimizin teminatı elbette sadece cumhurbaşkanlığı sistemi değil, 80 milyon aziz milletimiz, anayasamız, Meclisimiz, hükümetimiz, ordumuz, güvenlik güçlerimiz, kurum kuruluşlarımız. Bunlar var ama biz bunun yanına milletin iradesini de getirdik koyduk artık.”
Bozdağ, yüzde 50 artı 1 oy almayanın bundan sonra Türkiye’nin yönetiminde söz sahibi olamayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu neyi getirecek, siyasal alanda birliği zorlayacak, partilerin uçlarda siyaset yapmayı bırakıp merkeze gelmesini sağlayacak, birbirini iten üslubu, dili bırakıp birbirini kucaklayan dile ve üsluba herkesi dönüştürecek ve birliğimiz kazanacak, dirliğimiz kazanacak, istikrarımız kazanacak ve bu milletin çoğunluğunun ‘evet’ dediği Türkiye’yi yönetecektir. Bundan daha büyük birliğin, dirliğin istikrarı, sigortası olmaz. O nedenle Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak isteyenlere diyoruz ki 15 Temmuz 2016’da FETÖ hainleriyle yapamadığınızı, yaptıramadığınızı bundan sonra asla yapamayacaksınız asla yaptıramayacaksınız. Bu milletin istikrarını bozamayacaksınız, bozduramayacaksınız, huzurunu, güvenini, barış ortamını yok edemeyeceksiniz asla yok ettiremeyeceksiniz.”
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle, Türkiye’de hükümetin güçlü olacağını ve bu gücün de yegane belirleyicisinin halk olacağına işaret eden Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Türkiye’nin huzurundan, birliğinden, dirliğinden rahatsız olan çevrelerin hep ayağa kalktığını, Almanya, Amerika, Fransa ve herkesin karşı olduğunu aktardı.
Milletin istikrarını, huzurunu, güvenini, barışını yok etmenin artık mümkün olmayacağını anlatan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O nedenle de 15 Temmuz’dan sonra atılan bu adım, çok net söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası, milletimizin ve devletimizin istiklali ve istikbali bakımından tarihi büyük bir reformdur, büyük bir değişimdir. Cumhuriyet’in ilanıyla Atatürk’ün liderliğinde 1919’da başlayan mücadele nasıl yeni bir Türkiye’nin kapısını araladıysa, 15 Temmuz 2016’dan sonra 2017’de yaptığımız bu referandum da aradan geçen yüzyıl sonra Türk milleti için yeni sayfaları açmış, yeni kapıları aralamıştır. İnşallah, bu sayfaları sizin gibi değerli insanlarla aziz milletimiz beraber yazacak ve milletimiz, devletimiz bugünkünden gelecekte daha iyi ve daha güçlü olacaktır.”
“Türkiye’nin Suriye’de olup bitenlere kulağını tıkaması, gözünü kapaması, diline kilit vurması beklenemez çünkü 910 kilometre sınırımız var. Orada olup biten her şey, Yozgat’ın, Ankara’nın, 81 ilin içinde olup biten kadar Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor” diyor Bozdağ, Sorgun ilçesindeki otelde düzenlenen Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, hükümet olarak ülkenin her türlü imkanını daha iyi hale getirmek için uğraşırken etrafta olup bitenlere de kayıtsız kalamayacaklarını söyledi.
Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elbette kendi güvenliğimiz bakımından, Türkiye’ye yönelen göç dalgalarını durdurmak, PKK, PYD, YPG gibi terör örgütlerinin orada bir terör koridoru oluşturmasını engellemek, Türkiye’ye DEAŞ, PKK, PYD, YPG, FETÖ gibi terör örgütlerinin terör ihracının önüne geçmek, sınır güvenliğimizi tahkim etmek, orada Türkiye’nin aleyhine oluşumlara izin vermemek, demografik yapının Türkmenler, Araplar, Kürtler aleyhine değişmesinin önüne geçmek, mazlumlara, mağdurlara, haksızlığa uğrayanlara sahip çıkmak adına orada atmamız gereken adımlar var ve onun için Türkiye bu tavrı koydu ve bu tavrında da sonuna kadar haklıdır.”
Bozdağ, dünyanın hiçbir yerinde bir terör örgütü belasını defetmek için başka terör örgütleriyle dönemsel ve taktiksel ittifaklar, dayanışmalar yapılarak başarılı olunamayacağını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Tam 3 bin 500 tır dolusu silah ve mühimmat, araç, gereç Suriye’nin kuzeyine intikal ettirildi. Kime gidiyor bunlar? İçinde uçuklara karşı malzemeler de var. ‘DEAŞ’a karşı kullanılacak.’ Peki DEAŞ’ın uçakları mı var, jetleri mi var? Neyi var? O silahları siz veriyorsunuz, vermediğiniz zaman zaten elinde kullanacağı silah yok. Bu silahların Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, Türk vatandaşlarına dönük kullanmayacağının kim garantisini verebilir? Biz hep söylüyoruz, buna karşı mutlaka tedbir alınması lazım. Bu silahlar yarın bize döner.
“Nitekim baba Bush döneminde Irak’a gelen silahlar, daha sonra Barzani’nin Peşmergelerine, PKK’ya kaldı. O silahları biz, bizim askerimize karşı kullanırken öldürülen teröristlerin elinden aldık. Şimdi burada benzer sonuçlarla karşı karşıya kalma riskimiz var mı? Var. Onun için diyoruz ki yapmayın. Defalarca söyledik. Bize söyledikleri şu: ‘Biz taktiksel ve dönemsel bir iş birliği yapıyoruz. DEAŞ’ı defedince bitireceğiz ama bunlar, PKK falan da değil, SDG diye, Suriye Demokratik Güçleri diye bir güç, bunun içinde Kürtler var, Araplar var, falan var, filan var.’ diye bize açıklama yaptılar.”
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Türkiye’nin terör koridoruna izin vermeyeceğini vurgulayarak, şunları dile getirdi:
“Fırat Kalkanı, bu açıdan tarihi bir operasyondur. İdlib’deki varlığımız önemlidir ama Afrin’de ve diğer bölgelerde de terör koridorunun oluşmasını sağlayacak adımlar karşısında Türkiye, kendi ulusal güvenliğini tehdit altında göreceği her gelişme karşısında tedbir alma, adım atma hakkına sahiptir. Cumhurbaşkanımız, ‘Ansızın bir gece gelebiliriz’ dedi. Türkiye’den kimse o bölgede Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine gelişmelere göz yummasını beklememelidir. Oldubittilere rıza göstermesini beklememelidir. Hiçbir gelişmeye göz yummayız. Hiçbir oldubittiye de rıza göstermeyiz. Bedeli ne olursa olsun, bu milletin ve devletin hukukunu korumamız için atmamız gereken her adımı bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da kararlı bir şekilde atarız. ABD yetkilileri ortaya çıkan bu fotoğrafı çok ama çok doğru okumalıdır. Terör örgütünü kim beslerse beslesin, kim destek olursa olsun, yine terör örgütüdür. Gün gelir, besleyeni de sokar, ona da zararı verir.”
Kuzey Irak yönetimini defalarca uyardıklarını anımsatan Bozdağ, şöyle konuştu:
“Yapmayın, bölgenin huzurunu, barışını, güvenini, istikrarını, ekonomisini, kardeşliğini, ateşe atmayın zaten kriz var, zaten istikrarsızlıklar var, zaten bir sürü problem var, yanına yeni problemler koymayın. Bu ateş herkesi yakar, evvela sizi yakar. Ama dinlemediler, adım attılar. İsrail desteğiyle belki perde arkasından başka güçlerin suflesiyle ‘Şunu yapacağız, bunu yapacağız’ dediler. Ne oldu? Attılar, olduğu gibi kaldı. Hani derler ya ‘Yanlış hesap Bağdat’tan döner.’ Bağdat’tan döndü. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldular. Türkiye’nin verdiği destekler, ne yapıldı oradan çok büyük bir ihanetle karşılanmış oldu. Bu ihanetin de elbette bir bedeli olacaktır.
“Irak’ta güvenlik, merkezi hükümet tarafından sağlanmıştır, kontrol altındadır. Kontrol altında olan yerlerde zaman zaman olaylar çıksa da bunlar da kararlı bir şekilde kontrol altına alınmaya devam etmektedir. Türkiye, Irak hükümetinin, anayasasına sahip çıkan, ülkenin siyasal birliği, toprak bütünlüğünü, egemenlik haklarını koruyan yaklaşımı karşısında atılan adımları olumlu değerlendirmektedir ama bir şeyin altını çiziyoruz. Türkmenlerin hukukunu, yeni oluşan durumda da korumak elbette Irak hükümetinin birinci gelen vazifeleri arasındadır. Türkmenlere zarar veren bir yaklaşım ortaya çıktığında bunun Türkiye Cumhuriyeti devletini rahatsız edeceğini herkesin ama herkesin çok iyi bilmesi lazım.
“Orada Türkmenler var, Araplar var, Kürtler var. Öyleyse Irak hükümeti tarihten miras kalan bu demografik yapıyı, bu kültürel dokuyu, o tarihin mirasına uygun bir şekilde korumak, yeniden tesis etmek ve yaşatmakla da mükelleftir çünkü Barzani ve ekibi oranın demografik yapısını değiştiren pek çok haksız, hukuksuz uygulama yaptı. Tapu kayıtlarını, nüfus kayıtlarını yakma cinayetlerini işlediler ki ‘Buranın tarihi dokusu ve kültürel yapısı, demografik yapısı ortadan kaybolsun’ diye. Kendi tezleri güç bulsun diye böylesi bir adım atıldı. Bunu herkes biliyor, dünya da biliyor, biz de biliyoruz, Irak da biliyor. Onun için de buna karşı Irak hükümetinin bu durumları dikkate alan yeni adımları bundan sonra atması elbette son derece önemlidir.”
Bozdağ, PKK terör örgütünün bölgede güç sahibi olmasına, alan kazanmasına veya oralarda boşluklardan istifade etmesine kesinlikle izin verilmemesi uyarısında bulunarak, “Türkiye, PKK terör örgütü konusundaki hassasiyetini her defasında ortaya koymuştur, bundan sonra da yine koymaya devam edecektir. Irak hükümetinin, bu konudaki yaklaşımını biz biliyoruz ve bu yaklaşımın güçlü bir şekilde arazide hissedilmesi ve sonuçlarının da ortaya çıkmasını önemsediğimizi bir kez daha ifade etmekte fayda görüyoruz” dedi.
(AA)



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .