BARZANİ’NİN İHANETİ

BARZANİ’NİN İHANETİ

02.10.2017

Aylardır dillendirilen Kuzey Irak’ta yarı özerk olarak hüküm süren sözde “Kürdistan” şaibeli bağımsızlık referandumu 25 Eylül’de yapıldı. Ve beklenen sonuç yüzde 93 evet olarak gerçekleşti. Bu sonuç ülkemizi birçok konudan ilgilendiriyor. Hele sözde bağımsızlık referandumuna Türkmen kenti Kerkük’ü de dahil etmeleri İsrail hariç bütün dünya buna karşı çıktı. Türkiye’nin içte ve dışta birçok sorunu varken […]

Aylardır dillendirilen Kuzey Irak’ta yarı özerk olarak hüküm süren sözde “Kürdistan” şaibeli bağımsızlık referandumu 25 Eylül’de yapıldı. Ve beklenen sonuç yüzde 93 evet olarak gerçekleşti. Bu sonuç ülkemizi birçok konudan ilgilendiriyor.
Hele sözde bağımsızlık referandumuna Türkmen kenti Kerkük’ü de dahil etmeleri İsrail hariç bütün dünya buna karşı çıktı. Türkiye’nin içte ve dışta birçok sorunu varken bir de” bağımsız Kürdistan” sorunu çıktı.
İlk önce Türkmen kenti olan Kerkük, Barzani için niçin önemli 2003’te ABD’nin Irak’ı işgal etmesi ile Kerkük’e ABD askerleri ile giren Peşmerge’ler on yıllardır göz diktikleri Kerkük’ün bütün kamu kuruluşlarını işgal ederek oralardaki bütün resmi evrakları yakmışlardı. Bundaki amaç, Kerkük’te Türkmenlere ait hiçbir resmi belgenin kalmaması idi. Kerkük’te dünya petrollerin ve doğal gazın yüzde dördü bulunuyor. Bu miktar bugünkü para ile 3 Trilyon dolar olarak dillendiriliyor.
Barzani sözde bağımsızlıktan sonra Petrol zengini bir devlet haline gelecek ve petrol gelirini diğer devletlerin içinde yaşayan Kürt vatandaşlarını sözde kurtarma ve bu ülkeleri parçalara ayırma yoluna gidecektir. İlk hedefi de PKK yolu ile Türk Devleti olacaktır. Barzani, ABD ve İsrail’in destekleri ile bir ucu Akdeniz diğer ucu İran sınırına dayanan “Büyük Kürdistan” hayali ileriki yıllarda gerçekleşmiş olacaktır. Maalesef Barzani hakkında şu tespiti de öz eleştiri olarak yapmamız gerekiyor. Bu tespiti Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, Barzani’yi kastederek “yanılmışız“ dedi.
Barzani ile ilgili ilk hatamız rahmetli Özal’ın buna ve Talabani’ye “kırmızı diplomatik pasaport” verilmesi ile başladı Saddam’ın kuzeydeki Kürtleri hedef alarak Halepçe’de yaşayan 5 bin masum insanı zehirleyerek öldürmesi ve zulümden kaçan 500 bin Kürt sığınmacının Diyarbakır’da geçici olarak barındırılması karşılığında Barzani ve Talabani’den bir iyi niyet mesajı bile alamadık. O Talabani ki PKK’lı teröristleri talep ettiğimizde “Türkiye’ye bir Kürt kedisi dahi teslim etmeyiz” küstak karşılığını verebilmiştir. Saddam’ın zulmünden kaçan Peşmerge’ler ise ortalık durulduktan sonra ülkelerine dönerken barındıkları konut ve konteylerde bulunan her şeyi yakıp yıkarak yaptığımız iyiliğin karşılığını bu şekilde göstererek gitmişlerdir.
Hele Saddam’ın o zaman ki Türk Hükümeti tarafından ret edilen “ben aşağıdan siz yukarıdan bastırarak bu Peşmergeleri yok edelim” teklifini hatırlarsak bugün Türkiye’ye kafa tutan Barzani ve aşiretine ne kadar iyilik yaptığımız ortaya çıkar. Barzani’nin Bugün bu “bağımsızlık” ihaneti ile karşılaşıyorsak bunda en önemli kusur Barzani’nin tarihi geçmişinden ders almamamızdır.
Tarihi süreç içinde Barzani kimdir ona bir bakalım. Mesut Barzani, Türk Devletine isyan etmiş birçok Kürt isyanına ön ayak olmuş ve sıkıştığında SSCB’ kaçan, daha sonra ABD’lerinde ölen Mustafa Barzani’nin oğlu Mesut Barzani de babası gibi ömrü kuzey Irak’ta ve Türkiye içinde devlete karşı Kürt isyanlarını kışkırtmaları ile geçmiş biri. Rahmetli Özal’dan önce ülkemizle muhatabı sınır karakolunda görevli bir Başçavuşken şimdi kırmızı halılarla karşılanıp “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları ile karşılandı.
Nihayetinde yukarıda bahsettiğim gibi son yıllar da Barzani’yi büyüten ve şımartan da biz olduk. Kendisine hak etmeyen hoşgörü ile yaklaştık. Halbuki Mustafa Barzani ve yandaşlarının Kerkük, Telafer ve diğer Türkmen kentlerinde Türkmenlere yaptığı işkenceler ve soykırım unutulmamalı.
Oğlu Mesut Barzani de aynı babası gibi buralardaki Türkmenlere görülmemiş mezalimler yapılmasına göz yumdu. Türkmen liderler ya kaçırılıp öldürülüyor ya da faili meçhul suikastlara hedef oluyordu. Kuzey Irak’ta Türkmen Nüfus, sözse “ bağımsızlık” ilan eden Peşmerge kadar. Ne yazık ki buralarda yaşayan bu 3 milyonu aşkın Türkmen’e , bugüne kadar hiçbir hükümet doğru dürüst sahip çıkmamıştır. Yakında ABD ve İsrail dostu 4 parçanın birleşmesi ile (bizden de toprak alarak) Büyük Kürdistan Devletini kucağımızda bulursak hiç şaşmayalım.
Son olarak günümüzde olduğu gibi şımartıp ve beslediğimiz Mesut Barzani’nin babası sıkıştığında Osmanlı Devletine nasıl sığındığını tarihi belge ışığında açıklayan Yeniçağ Gazetesi yazarı Aslan Tekin’in makalesini okumanız dileği ile yazıma son veriyorum.
Barzanîlerin Türkiye’ye nasıl sığındıklarına dair iki belge 24 Eylül 2017
İlerisini gerisini düşünmeyen “siyasî İslâmcılar” “Varsın bir de Kürt devleti olsun!” diyebiliyorlar. Zannediyorlar ki, Barzanîler Nakşibendî! Adamlar bir ara din bile değiştirmeye, kendilerini mehdi, ilâh ilân etmeye kalkıştılar. Mesud Barzanî’nin amcaları Abdüsselâm ve Ahmed Barzanî’nin ne yaptıklarını gidip Mesud’a sorsalar o da beni tasdik edecektir!
Allah, tarikatı, cemaati vb. dinimizin önüne alanlara, ümmetin parçalanmasını İslâmın birliği zannedenlere akıl fikir versin! İnşallah “hidayete ererler diyeceğim” ama umudum hiç mi hiç yok!
Size bugün iki belge vereceğim. Türkiye olmadan bir şey yapılamayacağının da belgesi.
Biliyorsunuz… Başta İngilizler olmak üzere Batı ülkeleri, Ortadoğu’yu şekillendirdiler. Barzanîlerin isyan ettirilmeleri ta Osmanlı’ya kadar uzanır. Öyle bir an geldi ki, İngilizlerle de sürtüştüler. Sıkıntıya girince yüzleri nereye döndü? Elbette Türkiye’ye… 1932’de topraklarımıza sığındılar ve 10 ay ağırlandılar.

Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Arşivi’nden (ATASE) iki belge vereceğim.
Birinci belge:
“Şifre halli [çözümü] / DiyariBekir
Erzincan: Üçüncü Ordu müfettişliğine.
1- Barzan Şeyhi Ahmet ile kardeşleri Molla Mustafa, Mehmet Sıddık maiyyeti ile Aile efradile hükümetimizin emrine tebaiyyetle [tâbi olarak] silâhlarını teslim ederek 22/61932de 6.inci Hudut taburuna iltica ettikleri ve taburu muhafazasında Gevara [Gever: Yüksekova] getirilmekte oldukları ve beraberlerinde fazlaca hayvan olduklarından günde (5) kilometre yürüyebildikleri mevcutlarının müfredatile sorulduğu maruzdur (arzedilir).
2- 24/6/[1]932 tarih ve (Ş-1. 1531) ile B. E. RS. 3.O.Mf. 9.K.O,K, I.U.MF. arzedilmiştir,
7.K.O.K. KENAN
İkinci Belge: 3.O.Mf. Diyaribekir
1- Şey[h] Barzanın maiyetiyle 168 erkek 156 kadın 135 kız çocuğu 171 erkek çocuk cem’an 630 kişi olduğu halde ve bir kafile halinde 21/7/[1]932 de Vandan Erzuruma hareket etmiştir.
2- Bu kafileyi huduttan itibarin 11. Seyyar J. Tb. tarafından tertip edilen muhafız kuvvetle 1K.K.O hududu olan Mosik köyüne kadar sevk edeceklerinden bu köyden itibaren 1.Sv.F.sının teslim almasını IX.K.O.K dan rica ederim.
3- Bu kafile aç ve sefil ve bu yüzden birçoğunun hasta olduğu, Gevardan Vana hareket etmekte olan ikinci Barzan kafilesi dahı aç ve sefildir. Hiç olmazsa ekmeklerinin temininin icap edenlere emir buyurulması maruzdur.
4- 22/VII/932 t. ve 1/1749 ile makamata [makamlara] arz edilmiştir.
VII.K.O.K Kenan açtım 23/Tem./[1]932
Bu belgelerin asıllarını, yazının altına, gazetemizin internet sayfasında koydum.
Kaynak: Barzanîlerin Türkiye’ye nasıl sığındıklarına dair iki belge – Arslan TEKİN



YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

ibrahim alpaydın

ne ihaneti hangi ihanet. bence hain ve insanlıktan nasibinizi almamış sizin gibi faşistlerdir. orda kürdler değilde türkmenler bağımsızlık ilanı yapsaydı tepkiniz aynımı olacaktı. sizler tam bir islam ve Allah düşmanısınız..

16.08.2020, 15:04

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .