BAHARLARIN SONUNA

BAHARLARIN SONUNA

23.10.2018

Kırşehir’de sonbaharı iyiden iyide hissettiğimiz günler yaşıyoruz. Bulanık, basık bir havayla açıyoruz gözümüzü güne. Hiç kalkasımızın gelmediği, şöyle yorganı üstümüze çekip kendi kendimize “beş dakika daha” diye söylendiğimiz sabahlara… Sonbahar… Adına şiirler yazılan, şarkılar söylenen, bütün kasvetine rağmen güzelliğinden bir şey kaybetmeyen nam-ı diğer “hüzün mevsimi”… Rabbimin yarattığı her şey güzeldir. Bütün mevsimler de, ama […]

Kırşehir’de sonbaharı iyiden iyide hissettiğimiz günler yaşıyoruz.
Bulanık, basık bir havayla açıyoruz gözümüzü güne. Hiç kalkasımızın gelmediği, şöyle yorganı üstümüze çekip kendi kendimize “beş dakika daha” diye söylendiğimiz sabahlara…
Sonbahar…
Adına şiirler yazılan, şarkılar söylenen, bütün kasvetine rağmen güzelliğinden bir şey kaybetmeyen nam-ı diğer “hüzün mevsimi”…
Rabbimin yarattığı her şey güzeldir. Bütün mevsimler de, ama sonbahar bir ayrı güzel sanki.
Başka hangi mevsimde bu kadar rengi bir arada görüyoruz, başka hangi mevsimde en basit sokaklar bile böyle ünlü bir ressamın tablosu gibi göz alıcı oluyor?
Ne de güzel özetlemiş Can Yücel, “Sonbahar sanattır, diğerleri mevsim” diye.
Bembeyaz bir kış da güzeldir elbet, yemyeşil bir ilkbahar da. Ama sonbaharın yeri ayrı…
Yeşil, sarı, turuncu, kahverengi… Renklerin bu müthiş uyumu, yaprakların sanki böyle sakin bir melodiyle süzüle süzüle daldan düşüşü, ne de büyük bir tefekkür konusu…
Hayat gibidir de aslında birazda sonbahar. Tam günlük güneşlikken aniden yağmur başlar. Ya da tam sırılsıklam ıslandığınız anda güneş açıverir. Yaşam da öyle değil mi? Tam her şey yolundayken aniden bir sıkıntı çıkar altüst eder veyahut tam öldüm, bittim derken bir mucize olur ve düzelir her bir şey. Tıpkı yağmurun ardından çıkan gökkuşağı gibi…
Hayat gibi ölüme de benzer bu baharların sonu…
Değil mi ki hep yaz, hep bahar olmayacak ömrümüz, değil mi ki sararıp solacağız toprağa düşeceğiz bir gün şu dalından kopan yapraklar gibi…
Her şeyin bir sonu olduğunu, her gün gözlerimizin önüne serer mevsimlerin bu bence en dürüstü. Görmek isteyene tabi… Yoksa hiç ölmeyecek gibi gününü gün edenlere, yiyip içip gezenlere, nerde akşam orda sabahçılara ne fayda etmişte sonbahar fayda edecek!
Üstüne yazılacak ne çok şey var.
Ülkemde ve Kırşehir’imde bu kadar ekonomik, siyasi, ahlaki sorun varken böyle bir konu yazmam kimilerine abes bile gelebilir. Ama yaşam da tam olarak bu değil mi?
Sorunlarımız da olacak muhakkak ama güzelliklerin de farkına varmak gerekir. Bu arada ben çokta anlamam zaten siyasetten, sanattan. İçimden geldiği gibi yaşarım, yazarım.
Haydi, isterseniz şimdi pencerenizin önüne geçin ve tüm bu söylediklerimi gözlerinizle görün…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .