Avukat Erhan Topel: “Yasa demokratik değil”

Avukat Erhan Topel: “Yasa demokratik değil”

19.02.2015

Suiistimallere açık olabileceği endişesine neden olan İç güvenlik Yasası’nda “uygun değil” ortak görüşü hakim…

TBMM İç güvenlik yasasını tartışıyor. AK Parti dışında tüm partilerin karşı çıktığı ve “Polis Devleti Oluruz” denilen iç güvenlik yasası TBMM’de tartışılmaya başlandı.

İç Güvenlik Yasası’nın içeriğine ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Kırşehir Barosu Avukatı Erhan Topel, kanunun uygulanmasının suistimallere açık olduğuna dikkat çekti.
İnsan hakları açısından kanunun uygulanmasının yanlış olduğunu da dile getirerek, uygulamanın ceza hukukuna da ters olduğunu belirten Kırşehir Barosu Avukatı, kanun tasarısının yasalaşmamasını ümit ettiklerini ifade etti.
Siyasi gücü kullanan insanların kendi siyasi düşüncelerine aykırı faaliyetlerden dolayı böyle bir cezai uygulamanın getirilmek istenmesinin tehlikeli sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Erhan Topel, şöyle konuştu:
“Meclis’te görüşülmesi iki hafta ertelenen İç Güvenlik Yasası, son derece muğlak birtakım ifadeler içermekte. Tasarı iki kısma ayrılabilir bana göre, aynı metinde toplanmış, aynı maddelerde ama. İç güvenlikle ilgili düzenlemeler mevcut, bir de güvenlik teşkilatı polisin idari açıdan konuyu düzenleyen birtakım hükümler mevcut. Konuyu ikiye ayırarak incelemekte fayda görüyorum.
“Toplantı, gösteri ile ilgili birtakım düzenlemeler var ve insan haklarını direk olarak ve koruma tedbirlerini direk olarak ilgilendiren birtakım düzenlemeler mevcut. Öncelikle valilere o yerin en büyük mülki amiri olarak valilerin yetkileri son derece genişletilmiş. Herhangi bir şekilde suç şüphesi olduğu düşünüldüğünde direk valilerin adli kolluğa verdikleri emirle arama, ifade alma ve buna benzer çeşitli koruma tedbirleri direk başlatılabiliyor. Burada muğlak birtakım ifadelerle polislerin yetkisi koruma tedbiri açısından genişletilmiş. Valilere adli kolluk yetkisi verilmekte, aynı kapsamda polise hakim kararı olmaksızın ve yazılı emir olmadan durdurulma ve arama yetkisi verilmekte. Bu gerek insan hakları açısından, gerekse koruma tedbirlerinin kanunda düzenleniş biçimine ve özüne, kanunun mantığına son derece aykırı bir düzenleme. Yani herhangi bir şekilde hakim kararı olmaksızın insanların evinin, işyerinin aranması, ifadelerinin alınması suiistimallere son derece açık bir düzenleme.
“Polise tehlike yakalaması adı altında bir yetki verilmekte. Ortada herhangi bir suç unsuru somut olarak olmaksızın bir tehlike görüldüğünde böyle bir arama yapılması, gerektiğinde diğer farklı güvenlik tedbirlerinin aramayla birlikte suç unsuru varsa uygulanması gündeme geliyor. Bu da bize göre son derece yersiz ve suiistimallere açık bir uygulama olduğunu düşünmekteyiz.
“Polisin silah kullanma yetkisi genişletilmekte. Her türlü araç ve mesken üzerinde arama ve ifadenin orda alınması, araçta, işyerinde, evde alınması yetkisi getirilmekte. Ne kadar sağlıklı bir ifade alınabilecek? Ne kadar mantıklı ve sağlıklı bir zabıt tutulabilecek veya insan hakları ihlal edilmeden, insanların temel hak ve hürriyetleri ihlal edilmeden ne kadar sağlıklı ifade alınabilecek tartışma konusu.
“Toplantı ve gösteri anında çeşitli durumlar, yani insanların yüzlerini kapatması, molotof atılması durumunda polisin silah kullanması gündeme gelmekte. Sonuçta gösteri yapan, molotof atan veya yüzünü kapatan insan ne kadar çevreye zarar verebilecek? İşyerlerinin taşlanması, çevreye zarar verilmesi, insanlara zarar verilmesi durumlarını ayrı tutuyorum. Ama bu insanlar ne kadar zarar verebilecekken, bu insanlara silah kullanabiliyorsunuz? Bu uygulama ceza hukuku mantığına da ters. Ceza hukukunda ölçülülük diye bir şey var. Savunma ile saldırı arasında ölçülülük diye, konumuzla alakası yok, ama birebir ceza hukuku mantığından yola çıkarak adam eylem yapıyor, siz silah kullanıyorsunuz. Burada masum insanların durumu ne olacak? Merminin sapması, polisin yetkisini aşması, yetkisini kötüye kullanması, görevini kötüye kullanması durumlarında ne olacak? Bana göre son derece tehlike yaratabilecek ve suiistimale açık ve masum insanlara zara verecek bir uygulama olarak görmekteyim.
“Ayrıca basın açıklaması, toplantı veya gösteri yürüyüşü ve siyasi partilerin mitingleri gibi etkinlikler öncesi yapılan birtakım afişler bunlar direk olarak gösteri sayılacak. Bu çok tehlikeli bir uygulama. Örneğin iki insan yürüyor, ülkemizde en son Mersin’de bir hadise oldu. Bu hadiseyi protesto etmek için 10 kişi yürüdü, bunlar gösteri mi yapıyor sayılacak? Söz konusu uygulamaların bu kişilere uygulamasını düşünebiliyor musunuz?
Burada her şeyden önce yaklaşım önemli. Polis neyi gösteri sayacak veya bu kanuna muhalefet eden durumlar olarak neyi sayacak, neyi saymayacak. Bunların yorumunu vatandaşlarımıza bırakıyorum. Bu her türlü gösterilerde kullanılan bıçaklar, silahlar bunlar direk silahtan sayılacak. Bunların önünü kapatmak için bu arada masum olan insanlara veya masumane yürüyüşlere, masumane mitingleri işlerine gelmedikleri zaman gösteri sayan bir uygulama. Bana göre son derece tehlikeli bir yaklaşım. İnşallah kanunlaşmaz diye düşünüyoruz, ama kanunlaşacak gibi gözüküyor.
“Bahsedilen hadiselere katılan insanlara 3 yıldan başlayan cezalar söz konusu, yani iki insan sokakta yürüyor ve bir şeyler yaptı belki hayvan hakları ile ilgili ya da insan hakları ile ilgili birtakım şeyler söyledi veya gösteri yaptı. Kanunun bahsettiği anlamda mevcut uygulamaya göre gösteri yaptı ve 3 yıldan başlayan hapis cezaları da bana göre çok ağız cezalar. Dünyanın birçok yerinde bunlara idari cezalar uygulanırken ülkemizde direk olarak hapis cezaları verilmesinin son derece yanlış bir uygulama olduğunu düşünmekteyiz. Tamamen bunların önünü kesmek için yapılan bir uygulama. Olayın farklı yönleri var. Gerçekten illegal örgütlerin, illegal insanların illegal davranışlarıyla yaptığı zararlı eylemlerin bertaraf edilmesi amacıyla yapılan bu eylemler düşünüldüğünde cezalarda bu kanunun uygulanması makul olabilir, ama bunun yanında siyasi gücü kullanan insanların kendi siyasi düşüncelerine aykırı faaliyetlerden dolayı, sırf bu nedenle insanların bu kanuna tabi tutularak cezalandırılmasını son derece tehlikeli buluyorum.”
BU ARADA yasada öngörülen bazı uygulamalar ise şöyle:
Yeni düzenlemeyle birlikte molotofkokteyli saldırı aracı sayılacak.
Maskeli eylemcilere ceza gelecek.
Gösteriye silahla katılanlara verilecek ceza artırılıyor. Silahlı eylemciye 2,5-4 yıl arasında hapis cezası verilecek.
Polisin şahıs ve araç aramalarında yetkisi genişletilecek.
Polisin gözaltı süresi vali yardımcısı ve üs amirin denetiminde 24 saat olacak. Bu süre, savcı kararıyla 48 saate uzatılabilecek.
Düzenlenen eylemlerde verilen zararları bundan sonra eylemci ödeyecek.
Sanal ortamda nefret ve teröre çağrı da artık suç sayılacak.
Polisin yetkilerinin denetimi için Kolluk Gözetim Komisyonu kurulacak. Komisyonda STK’lar da yer alacak.
İstihbari dinlemeleri denetlemek için de Meclis’te komisyon kurulacak. Bu komisyona tüm partilerden milletvekilleri katılacak.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .