ATATÜRK’ÜN EMRİYLE CUMHURİYET DÖNEMİNDE KURULAN SANAYİ TESİSLERİ

ATATÜRK’ÜN EMRİYLE CUMHURİYET DÖNEMİNDE KURULAN SANAYİ TESİSLERİ

13.01.2020

ATATÜRK’ÜN EMRİYLE CUMHURİYET DÖNEMİNDE KURULAN SANAYİ TESİSLERİ Türkiye nereden nereye geldi? Hiçbir yatırım olmayan, iğneden ipliğe muhtaç bir Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte sanayi tesisleri ile donatarak bugünlere getirdiğini görüyoruz. Büyük Önderimiz Atatürk’ü “Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek […]

ATATÜRK’ÜN EMRİYLE
CUMHURİYET DÖNEMİNDE
KURULAN SANAYİ TESİSLERİ

Türkiye nereden nereye geldi?
Hiçbir yatırım olmayan, iğneden ipliğe muhtaç bir Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte sanayi tesisleri ile donatarak bugünlere getirdiğini görüyoruz.
Büyük Önderimiz Atatürk’ü “Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye liyakat kazanamaz” diyerek sanayiye büyük önem veren bir lider olduğunu görüyoruz.
Ne diyordu bu büyük insan Atatürk:
“Ekonomi demek, her şey demektir. Yaşamak için, mesut olmak için, insan varlığı için ne lâzımsa onların hepsi demektir. Ziraat demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, her şey demektir. Ben, ekonomik hayat denince ziraat, ticaret, sanayi faaliyetlerini ve bütün bayındırlık işlerini, birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir bütün sayarım. Bu vesile ile şunu da hatırlatmalıyım ki, bir millete bağımsız hüviyet ve kıymet veren siyasî varlık makinesinde, devlet, fikir ve ekonomik hayat mekanizmaları, birbirine bağlı ve birbirine tâbidirler; o kadar ki, bu cihazlar birbirine uyarak aynı ahenkte çalıştırılmazsa, hükûmet makinesinin motris kuvveti israf edilmiş olur, ondan beklenen tam verim elde edilemez. Onun içindir ki, bir milletin kültür seviyesi üç sahada, devlet, fikir ve ekonomi sahalarındaki faaliyet ve başarıları neticelerinin kazançlarıyla ölçülür.”
Bugün ülkemiz ne yazık ki pek çok üründe dışa bağımlı bir konumda. Keşke Atatürk’ün o 1930’lardaki yokluk içinde kurduğu sanayileşmeye o hızla devam edebilseydik.
Bugün Kırşehir olarak sanayileşemediysek, sanayi devleri olan Kayseri, Konya, Aksaray, Kırıkkale gibi illerin arasında mücadele veriyoruz hâlâ.
Komşumuz Nevşehir turizmin neredeyse yıl on iki ay başkenti konumunda.
Kırşehir Cumhuriyetin son yılları diyebileceğimiz bir zaman diliminde rahmetli büyük insan eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in temelini attığı PETLAS ile eski Başbakan Yıldırım Akbulut’un temelini attığı Ramazan Mirzaoğlu’nun tamamlatıp açılışını yaptığı Şeker Fabrikası dışında başka neyimiz var? Onlar da zaten özelleşip gitti.
Türkiye’de tarım devrini yapamayan Osmanlı’dan sonra sanayi devrimini de yaşamamış.
Cumhuriyette sadece dört önemli fabrika katılmış bunları araştırdığımızda görüyoruz ki Hereke İplik Dokuma, Feshane Yün İplik, Bakırköy Bez ve Beykoz Deri Fabrikası.
Cumhuriyetin ilanından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşlarının başlattığı, Türk Milletinin canıyla kanıyla desteklediği mücadele sonucu işgal altındaki Türkiye Cumhuriyeti kurtarılış yeni, genç, modern bir Cumhuriyet Devleti kurulmuş. Atatürk’ün emriyle Türkiye’nin dört bir yanında fabrikalar kurulmuş, iş imkânları yaratılmış. Cumhuriyetin ilanından Atatürk’ün vefatına kadar geçen sürede Türkiye Cumhuriyet’inde kurulan fabrikalar hangileriydi?
Yaptığımız araştırmalarda işte karşımıza çıkan fabrika ve tesisler:
• Ankara Fişek Fabrikası (1924)
• Gölcük Tersanesi (1924)
• Şakir Zümre Fabrikası (1925)
• Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
• Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
• Uşak Şeker Fabrikası (1926)
• Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
• Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
• Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
• Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928)
• Ankara Çimento Fabrikası (1928)
• Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
• İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
• Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
• Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930)
• Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931)
• Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
• Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
• Konya Ereğli Bez Fabrikası (1934)
• Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
• Bursa Süt Fabrikası (1934)
• İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934)
• İzmit Kağıt ve Kartın Fabrikası (1934)
• Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
• Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
• Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
• Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas Buğday Filoları (1934)
• Kayseri Bez Fabrikası (1934)
• Nazilli Basma Fabrikası (1935)
• Bursa Merinos Fabrikası (1935)
• Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935)
• Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)
• Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)
• Ankara Çubuk Barajı (1936)
• Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936)
• Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936)
• Malatya Sigara Fabrikası (1936)
• Bitlis Sigara Fabrikası (1936)
• Malatya Bez Fabrikası (1937)
• İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934)
• Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937)
• Divriği Demir Ocakları (1938)
• İzmir Klor Fabrikası (1938)
• Sivas Çimento Fabrikası (1938)
İlk Türk Uçağı NUD-36, Nuri Demirağ uçak fabrikasında üretildi.
Bu fabrikaların büyük bir bölümü devlet işletmesi idi. 1933-1939 arasında Türkiye’deki devlet işletmelerinin sayısı 36’dan 111’e çıkmış. Bütün bu fabrikalar ve diğer sanayi kuruluşları sayesinde Türkiye’de 1929-1938 arasında ağır sanayi üretimi % 152 artarken toplam sanayi üretimi % 80 artış göstermiş. Artış; kömürde % 100, kromda % 600, diğer madenlerde % 200 olurken, demir üretimi sıfırdan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmış. 1926’da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5.162 tondan 95.192 tona çıkmış. Kurulan fabrikaları bugünün koşullarıyla değil, o zamanın koşulları ile düşünün. Küllerinden doğmaya çalışan bir ülke, düşmanlarından yeni kurtulmuş, savaşlarla bitap hale düşmüş, düşmanlarının çok gerisinde kalmış bir ülke.
Yukarıda Atatürk’ün talimatı ile kurulan bu dev eserlerin tamamına yakını satıldı. Geri kalanları da ya satıldı, ya kapatıldı.
Ülke olarak sanayileşmeyi tarımı, hayvancılığı ve sanayiyi daha ileriye götüremeyince ne yazık ki dışarıya bağımlı hale geldik. Şimdi piyasada satılanların büyük çoğunluğu ithal mallar.
Bugün ülke olarak sap ve samandan tutun, hayvancılığa, gıdadan sanayiye kadar her şeyi ithal eder duruma geldik.
Ülkenin milyarları böylece dışarı akıyor.
Türkiye’de işsizlik, enflasyon, hayat pahalılığı, halkı her geçen gün biraz daha bataklığa sürüklüyor.
Allah ülkemizi ve insanları korusun demekten başka elimizden başka bir şey gelmiyor.
İşte Atatürk’ün Türkiye’sinin nereden nereye geldiğinin en güzel göstergesi bu olsa gerek.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .