Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Kırşehir kongresi öncesi

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Kırşehir kongresi öncesi

21.01.2016

Atatürkçü Düşünce Derneği, kısa adı ADD’nin olağan genel kurulu 24 Ocak Pazar günü yapılacak. Ben de bu genel kurula katılacağım ve bu davaya hizmet etmek için başkanlığa aday olacağım. Atatürkçü Düşünce Derneği 19 Mayıs 1989’da kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu olup, Türkiye genelinde ve yurt dışında birçok şubesi vardır. Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı gizli […]

Atatürkçü Düşünce Derneği, kısa adı ADD’nin olağan genel kurulu 24 Ocak Pazar günü yapılacak. Ben de bu genel kurula katılacağım ve bu davaya hizmet etmek için başkanlığa aday olacağım.
Atatürkçü Düşünce Derneği 19 Mayıs 1989’da kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu olup, Türkiye genelinde ve yurt dışında birçok şubesi vardır. Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı gizli ya da açık saldırıların yapıldığı, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ne kazandırdığı çağdaş kazanımların geriye doğru çevrilmek istendiği ve tüm bu çabalara karşın Atatürk ilke ve inkılaplarına sıkıca bağlanmış olan kişiler tarafından dernek kurulup yaşatılarak bu ilke ve inkılapların sonsuza kadar yaşatılması hedefi ve amacı ilen kurulan derneğin, Kırşehir’de daha aktif olmasında yarar gördüğüm için başkanlığa talip oldum.
Peki bu derneğin amacı nedir, ne yapıyor?
19 Mayıs 1989 Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919’un üzerinden tam 70 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.
Oysa Atatürk; sadece “bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker” değildir.
O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;
Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran;
Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan “nakil”e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , “akıl”a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;
Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;
Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak, yapay eşitsizlikleri kaldıran;
İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;
Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;
Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren;
Misak-ı Millî sınırları içinde “Türk’üm” diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;
Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar”ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;
Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan;
Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;
“Yurtta barış, Dünyada barış” ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden;
Dış politikada “Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma” ölçütünü ve “karşılıklılık kuralını” vazgeçilmez ilke yapan;
Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur.
Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, “Atatürkçü Düşünce Derneği”ni kurarak, O’nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır.
Ben de bir Atatürkçü olarak Kırşehir ADD’yi her ortamda en iyi şekilde temsil etmek için bu yola çıkıyorum..
Atatürkçü Düşünce’nin hayata daha aktif bir şekilde geçirilmesi ve mücadele düzeyi yüksek bir fikir neferi olarak aday olmuş bulunmaktayım. Öteden bu yana Mustafa Kemal Atatürk ve onun kurtuluş mücadelesine kilitlenen, cephe mücadelesi ile yaşanacak bir Türkiye’yi ve tüm ülkelerin kurtuluş mücadelesi döneminde örnek aldığı ulus olma bilincine ulaştıran atalarımıza karşı getirilen düşmanlaşma eğilimine karşı dur demek, mücadelesini; bilim, sanat, aydınlık ve fikir tartışmaları ile açığa çıkarmak için varız.
“Fikir ve gerçeği haklılığını yok etmeye dönük geliştirilen siyasal saldırılara karşı tutum göstermek, dün nasıl ki Mustafa Kemal Atatürk siyaseti yapanlara karşı dahi kazanmışsa burada Atatürkçü Düşüncenin sivil toplum noktasında mücadele gerçeği açıkça ortaya çıkmaktadır. Kuşatılmışlıklara karşı direnen bir dernek düşünün, kavramsal olarak ‘sevgi’ ve ‘’bir arada yaşam’ı esas almış ve onun bütün yaşamsal koşullarını yaratmış bir dernek. Psikolojik tepkimesini en küçük yaştan en yetişkine kadar, sosyal, kültürel, sanatsal ve tarihsel kurgularla geliştirilmiş, güçlü, kendine güvenen, bir arada durmanın başarısına yüzünü dönmüş ve manevi duygularını tırmanışa geçirmiş bireyler örgütlülüğünü kurmuş, harekete geçirmiş ve devamlılığını kılma haline koyulmuş bir dernek; böylesine yüce bir mücadeleye ulaşmış bir dernek eyleminde, ilkin önderlik krizi çözülmelidir. Bu gerçeğin çözümü için adayım.
Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin kaçınılmaz bir gerçeğidir. Bugün toplumuyla, siyasetiyle Ulu Öndere ne kadar saygı duyulmakta, onun geleceği kurgulayan fikir ve kaygılarını ne kadar sağlıklı ve kendimize yakışır şekilde yaşanılır kılmaktayız? Sorusuna yanıt aramak ve çözüm bulmak, bu körlüğü; eğitimler, sosyal hareketler, kültürel arayışlar, tarihsel irdelemeler ve örgütlülük halini bütün samimiyetiyle başarıya götürecek bir önderlik yönetimiyle giderebilmek, öteden bu yana Kırşehir’de muazzam bir durağanlık geçiren ve adeta tabela derneği görünümüne bürünen bu büyük düşünceyi hantallıktan kurtarmak için adayım.
Dünü yarını ve bugünüyle Türkiye’yi işleyecek, Mustafa Kemal’i anlatacak, bu aydınlığa kalbini adamış öğrenci kardeşlerimize burslar verecek, dernek içi eğitimler düzenleyecek, güç durumdaki çocuklarımıza, kardeşlerimize, gençlerimize, kadınlarımıza Anadolu’nun gerçeklerini yaşatacak bütün maddi ve manevi imkânları açacak, bu gün için değil, yarında devam eden bir hayatın olduğu ve onurlu kalınması gerektiğinin gerçeğini ortaya koymak gerekmektedir.
Bütün eleştirilerin ve katılımın demokratik bir ortamda sağlandığı herkesin yetiştiği, geliştiği ve böylesine yoğun bir derneğin yetiştirdiği bir birey örgütlenmesi modelini ortaya koymak gerekmektedir. Bu uğurda bu ülkenin tek soylu kalesi Kırşehir ADD’yi yeni bir ruhla katılımın bütün koridorlarına inmek, bireylerin böylesine umutlu bir mücadele biçimine dahil etmek, inanıyorum ki, bütün Atatürkçü insanları onure edecektir.
Ve bilinmeli ki, bu bugünün koşullarına inerek, Kemalist sentezi en iyi ve anlaşılır bir dil kullanmak, katılan bireyleri gerçeği ve örgütlenme gücü ile mümkündür. Böyle bir süreçle sevgiye yol açmak isteyenler ise sevginin, saygının ve demokratik birlikteliğin kavramını çok iyi bilmelidirler, ya sevginin devrimini yapmak üzere yola çıkmalılar, ya da Atatürk Türkiye’sinin varlığına sığınarak siyaset yapanlar bu düşüncen bir an evvel sıyırıp almalıdırlar.
Pazar yapılacak Kırşehir Kongresi’nin bu amaçla gerçekleşmesi diliyorum.



YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

R.A

Sayin bayim Atatürkün ilkeleriyle yetistirilen genclikmi kaldi ilkelerimi kaldi.Bahsettigin insanligin aci ve drematik izlerini Ortadogunun Islam agirlikli ülkelerinden Avrupanin en hücra köselerine ve hatda kutuplara,adini ve yerini dahi bilmedigi ülkelere köle olarak gönderilen ve onlarin izinde ayni yerlere bir lokma nevale icin gitmeye calisan genclikdenmi arayacaksin

22.01.2016, 7:05

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .