Aşık Mahzuni

Aşık Mahzuni

09.11.2015

Aşık Mahzuni (1939-19 Mayıs 2002) KIRŞEHİR tarih ve kültür şehri. Ozanlar diyarı, bozlaklar diyarı… Aşıkpaşaların, Hacı Bektaş-ı Velilerin, Ahi Evranların, Yunus Emrelerin diyarı Kırşehir… Bektaş-i Alevi edebiyatının Cumhuriyet dönemindeki en büyük adı Aşık Mahzuni Şerif’tir. Aşık Veysel’le aynı kaynaktan gelir. Aynı değerleri saza, söze dökmüşlerdir. Kaynak zenginliği, şiirlerindeki anlam zenginliğini yaratmıştır. Mahzuni yaşadığı dönem itibariyle […]

Aşık Mahzuni
(1939-19 Mayıs 2002)

KIRŞEHİR tarih ve kültür şehri. Ozanlar diyarı, bozlaklar diyarı…
Aşıkpaşaların, Hacı Bektaş-ı Velilerin, Ahi Evranların, Yunus Emrelerin diyarı Kırşehir…
Bektaş-i Alevi edebiyatının Cumhuriyet dönemindeki en büyük adı Aşık Mahzuni Şerif’tir. Aşık Veysel’le aynı kaynaktan gelir. Aynı değerleri saza, söze dökmüşlerdir. Kaynak zenginliği, şiirlerindeki anlam zenginliğini yaratmıştır. Mahzuni yaşadığı dönem itibariyle toplumsal depremlerle yoğrulmuştur. Bu bakımdan şiirleri amaca daha yakındır. Ona son yüzyılın Pir Sultan Abdal’ı diyebiliriz. Sevginin, direnmenin ozanıdır. Sözü ve sesiyle bir Anadolu buluşmasıdır, tüm insanlığın! Cumhuriyet’in değerlerini, aydınlanma devrimini sindirmiştir. Bunların gelişmesi, yayılması, toplumsallaşması için var gücüyle direnmiştir. Kavga vermiştir. Ama yıkmadan, incitmeden, tahrip etmeden. Ulus birliği, ulusal direnci kendine ilke edinmiştir. Milli kültür değerlerimiz, onun sözünde sazında ayağa kalkmıştır. Milliyetçilik sömürüsü yapmadan milliyetçi olmuştur. Kaynaştırıcı, özümleyici, yorumlayıcı, birleştirici bir milliyetçilik anlayışı vardır. Dini iyi bilir, özünü, sözünü din soyguncularına karşı siper etmiştir. Mahzuni’nin deyişleri, son yüzyılda yüz elli Anadolu aydınını, yazarını, sanatçısını katleden yobazlara karşı bir nötrön bombasıdır. Mahzuni’nin sesinde Türk kültürü şiirdir, türküdür, ağıttır, destandır. Kutup yıldızıdır. Bu bakımdan olmalı ki, herkes tarafından sevilir. Dinlenir, okunur, alkışlanır. Türkçeyi ve türküyü seven her insan, Mahzuni’den zevk alır. Yerine göre Çoruh’tur, yerine göre Kızılırmak, yerine göre Ağrı Dağı’dır. Erciyes’tir. Kaçkar’dır. Mahzuni’nin şiirlerinde Anadolu ırmakları, dağları, ovarları, yaylaları, dereleri, tepeleri…. insani bir öz kazanır.
Mahzuni kendini şöyle tanımlıyor :
“1960’lı yıllarda girdiğim ünlüler kervanından sonra eserlerime bakılarak bana çok tanımlar ithaf edildi. Memleketimde insan kesimlerince zaman zaman, alevi, sünni, devrimci, komünist, sosyal faşist, kürt, milliyetçi, ajan, din adamı, seyit, filozof…gibi. Bu atıfetlerin hiçbiri beni gerçek benliğimden ayıramadı.
Bir ozanın tarihi işlevi neyse öyle yapmam gerekliydi. Çünkü ben, özümde farklı insan köküne karşıyım : İNSANI TEK ASALET BİLDİM.
Halk ozanlığı geleneği, asla ve asla yardakçılığı, ikiyüzlülüğü kabul etmez. Bu yapı, ozanın dik kafalı birisi olduğunun tanımı da değildir. Hurafelerin kanatları altına sığınmış babalıklar, hızırlıklar, analıklar beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Özellikle de muska, fal, müneccimlik, medyumluk, sihirbazlık gibi olağandışı heveslere inanmıyorum. Müsbet ilmin bütün ulemasına : tıp bilimcilerine, antropologlara, fikir ve sanat adamlarına, eğitimcilere ve aynı bilim ışığı altında ter döken bütün emekçilere hayranım…”
Bu söz, saz, ses ustasının birkaç şiiri öyle zannediyorum ki okuyan kuşaklara kutup yıldızı olacaktır :
Mahzuni, sözde, seste, sazda, devrim yapmıştır. Hiçbir ekole benzemez. Taklite gelmez, o kadar özgündür. Ağlayışı, gülüşü bile özgündür. Kimse onun gibi kederlenemez. Keder Mahzuni’de ilahileşir. İlahlaşır. Kederi de “nev-i şahsına” mahsustur. Hele ses’i, hele saz’ı, hele söz’ü : Mahzuni’ de odaklaşan edebiyat, kültür-dil, söz ve saz başka bir yapıyı oluşturur. Ondan Pir Sultan’lar, Yunus’lar, Köroğlu’lar, Dadaloğlu, Aşık Veysel, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, özgün çoğulcu alaşımlara ulaşır. Türk Anadolu düşüncesi, Türklük dünyası bozulmaz, eskimez kültür hamuruna ulaşır.
Milli kültür hazinesi, milli duruş, milli deyiş, milli haysiyet, laik ve demokratik atmosfer Mahzuni’de zirve yapar. O’nun kökeni, inancı, mezhebi, soyu-sopu, dini, imanı ne olursa olsun bütün insanlık bağrına basar. Hristiyan, Yahudi, Müslüman, Budist, Şamanist, Ateist !…
Sadece kara yobazlık ve ırkçılık Mazhuni’nin defterine yazılmaz. O, hür inancın, hür dünyanın ozanıdır. Bu nedenle, yatar Hacıbektaş toprağında. Burada ölümsüz, devrimci, Türk Milleti’nin sarsılmaz önderi, aklın ve bilimin kılavuzluğunda evrenle buluşan Mustafa Kemal Atatürk düşüncesiyle buluşur. Öncü Kartalı, orada bir kez daha tanır.
Mahzuni’nin “Yuh” çekmesinde bile asalet ve özgünlük vardır :
“Ben hoca değilim muska yazmadım,
Ben hacı değilim arap gezmedim,
Kuvvetliyi sevip zayıf ezmedim,
Namussuza boyun büktüm ise Yuh !
Bu kadar Milletin hakkın alanlar,
Onları kandırıp zevke dalanlar,
Diplomayla olmaz hakim olanlar,
Suçsuzun başına çöktüm ise Yuh !
Mahzuni’nin şiiri Anadolu insanının yüreğini dağlar, ruhunu okşar. Zaman zaman gizemci bir anlama bürünür.
Mevlam gör diyerek iki göz vermiş
Bilmem ağlasam mı, ağlamasam mı…
Dura dura bir sel oldum erenler
Bilmem çağlasam mı çağlamasam mı…
Milletin sırtından doyan doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem mi…
Ey Mahzuni Şerif dindir acını
Bazen acılardan al ilacını
Pir Sultanlar gibi dar ağacını
Bilmem boylasam mı, boylamasam mı…
Çeşmi Siyahım şiirinden bu gizemci yaklaşımı daha yakından görürüz.
İşte gidiyorum çeşmiş siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir, servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet sıralansa da
Bağlandım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline
Bakmadın Mahzuni’nin berbat haline
Mervan’ın elinden paralansa da.
( Anadolu’yu kucaklayan Ozan’a. İhsan Akdaş, Ankara 2006 )
Mahzuni, günümüzün sorumsuz, madrabaz, yiyici, talancı insan tipini dile getirir :
Hele şu aynaya bak yüzün yüze benzer mi
Ta sabahtan uyumuş gözün göze benzer mi
Vay o boyun devrilsin özün öze benzer mi ?
Adam olamadın gitti zevzek
Beni bilemedin gitti zevzek
Yürü be yürü be insan değilsin
Kendini bilmeyen Hakk’ı ne bilsin
Kendini bilmeyen Hakk’ı ne bilsin
Aşık Mahzuni, saz ve söz edebiyatımızın kendine özgü ekolü olan, her zaman yaşama şansını yakalamış şairlerimizdendir.. O, hem sözüyle hem de sazıyla düşünürdü ! Fikir üreten, milleti aydınlatan düşünen saz, ona özgüydü !

Ekim-2015



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .