Asansör

Asansör

09.05.2015

Kırşehir ilinde asansör sorunu yaşamayan bina var mı ki? Sanırım yoktur. Bir çok asansörün teknolojisi eski zira. İnternette yaptığım gezintide adamların göğe merdiven kurma çalışmasını okudum ve sizde görün dedim. “Yıldızlara Uzanan Asansör Japon bilim insanları daha önce de robot hizmetçilerden suyla çalışan otomobillere kadar, tasarladıkları çeşitli ürünlerle bilim kurguyu gerçeğe dönüştürmeye çalışmışlardı. Bu kez […]

Kırşehir ilinde asansör sorunu yaşamayan bina var mı ki? Sanırım yoktur. Bir çok asansörün teknolojisi eski zira. İnternette yaptığım gezintide adamların göğe merdiven kurma çalışmasını okudum ve sizde görün dedim.
“Yıldızlara Uzanan Asansör
Japon bilim insanları daha önce de robot hizmetçilerden suyla çalışan otomobillere kadar, tasarladıkları çeşitli ürünlerle bilim kurguyu gerçeğe dönüştürmeye çalışmışlardı. Bu kez amaçları birçok kişinin rüyası olan uzay asansörünü yapmak. Japon üniversiteleri ve şirketleri yerden 36.000 km öteye bir yolculuk yapabilecek uzay asansörünün yapımına yoğunlaşmış durumdalar. Düşünülen asansör atmosferin dışında Dünya’yla aynı hızda ve yönde yol alan bir uyduya ulaşacak. Asansör, bu uyduya daha önce hiç üretilmemiş hafiflik ve sağlamlıkta kablolar ile ulaşacak. Uzay asansörü sayesinde atmosferin dışına çıkarılmak istenen yükler, daha az enerjiyle gönderilebilecek. Bu yük insan, güneş paneli ya da elektronik bir aygıt olabilir.
NASA dâhil birçok uzay kuruluşu ve şirketi gözünü uzay asansörü projelerine çevirmiş durumda. Gereken parçaları üretmek için bazı şirketler çalışmalarına hız veriyor. NASA projeyle ilgili kullanışlı tasarımları ödüllendiriyor. Bu yıl yaşama veda eden unlu yazar Arthur C. Clarke (Artur Si Kark)’ın Cennetin Çeşmeleri (The Fountains of Paradise) (Dı Fauntıns of Perıdays) adlı bilim kurgu romanında ilk kez ortaya attığı bu düşünce, geniş bir düş gücünün ürünü ama gerçekleşmesi durumunda Dünya’daki yaşamı değiştirecek nitelikte. Aslında uzay asansörü fizik yasalarına hiç de ters düşmüyor. Ancak yaşama geçirilmesi, bazı karışık mühendislik problemlerinin çözülmesine bağlı. Japonya bu problemleri aşabileceğine inanıyor ve bu iş için bir trilyon yenlik (13,5 milyar TL) bir maliyet tahmininde bulunuyor.
Aşılması gereken en büyük engel, istenen nitelikte kabloların üretimi. Asansörü 36.000 km yukarı taşımak için bunun iki katı uzun, tek parça bir kablo gerekiyor. Kablonun olağanüstü derecede hafif ve çok dayanıklı olması gerekiyor. Japon Uzay Asansörü Kurumu’nun yöneticisi, Nihon Üniversitesi’nden Yoshio Aoki (Yoşio Akoi), kabloların şu an üretilen en sağlam kablodan dört kat daha sağlam olması gerektiğini söylüyor. Cambridge (Kembiric) Üniversitesinde yapılan çalışmalar sonucunda karbon nanotüplerin dayanıklılığında son beş yılda 100 kata yakın artış kaydedildi. Asansörün elektriğinin sağlanmasında Japon hızlı trenlerinde kullanılan sisteme benzer bir sistem kullanılabileceğini söyleyen Aoki, iyi iletken olan karbon nanotüplerin elektriği motorlara taşıyabileceğini belirtiyor.Sinan ERDEM”
Okudunuz Sinan Erdem’in yazısını. Elin adamı gökdelenlere en hızlısını yapar ve yerleştirir. Bir başkası yerden kırk bin metre yükseğe göğe merdiven kurmaya çalışır, sihirli fasulye hikayesindeki gibi. Peki bizim bu halimiz ne olacak? En son teknoloji ürünü de olsa, biz mutlaka bir yolunu bulup edip kendimize uygununu beceriyoruz Başımızda beladan kurtulmuyor.
Üç yıl önce yapılan apartmanımızın asansörüne çok güveniyorduk. Zira yüklenici müteahhitlik firması Ankara’dan bir şirket ile anlaşıp kurdurmuştu bina asansörümüzü. Daha sonra bakım ve onarım için anlaşma yaptığımız asansör firması TSE yi davet etti, parasını biz yatırdık. TSE’nin bulduğu eksikleri hemen yaptırdık. İki ay içinde çağırıp tekrar inceletme yaptıramadığımız için bir kez daha ücretini yatırıp inceleme yaptırdık asansörümüzü. Sarı etiket kazandık. Ancak sarı etiketi bir kez daha alabilirmişiz. Sonradan tekrar kırmızı etiket vereceklermiş. Sebebini sorduk araştırdık. Meğer asansör boşluğunda kabin ile duvar arasına yerleştirilmesi gereken bir asansör sacı varmış. O sac işçi güvenliği açısından gerekliymiş. Aslında çalışmasına bir mani yokmuş. Araştırmalarımız sonucunda bu iş riskini görüp kabul edip riski kabul edecek bir firma arıyoruz o firma Kırşehir’de yok. Risk alacak firmayı bulup, riski kabul ettire bilirsek ücret karşılığı asansörümüze yeşil etiket verilecek ve güvenli bir asansör olduğu herkes tarafından kabul görecek. Son model asansörümüzün hali bu işte.
Peki bu neden böyle oluyor? Sorumlusu kim bu işlerin diye araştırdık. Meğerse yerel yönetimlerin belediyelerin inisiyatifindeymiş, asansörün kabulü. Müteahhitte, asansörcüde biraz masum, siyaseten. Belediyeler zorunlu tutup  TSE’nin tüm koşullarına uygun asansör istemesi gerekirken, asansörün sadece boyuna posuna bakıp evet mührünü basıyorlar anlayacağınız. Peki TSE standartlarını tam olarak bilen ve inceleyecek teknik ekipler mevcut mu belediyelerde? Onu da bilemiyoruz. Böyle teknik ekipleri varda asansör ve inşaat şirketlerine eksiklerine rağmen onay veriyorlarsa suç işliyorlar. Yok böyle teknik ekip kurmuyorlarsa yine suç işliyorlar. Zaten bizde belediyecilik önce park ve kaldırımları söküp yenisini yapmak olarak anlaşılıyor. Teknik konular bizi bozar. Varsa bir arıza sonradan düzeltilir. Yırtılan tüfekçi Bekir’in yakası. İşte hali pür melalimiz. Ülkeyi de böyle yönetiyoruz işte…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .