Almanya Parlamentosunda Kabul Edilen Ermeni Fıstırımı

Almanya Parlamentosunda Kabul Edilen Ermeni Fıstırımı

08.06.2016

Bir Kırşehirli olarak yıllarca Avrupa’da kaldım. Oralarla çalıştım, emekli oldum. Bugün Kırşehir’de memleketimdeyim. Ama bir ayağım hala oralarda. Yılın 3-5, hatta 6 ayını oralarda geçiriyorum. Bazen Avrupa ile Türkiye’yi, oralardaki şehirlerle Kırşehirimi kıyasladığım da ne kadar önemli unsurlar olduğunu bir kere daha anlıyorum. Türkiye’nin dış politikada başarısız olduğu ve Alman parlamentosunda Ermeni katliamı önergesi kabulü […]

Bir Kırşehirli olarak yıllarca Avrupa’da kaldım. Oralarla çalıştım, emekli oldum. Bugün Kırşehir’de memleketimdeyim. Ama bir ayağım hala oralarda. Yılın 3-5, hatta 6 ayını oralarda geçiriyorum.
Bazen Avrupa ile Türkiye’yi, oralardaki şehirlerle Kırşehirimi kıyasladığım da ne kadar önemli unsurlar olduğunu bir kere daha anlıyorum.
Türkiye’nin dış politikada başarısız olduğu ve Alman parlamentosunda Ermeni katliamı önergesi kabulü oylamasında, kimin dost kimin düşman olduğu bir kere daha gözümüze sokuldu.
Adama göre iş değil de, işe göre adam yerleştirmenin ne kadar önemli olduğunu bir türlü anlayamadı, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri. Yurt dışında çalışan işçiler yıllardır bu sistemin, yani konsoloslukların yetersiz, başarısız ve sorumsuz kimselerle doldurulduğunu düşünür, sadece döviz getiren bir kurum olarak görülmesinin yanlışlıklarını telafide bir gayret çaba harcanmadığını yıllardır yazan çizen fakat düzelemediğini bizzat bilen kimseyim. Çünkü benim 45 yılım bu kurumlarla irtibatlarımda bilirim.
Yurt dışında nevale peşinde koşan, emektar ve vefakâr gurbetçiler bu kurumlardan pek çok şikâyetçi olmuşlar ama nafile, adamı olan ve iltimasla sefaretlerde iş başına getirilen elemanların, gittiği ülkelerde başarısız olduklarının bir örneğini yine yaşadık.
Türk konsolosluklarının kapılarında sıraya giren ve her gün pek çok nahoş olayların yaşandığını gören Almanlar, devletinin vatandaşına ne kadar değer verdiğini düşünüyor olmalı. Hükümet yetkililerinin ne kadar da “bu karar bizim için yetersiz” dese de, Alman parlamentosunda alınan bu karar bazı ülkeler tarafında örnek teşkil edecektir.
631 temsilcinin içerisinde 10 tane Türk kökenli (güya) milletvekillerinin hepsi de evet oyu kullandılar, biri hariç oda cesaretli bir Alman kadın milletvekili. On tane milletvekilinin ne kadar Türk kökenli olmaları da tartışılacak ayrı bir konu.
Bu tasarının oylanacağı gün aylar önce belli olmasına rağmen hiç bir önleyici teşebbüse geçilmeyişi ayrı bir gaflet. İlticacıların geri kabul anlaşması neden bu oylamadan sonraya bırakılmadı, onu da anlamak mümkün değil. Artık bundan sonra anlaşmalara sadık kalmamak ve ben şöyle yaparım, yahut “biz bu tasarıyı tanımayız” demek pek kabul görmez.
Türkiye dünyada yalnız yaşayan bir ülke değildir. İkili anlaşmaların tek taraflı iptal edilmesi öyle söylendiği gibi kolay da olmaz ve zamanla sıkıntı yaratır.
Olan oldu, peki bundan sonra ne yapmalı ve nasıl hareket etmeli.
Umarım hükümetin önlem planları hazırlanmıştır. Bu konu yine Doğu Perinçek’e havale edilse iyi olur.
Kırşehir’de konuştuğum pek çok kişinin sorusu, bu “Türk kökenliyim” diyen Alman parlamentosunda görev yapan, sözüm ona “Çakma Türkler” in vatandaşlıkları devam edecek mi? Bence etmemeli ve kararlar en kısa zamanda alınmalı, savsaklamak olayı ekşitir.
Bahsedilen katliam olayına gelince, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordularına eğitim veren ve hatta kumanda eden generaller kimdi?
Enver ve Talat Paşa’yı şantajla kullanan devletler var mıydı?
Arşivlerde bunlar yazılıdır neden bir Alman gazeteci veya tarihçi çağrılıp bunlar açıklanmadı?
Neden Rusya’nın arşivleri taranmadı?
Taranamaz çünkü bunlar uzmanlık işidir. Yetkisiz ve yeteneksiz kimseleri konsolosluklara doldurursan neticelerine de razı olacaksın.
Şantajcı Almanlar ve Avrupalılar hep fırsatçıdır, eğer boyun eğersen tepene çullanırlar, fakat tepki gösterir. Karşı gelirsen hemencecik geri adım atarlar.
Atarlar da bu olayı temcit pilavı gibi her çıkarları konusu olunca hemencecik önüne sürerler.
Avrupa birliği ilişkilerine gelince. Bizim yetkili ve etkili devlet adamları şunu iyi bilmeliler ki, Türkiye´yi hiç bir zaman aralarına almazlar. Nedenini defalarca yazdım ve ben bunu en yetkili ağızların çok yakınında duydum.
Ayrıca şunu da hatırlatayım, birçok politikacıların yanında Türkiye aleyhtarı örgüt elamanları görev yapar ve de yapıyor. Türkiye aleyhine çalışan bütün örgütleri, Avrupa ülkelerinin hepsi destekler ve korur. Türkiye hakkında alınan kararların çoğunda bunların çok etkisi vardır.
Çok önemli ve başka bir konuda, dini propaganda amaçlı ve yetkisiz ve bilgisiz kimselerin, düzme camilerde ve hatta bunların, hükümetin din işleriyle görevli dairelerinin organize ettiğini yayarak yanlış ve tepki gösterebilecek faaliyetlerde bulunması.
Bu propaganda sakin hayat yaşayan ve kimsenin işine karışmamayı adet edinmiş Almanları çok rahatsız ediyor. Bu konu yanlış anlaşılmasın bunu pek çok sefer duydum. Adamların kendi dinine hayrı yok birde adeta baskı uygular gibi davranışlar adamları rahatsız ediyor.
Bu durumlar partilerin alt yapılarından, üst yöneticilere iletildiğini bizzat biliyorum. Kayıtlı olduğum partinin alt yapısında buna benzer bir raporu bizzat okudum. Adamlar kendi aralarında otuz yıl savaşlarını mezhep ve din savaşları olarak bilirler, toplum içerisindeki hasarları, bazı müzelerde parasız olarak gezip görüyorlar.
Giyim, kuşam ve yaşam şartları ve kasaba zihniyeti, ağlama duvarı gibi iki toplum arasına örülüyor. Bazı faaliyetlerin kasıtlı olduğunu, belki Avrupa ülkelerinin de katkısı olduğunu düşünenlerdenim. Ama kesin olarak bizleri ayrıştıran ve dışlayan bir faaliyet var.
İngiltere’nin birliğe girip girmemesi için yapılacak referandum, çok önemli. Dünyayı adeta arı kovanı gibi karıştıran İngiltere halkının AB topluluğunda Türkleri istemediği ve hayır diyeceği bekleniyor. Türkiye için çok önemli ve aynı zamanda düşündürücüdür. Yetkililer bunun nedenini araştırır diye ümit ediyoruz…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .