AKP’DE KAZANIN DİBİ…

AKP’DE KAZANIN DİBİ…

24.03.2015

Adnan Yılmaz Öyle ya da böyle derin hizipleşmeler ve eski partililerin kendilerini “ötelenmiş” görmelerin yarattığı “kırgın hava”, 2 bin kişilik Aşıkpaşa Kapalı Spor Salonu’nun türbinlerindeki bomboş koltuklarda izlenir ve görülebilir olmuştu. AKP’nin 2015 Milletvekili listesi içerden kurgulanan ve yoluna devam eden “tek merkez”li ve seçici bir seyir mi izleyecek, yoksa bu “tek seçicilik” üzerinde, “daralmamak” […]

Adnan Yılmaz

Öyle ya da böyle derin hizipleşmeler ve eski partililerin kendilerini “ötelenmiş” görmelerin yarattığı “kırgın hava”, 2 bin kişilik Aşıkpaşa Kapalı Spor Salonu’nun türbinlerindeki bomboş koltuklarda izlenir ve görülebilir olmuştu. AKP’nin 2015 Milletvekili listesi içerden kurgulanan ve yoluna devam eden “tek merkez”li ve seçici bir seyir mi izleyecek, yoksa bu “tek seçicilik” üzerinde, “daralmamak” adına bazı revizyonlar mı yapılacak? Hep birlikte göreceğiz. 2011 de il genelinde yüzde 50.78’lerden 2014’de yüzde 40’a kadar 11 puan gerileyen AKP’nin, 2015 Haziran’ında da, devam edecek olan inişi, hiç de sürpriz olmayacak.

648 parti delegesi, toplam 17 milletvekili aday adayından temayül yoklamasına alınan 11 aday adayı için oy kullandığı düşünüldüğünde üstelik de bu rakamların çevresini de düşünürseniz 2 bin kişilik boş bir salon, kimleri nasıl düşündürmezdi ki?

AKP, 6 Haziran 2015 tarihinde yapılacak Milletvekili seçimleri için AKP, Kırşehir delegesinin temayülünü belirleyecek yoklamayı yaptı.

Her ne kadar “Osmanlıca” oynuyorlarsa da, “Arapça” kökenli bir kelimeyi sanki özenle seçmişler gibi… Bir tarafa eğilme, meyletme, bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma manası taşıyan “Temayül”,  “Yoklama” ile birleşince “Temayül Yoklaması” olur ki,  “eğilimin, kimden ya da kimlerden yana olduğu tespitidir.

Yerini korumaya çalışan bürokratlar haricinde az sayıdaki partili… Heyecan yok.

günlerden Pazar…  Yer Aşıkpaşa Spor Salonu ve AKP temayül yoklaması.

Salon tribünleri boş, dışarıda gelmesi gözlenen delegeleri bekleyen aday adayları ve onlara yakın eş-dost, akraba ve ola ki milletvekili olursa diye yakın görünmek isteyen azınlık. Temayül açılış konuşmasını elliyi geçmeyen bir kalabalık dinliyor gibi yapıyor. Arada siyasete yakın görünmek için yerini korumaya çalışan ve dolaşan bürokratlar haricinde az sayıdaki partili…

Heyecan yok. İktidar partisinin değil de, barajı aşamayan bir partinin ön seçimi yapılıyor havası hâkim…

Boş bir salonda İki grup görülüyor. ikisi de aynı arkadaş gurubunun görüntüsüyle besleniyor.  Bunlardan biri Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci ve ekibi diğeri ise Kırşehirlinin bilmediği ama Bahçecinin getirdiği ve bir anda basında nüfuzunu da devreye sokarak bir anda “Kırşehir’in abisi “olarak lanse ettiği Saim Öztürk.

Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin İl Başkanı, Merkez İlçe Başkanı, Kadın ve Gençlik Kolları Başkanları, Mucur, Çiçekdağı, Kaman, Akpınar ve Boztepe ilçe Başkanlarını yanına alarak salonda hâkimiyet gösterisi yapması, temayül yoklamasında delegelerin tercihini belirlemesi için bir işaret verici tutum olarak göründü.

Önceki seçimleri aday belirlenme heyecanını kaybetmiş,  defalarca aday adaylarınca kapıları çalınan ve ayıp olmasın diye zoraki salona gelen delegelerin “ancak olursa bir vekil olur ikincisi mümkün değil ”fısıltıları” bile, bir ciddi “farkındalığın” işareti 648 parti delegesi, toplam 17 milletvekili aday adayından temayül yoklamasına alınan 11 aday adayı için oy kullandığı düşünüldüğünde bu rakamların çevresini de dâhil etseniz boş bir salon kimleri nasıl düşündürmezdi ki?

“Kırşehir’de; İli, ilçesi, Kadın ve Gençlik Kolları ile AKP, benden sorulur”  algısı yaratan Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci bu salonda “teşkilatı kendinin belirlediğini ve tüm iplerin kendinde olduğunu” ima ederken kim bilir gözünün takıldığı boş koltukların kaygısını da taşıyordu.

2002, 2007, 2011  ‘Teşkilat Temayül Yoklamalarının hepsinde oy torbaları Ankara’ya, gönderildi, hiç biri dönmedi. Ne 2002’de, ne 2007’de, ne de 2011’de ‘Teşkilat Temayül Yoklamalarının akıbetini bilen yok.

Temayüllerin bile sırf teşkilatların gazını almak için yapıldığı da saklanır bir durum olmaktan çıktı… Bu yıl AKP İl ve Merkez İlçe Kongrelerinde birçok aday çıkmasına rağmen mecburi “tek Aday’a indirilerek sandık konması ve adının da “demokratik kongre” konması, zaten bu partide politika yapmak ya da yanlış gördüğü işleri değişik seçeneklerle düzeltmek isteyenlerin şevkini tümden kırdı.

SÜLEYMAN SOYLU ROLÜ…

“AKP” ve de eski “Doğru Yol” çevrelerinde dillendirilen bir durumda, eski DYP’li Saim Öztürk üzerinden yine eski DYP Genel Başkanı olan şimdiki teşkilatlardan sorumlu Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ’ya uzanan bir ilişki düzleminin varlığı idi..

Gerek Saim Öztürk’ü, gerekse Süleyman Soylu’yu kendi parti çevrelerinden tanıyan Eski “Doğru Yol’cuların bildikleri AKP çevrelerinde çoktan yayılmaya başlamıştı.

Bu iddialara göre, Bahçeci Kırşehir’de teşkilat işlerini Süleyman Soylu vasıtasıyla ve Milletvekili Abdullah Çalışkan’ın muhalefetine rağmen bu kanalı kullanarak çekip çevirmişti.

Nitekim diğer aday adaylarından farklı olarak, “İl Başkanımız İl ve İlçe Teşkilatlarımız ve Belediye Başkanlarımızla uyum içerisinde çalışarak faaliyette bulunacağıma söz veriyorum”  diyerek üstüne basa basa çıkıp gelmişti İstanbul’dan Şafak Hastaneleri’nin sahibi Saim Öztürk…

“İstanbul’dan seçilme şansım garantiydi. Ama kan toprağa düşer. Memleketime hizmet için Kırşehir’i tercih ettim” derken 2011 yılında da AKP’ İstanbul’dan adayı adayı başvurusu yaptığı ve listeye giremediği de açıktan yazılır olmuştu.

Çetinkaya yönüyle hesapta oynama olursa, olay zaptı; “Sürpriz başkaca abilerin aday adayı çıkışları” nedeniyle “yol kazası” şeklinde yazılacağa benziyor.

Öte yandan kendisini alıp siyasete sokan Mikail Aslan’a rağmen, “3 karpuzu bir koltukta” nasıl tutacağı tam bir muamma olmaya devam ededursun, Bahçeci’nin yakın çevresine Saim Öztürk’ü ve Salih Çetinkaya’yı gösterirken “Mikail Beyde sürpriz çıktı” diyerek Salih Çetinkaya ile “ekip” görüntüsünü de gidebildiği yere kadar götürme eğiliminde. Ve Çetinkaya yönüyle hesapta oynama olursa, olay zaptı  “sürpriz başkaca “abilerin aday adayı çıkışları nedeniyle yol kazası” şeklinde yazılacağa benziyor.

Bir yandan, “Bahçeci’nin sözü geçerse, Saim Öztürk ile Salih Çetinkaya’yı tercih edeceği” yayılırken diğer yanda bunu çürütecek bir başka gelişmeye dikkat çekiliyor. Bu gelişme ki;  Bahçeci için, başlangıçta aklından geçen Belediye Başkanlığı adaylığından “feragat” edip birlikte “ekip” görüntüsü veren Çetinkaya’ya rağmen İstanbul’dan aday adayı transferi iddiaları…

MİKAİL ASLAN “MEMUR MİLLETVEKİLİ ”KALIBINA SIĞMAZ…

Yaşar Bahçeci adını Kırşehirliler “Milletvekili Mikail Aslan’ın danışmanı “olarak duydu ilk defa… Sonrasında Mikail Aslan siyaseten en güçlü döneminde “işte benim il başkanı adayım ”diyerek ve rest atarak, hatta birçok kesimi karşıya alarak seçtirdi Bahçeli’yi… Sonrasında Belediye Başkanlığı seçimlerinde de arkasında durdu ve çok emeği var…

Adını, döneminde yapılmış ve sonrasında yüzükoyun bırakılmış önemli projelerle duyuran ve aday adaylığı açıklamasında bile Kırşehir’de bu partiye tutkal olmuş kesimlerle gövde gösterine dönüşen Mikail Aslan için,  “gittin köprülerin altından çok sular geçti. Bu evcilik oyununun içine seni almazlar Aslan’ım ”yollu bir ak sakallı eski partilinin serzenişi sözün bittiği durum gibiydi.

Gerçekten de Mikail Aslan’dan sonra köprülerin altından çok sular akmıştı.

Bugün Mikail Aslan çevresinin tüm kaygısı gelinen böylesine arkadaş gurubuyla örülmüş bir örgütlü yapının içinde “derin stratejilerin adamı Mikail Aslan’ın hareket kabiliyetine fırsat sunulmayacağı…

“Memur Milletvekilliği “yapmaya doğası bile yabancı olan ve hatta Kırşehir’e kazandırılan 300 yataklı Hastane’nin faaliyete geçmesi ile boşalan eski Devlet Hastanesi binasına Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne devrinin sağlanması konusunda AKP’nin değişik merkezlerinden gelen TOKİ’ye verilmesi tekliflerine karşı Mikail Aslan’ın, “Hastanenin yerini TOKİ’ye vermemek için gerekirse dozerlerin önüne yatarım, ben Kırşehirlinin vekiliyim, bakanlık sözcüsü değilim” şeklindeki tepkilerini hatırlatan çevreler ;“bu gün teşkilatların ve bürokrasisinin kaderinin tek merkeze dizayn edildiği bir durumda Mikail Aslan’ın karşıya da alınmadan kenara çekme hesaplarına tabi tutulacağı varsayımları hiçte yabana atılmayacak bir tespit…

BU İŞLERİN BAHÇECİ’YE “ÇEREZ” GİBİ GELDİĞİ KONUŞULUYOR…

Genel merkeze ve Genel Başkana yakınlığı ile bilinen Milletvekili Abdullah Çalışkan’a rağmen tarafını belli etmekten ve teşkilat seçimlerine müdahale etmekten çekinmeyen Bahçeci’nin, öncelikle merkez ilçe başkanlığına iki dönem belediye meclis üyeliğine getirdiği Mehmet Şahin’i tek aday olarak sundurup getirirken yönetimi tamamen kendine yakın kişilerden oluşturduğu hatırlatılıyor.

Diğer ilçe başkanlıklarına ise Abdullah Çalışkan’a muhalif kişileri ve dönemin il başkanı Salih Çetinkaya’yı da yanına alarak kendisinin belirlediğine özellikle dikkat çekiliyor.

Dahası sıra il başkalığına geldiğinde ise, kendine yakın olanlar dâhil AKP içerisindeki usta siyasetçileri de yanıltacak bir manevrayla, farklı isimlere destek veriyor görüntüsü içinde, son anda liseden beri arkadaşı olan Mustafa Kendirli’yi, adı “kongre ”olan ama “tek aday” la tartışmasız İl Başkanı olmasını sağladığı hususuna vurgu yapılıyor…

Daha da ileri hamlelerle, İl yönetimini de, AKP’lilerin deyimi ile tamamen “Yaşarcılar”dan oluşturduğu sonrasında ise Kadın ve gençlik kollarının başkan ve yönetimleri belirlemeninse artık kendisine  “çerez” gibi geldiği konuşuluyor.

Ahi Evran Üniversitesi rektörlük seçimlerine bile bir şekilde el atarak Elazığ Kökenli Prof.Dr. Abdülvahap Yiğit’in aday olarak gelmesini teşvik ettiği iddiaları bir yana, Bu rektör adayının kendisini ziyaretinde alenen “Bu tür yarışlarda mevcut iktidarın desteğini almak önemli. Sizin bu kutlu görev için Ankara’nın desteğini almanız önemli ”şeklindeki konuşması rektörlük seçimleri oy kullanacak bilim çevrelerinde ciddi tepkiler aldı. Dahası kendisinin destekleyerek AKP Kadın Kolları Başkanlığına getirmesini sağladığı bu ismin attığı bir Twit’te, bu rektör adayını işaret eden bir” tanıtım reklam içerikli” paylaşımda bulunması da Bahçeci ekibinin, bir tercih işareti olarak görüldü.

SAİM ÖZTÜRK BELEDİYE BAŞKANINI ÜZMEYECEK BİR İSİM, AMA TUTMAYACAK GİBİ…

Daha da başkaca iddialara göre Saim Öztürk liste başı olup seçilse bile işleri nedeniyle Kırşehir’e gelmeyeceği böylece Kırşehir içinde bürokrasi atamalarından tutunda teşkilat işlerine kadar Belediye Başkanını “üzmeyeceği” ve bu nedenle tercih edildiği…

Ancak Bahçeli’nin bu hesabının Kendisi ile Saim Öztürk ilişki düzleminin Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ’ya kadar uzanan boyutlarının Milletvekili Abdullah Çalışkan tarafından tamda AKP içinde Soylu ‘ya karşı gelişen tepkilerin ve baypas olaylarının doruğuna çıktığı bu günlerde rapor edilerek sunulduğu ve dikkatle incelendiği söyleniyor.

Bundan sonra ki: Abdullah Çalışkan ‘ın;Yaşar Bahçeci’nin getirttiği ve aday adayı yaptığı konuşulan  Saim Öztürk’le ilgili  Genel Merkeze kaygı dolu bir bilgilendirmesi sonucu  “Saim 1. sıra Mikail Arslan 2. sıra” şeklinde ısrarcı görüş bildiren Yaşar Bahçeci’ye, “Saim Öztürk yerine başka isim önermesinin olup olmadığı” nın sorulduğu sızdı kulislere…

Mikail Aslan’ın liste başı olmasına “o zaman bir çıkartırız ikiyi unutalım. Mikail Bey iki olmalı ve sürüklemeli “şeklinde ısrarla karşı çıktığı, eski İl Başkanı Salih Çetinkaya durumunu ise “anketlerde ve temayülde zayıf çıktı ”diyerek izah ettiği söyleniyor.

Saim Öztürk’ üzerindeki ısrarının kendisini yıprattığı bildirilen Yaşar Bahçeci’nin Süleyman Soylu aracılığıyla eski yaptırım gücünün kalmadığına, zira soylu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Partinin Eski ağır topları arasında iplerin koptuğuna işaret

“MEMUR MİLLETVEKİLİ” ABDULLAH ÇALIŞKAN…

Mikail Aslan gibi güçlü ve vazgeçilmez görünen bir isim varken tabir yerinde ise esamesi bile okunmayan, şans verilmeyen “Memur Milletvekili” Abdullah Çalışkan’ın yapmış olduğu sürpriz ile herkesin şaşıp kaldığı 2011 seçimi öncesi sürecin bir tekrarı yeniden yaşanır mı?   Bu da ayrı nokta. Zira Son zamanlarda bırakın ülkeyi, iktidar partisi yönetiminde bile yönetim zafiyetlerin ortaya çıktığı, partinin “Genel Başkan” mı, yoksa henüz yürürlüğe girmemiş ve yasalaşmamış “Partili Cumhurbaşkanı “tarafından mı kumanda edildiğinin tartışılır olduğu bir manzarada aday sürprizleri her zaman olası…

2011 de il genelinde yüzde 50.78’lerden 2014’de yüzde 40’a kadar 11 puan gerileyen AKP’nin, 2015 Haziran’ında da,  devam edecek olan inişi, hiç de sürpriz olmayacak.

Öyle ya da böyle derin hizipleşmeler ve eski partililerin kendilerini “ötelenmiş” görmelerin yarattığı “kırgın hava”, 2 bin kişilik Aşıkpaşa Kapalı Spor Salonu’nun türbinlerindeki bomboş koltuklarda izlenir ve görülebilir olmuştu.

AKP’nin 2015 Milletvekili listesi içerden kurgulanan ve yoluna devam eden “tek merkez”li ve seçici bir seyir mi izleyecek, yoksa bu “tek seçicilik” üzerinde, “daralmamak” adına bazı revizyonlar mı yapılacak? Hep birlikte göreceğiz.

Kırşehir’de 2011 de il genelinde yüzde 50.78’lerden 2014’de yüzde 40’a kadar 11 puan gerileyen AKP’nin 2015 Haziran’ında olası devam edecek olan inişi hiç de sürpriz olmayacak.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .