AHLAKSIZ KANALLAR!..

AHLAKSIZ KANALLAR!..

12.01.2017

Bugünlerde gerek şirin şehrimiz Kırşehir’de gerekse de güzel ülkemizde hep eskilere özlem duyar ve hemen her konuda eski dönemleri anlatır olduk. Saygı kalmadı, büyük küçük yok, kimse kimsenin umurunda değil gibi onlarca şey söyleyip duruyoruz. Peki, bizi bu sözleri söyleten şeyler neler? Bunun en önemli nedeni tabiî ki internet olduğu kadar yazılı ve görsel basın […]

Bugünlerde gerek şirin şehrimiz Kırşehir’de gerekse de güzel ülkemizde hep eskilere özlem duyar ve hemen her konuda eski dönemleri anlatır olduk. Saygı kalmadı, büyük küçük yok, kimse kimsenin umurunda değil gibi onlarca şey söyleyip duruyoruz.
Peki, bizi bu sözleri söyleten şeyler neler?
Bunun en önemli nedeni tabiî ki internet olduğu kadar yazılı ve görsel basın ve doğal olarak televizyon kanalları. Ne öğretti bu kanallar bizlere?
Sağda solda görüyor ve duyuyoruz yaşları kaç olursa olsun küçücük çocukların eğer bir sevgilisi karşı cinsten bir arkadaşı yok ise bu sanki büyük bir eksiklikmiş gibi göstertiliyor.
Burada bu çocuklara mutlaka bir kızla ve erkekle arkadaşlık yapmanın bir zorunluluk olduğu bilinçaltlarına yerleştiriliyor. Bununla da kalınmıyor ne deniliyor “Önemli olan tek şey aşktır.”
Aşk için evlilik, namus ve anne-baba gibi yüce değerlerin hiçbir önemi yok hatta feda bile edilebilir. Sanki hayat bir kız ve bir erkeğin ilişkisinden ibaretmiş gibi gösteriliyor.
Yalan söylemek, hırsızlık yapmak vb. şeyler sözde iyi bir amaç için yapılıyorsa çok masum hatta çok da şirin ve sevimli şeylermiş gibi gösteriliyor.
Fakir insanlar o kadar aşağılanıyor hakir görülüyor ki onlar asla mutlu olamazlar, mutlu olmanın tek yolu zengin veya ünlü olmaktır. Bu şekilde asıl yapılmak istenilenin “insanların namusu ve şerefi ile çalışıp doğru ve helalinden az ya da çok kazanmak olduğunun” unutturulmak istenilmesidir.
Bu çocukların anne ve babaları “birbirine ilk günkü gibi aşık değillerse boşanıp başkalarıyla evlenmeliler ve sen de onları desteklemelisin” gibi bizim dinimiz kültür ve geleneklerimizle hiçbir bağı olmayan şeyler belleklerine yerleştirilmeye çalışılıyor. Hâlbuki nikâh yapılırken bizlerin söylediği o güzel “Bir ömür boyu iyi günde kötü günde birlikte olma” algısı yok ediliyor.
Bununla da yetinmeyip “Nikâh olmadan beraber olmakta hiç bir saksınca olmadığı, büyüdüğünde sen de istediğin kız veya erkekle istediğin şekilde beraber olabilirsin” bunun hiçbir sakıncası yoktur ahlaksızlığını belleğimizde yer edinmesine sebep oluyorlar.
Oysaki bizim kültür ve geleneklerimizde mahremine bu gözle bakmanın hiç etik ve doğru bir yaklaşım olmadığı öğretilmişti. Ama şimdiler de artık sevgilisi ile nikâh dışı yaşamayan kişiler eleştirilir hale geldi!
Bir kişiyi eğer ki beğenecek ve değerli bulacaksan o kişinin öncelikle güzel/yakışıklı ve kesinlikle zengin olması gerekir, aksi takdir de hiçbir değeri ve önemi yoktur.
Her şeyi görüntü ve maddiyatta arar hale getirildik. Neredeyse bunlar yoksa kendimizi eksik hissetmeye başlar olduk.
Bunlara mukabil güzel olmak demek 90-60-90 beden de olmak demek olmadığı gibi yakışıklı olmak demek de sportif, kaslı olmak ve bunları her fırsatta birilerine gösterip kendini ispat etmek demek değildir. Böyle olduğunda insanlar seni kullanır ve enayinin teki olarak kabul edebilir, güzellik ahlâkının güzel olması demektir yoksa bunun hiç bir önemi yoktur.
En kötü olan ise “tek ve gerçek mutluluğun bu dünyada olabildiğince lüks yaşamda olduğu gösterilmekte dizilerde hiç iş yapan erkek-kız yok iken nedense hep lüks arabalarla güzel kız ve erkekler ile gezip tozma yiyip içip eğlenme gösterilmekte ve zaman içerisinde bu şeylerin sıradanlaştırılmak istenildiği görülmektedir.
Hâlbuki hayatın gerçeklerinin hiçte böyle olmadığı bir gerçeği vardır…
Son olarak ta nişanlanmış hatta evlenmiş genç kız ve erkeklere aile ortamlarında yapılan küçücük bir kavga ve sözlü konuşma sonucundan sonra anne-babaların “boş ver kızım/oğlum ayrıl gel dünyaya bir daha mı geleceksiniz, hayatınızı yaşayın, biz yaşamadık çok çektik siz çekmeyin” ve benzeri sözleriyle çoluk çocuklarının yuvalarını yıkmalarına katkı sağlamaktalar.
Dizilerden ve TV kanallarından öğrendiğimiz ve yavaş yavaş herkesin hayatına sinsice giren bu ahlaksız ve namusuz dizilerden, kanallardan bir an evvel koruyup kurtarmalıyız evlatlarımızı yoksa gelecek bizler için ahlaksız, namusuz, kişiliği gelişmemiz düşünce ve beyinleri kısıtlanmış sözüm ona batının yetiştirdiği ve istediği bir toplum haline geleceğiz…



YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

Kırıkkaleli hoca

yüreğine sağlık üstat. tespitin yerinde ve müthiş. ancak hırsızın hiç mi suçu yok? Hırsıza niçin kabahat bulmadın? tamam biz kapımızı, penceremizi açık unuttuk, kapımızı kilitlemedik ama durum böyle diye hırsızın girmesi mi lazım? demem o ki, bu dizilere izin veren büyüklerimizin(!) hiç mi suçu yok? gerçi “nasılsanız öyle yönetilirsiniz” diyor fahr-i kainat. hak ediyoruz ama hak ediyoruz diye de izin mi verilmeli? şu sorulabilir: “büyüklere ne suç buluyorsun, kafana silah mı dayıyorlar, izleme?” tamam ama herkes nefis taşıyor. insanları nefisleriyle başbaşa bırakırsan olacak belli. velhasıl kıymetli abim, ‘at sahibine göre kişner’…

15.01.2017, 23:21

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .