Ahilik ve insan haklarının boyutları ve sınırları

Ahilik ve insan haklarının boyutları ve sınırları

16.09.2017

Bugün 30.Ahilik Kültürü Haftası ve Esnaf Bayramı kutlamaları merkezi Kırşehirimiz olmak üzere 81 ilde kutlanacak. Ahilik, Anayasamızın ilk dört maddesinin özetidir. Tarih bilincini günümüze bağlayan kültürel aort damarımızdır. Dilde, fikirde, işte ortak tarih şuurumuzdur. Anayasamızın kültürel mayasıdır. Bu nedenle Atatürk’ün, Ahilik inancına,iktisadi örgüsüne ve de Kırşehir’e özel ilgisi vardır. Anayasamızın 2. maddesi Ahi düşüncesinin özetidir […]

Bugün 30.Ahilik Kültürü Haftası ve Esnaf Bayramı kutlamaları merkezi Kırşehirimiz olmak üzere 81 ilde kutlanacak.

Ahilik, Anayasamızın ilk dört maddesinin özetidir. Tarih bilincini günümüze bağlayan kültürel aort damarımızdır. Dilde, fikirde, işte ortak tarih şuurumuzdur. Anayasamızın kültürel mayasıdır. Bu nedenle Atatürk’ün, Ahilik inancına,iktisadi örgüsüne ve de Kırşehir’e özel ilgisi vardır. Anayasamızın 2. maddesi Ahi düşüncesinin özetidir demiştik.

Okuyalım:

Md.2:Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel  ilkelere dayanan,demokratik,laik ve sosyal bir hukuk devletidir.’’

Bu ilkelerin tümü Ahilik’in dokusunda vardır. Anayasamızın ilk dört maddesine dokunmak; Ahilik -Bektaşilik ve de Mevleviliğe saldırmaktır. Türk tefekkürü yüzyılları yarıp Anayasamızın 2.maddesinde odaklanmıştır.

Ahilik’i hiç kimse “menfur emeline’’ alet etmeye kalkmasın!

Ahilik gerçek Türk ülküsüdür,Türk töresidir. Türk geleneğidir.Milli kültür potansiyelidir. Milletin tümünün sırtının pek, karnının tok olması idealidir.Üretimdir.İş ahlakıdır.Sosyal, siyasal ekonomik kalkınmadır. Milli sendikacılıktır. Soyguncuların, talancıların, hırsızların Ahi ocağında yerleri yoktur. Ahilik ‘’milli iktisat’’ felsefesidir. Ahilikte hiç kimse güçlüye, mütegalli beye boyun bükmez, diz kırmaz! Yalancı, düzenbaz ve hokkabazlar Ahi Ocağı’ndan kovulmuşlardır.

 Ahilik Arapçada kardeş, kardeşlik, dostluk anlamına geliyor. Daha sonraları meslek, iş kardeşliği anlamını da içermiştir. Çünkü küçük esnafı, zenaatkarları, yoksulları, kimsesizleri, garipleri koruyan, geliştiren onları iş-meslek sahibi yapan bir ocaktı. Yiğitlik, cömertlik, dostluk dayanışma, kardeşlik yardım geleneğinden kaynaklanıyordu. Bu nedenle ahilik sisteme, belli ilkelere dayanıyordu. Kabataslak, bencil, ikiyüzlü, sömürücü, kindar, gaddar adamların işi yoktu bu ocakta. Böyle kişilerin sızması da sıkı eğitim düzeniyle engelleniyordu. Ahilik çıraklıkla başlıyordu. Çırak olabilmek için de türlü incelemelerden, sınavlardan geçiriliyordu.Tıpkı şimdi herkesin devrimci olamayacağı gibi herkes de Ahi olamıyordu.Ancak kişinin kaynağı önemli değildi. Önemli olan sınavdı. Bilgiydi, beceriydi. Dedikoducular, yalancılar, talancılar, ganbazlar, kötü niyetliler, hileciler, hırsızlar Ahi adayı olamazdı.

Aslında Ahilik bu tip liberal kaynaklı kötü gelenekleri, alışkanlıkları yıkıp yerine toplumsal ahlakı, toplumsal erdemi, iş ahlakını yerleştirmeyi amaçlıyordu. Örneğin her çırak,bir usta tarafından yetiştirilirdi.Böylece eğitim bozuklukları başlangıçta önlenirdi.Çırak ahiliğin ilkelerine göre yetiştirilirdi. Başıboş, dağınık bırakılmazdı. Mistik duygulara, tevekküle önem verilmezdi. Önemli olan işti, üretimdi, yetenek doğrultusunda yaratıcı olmaktı. Demirci, marangoz, derici, esnaf vb. Ama

bunlardan birinin güçlüsü diğerlerini egemenliği altına alamazdı. Her insanın hakkı, hukuku vardı.

Günümüzde İnsan Hakları’nın yüzyılları,çağları aşan bir geleneği vardır.

İnsanoğlu bir yandan haklarını genişletmek savaşımı verirken, bir yandan da kazanımlarını korumaya çalışmıştır. Halep’e pirince giderken evdeki bulgurdan da olmamak için kazandığı hakları korumayı da esas ilke bilmiştir.Daha çoğunu elde edeyim,derken eldekini yitirmek de vardır.Bu doğrultuda insan hakları çok boyutlu,çok köklü bir yapıya kavuşmuştur.

En doğal insan hakkı,yasama hakkıdır. Doğumdan ölüme dek onurlu bir yaşam sürmek her insanın en vazgeçilmez hakkıdır.Onurlu bir yaşam için gerekli olan bir takım gereksinimleri de gidermek gerekir.Eğitim,bunun yani insanın temel haklarından biridir. Şağlık hakkı, konut edinme, barınma hakkı da bunlardandır. Gezi özgürlüğü, düşünme, okuma, yayma, fikrini serbestçe ifade etme özgürlüğü için de

insanoğlu uygarlık tarihinde birçok kurban vermiştir.

Temel hak ve özgürlükler,günümüzde Anayasaların garantisi altındadır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ” temel hak ve hürriyetlerin niteliği” kenar başlığı altında 12.maddesiyle bu konuyu garanti altına almıştır; Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma,ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.”Görülüyor ki,temel hak ve özgürlükler, aynı zamanda bir sorumluluklar manzumesini de içermektedir.Kişi, temel hakları, özgürlükleri yanında temel sorumluluklarının bulunduğunun de bilincinde olmalıdır. Sorumsuz bir özgürlük,sorumsuz bir hak söz konusu değildir.Bunun için büyük Atatürk” sınırsız bir özgürlük söz konusu değildir.Hakların en büyüğü olan hayat hakkı bile sınırsız değildir” demektedir. Çünkü sınırsız özgürlük, kaostur, anarşidir.

Sınırsız özgürlükler düzeninde düzen kalmaz. Hukuk devleti işlemez olur. toplumun hukuk disiplini kalmaz. Bunun için özgürlükleri hukuk çerçevesi içerisinde kullanmak gerektir.

“Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır samimi ve meşru olmak koşuluyla her fikre hürmet ederiz ?her kanaat bizce muhteremdir”. Bu sözüyle de Atatürk, demokrasinin çerçevesini çizmiş oluyor.

“Samimi ve meşru olmak” koşuluyla “her fikre hürmet etmek”, ” her kanaati muhterem” saymak.

İnsan haklarının en önemli boyutlarından biri de “bedenin her türlü saldırıdan uzak kalma hakkı”dır. Hiç kimseye eziyet ve işkence yapılamaz “diyen Anayasamız, insan haklarının bu boyutunu da içermiş bulunuyor,insanın maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı günümüzde en çok tartışılan bir konudur. İnsanlar ve uluslar bunun peşinde debelenip gitmektedirler. Bunu siyasal ve toplumsal haklar izlemektedir.

İnsan hak ve özgürlüklerinin uluslararası güvencesi de Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa insan Hakları Divanı’dır.  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre kurulmuştur. Divan, bağımsız uluslararası mahkemedir. Ancak,devleti yıkma, ülkeyi parçalama,lâik ve demokratik düzeni tahrip etme gibi yıkıcı eylemleri insan hakları çerçevesinde düşünmek mümkün değildir.İnsan hakları arasında cinayet hakkı

yoktur.

Terör,insan haklarını katleden bir kanserdir.Bunu, insan haklarından saymak ayrı bir cinayettir.Teröre destek vermek, arka çıkmak da bir nevi terördür. Çünkü terörün de bir kaynağı vardır. Gelişim, çıkış nedenleri vardır.Teröre neden olmak ise sessiz terördür.

Her türlü ifade, anlatım özgürlüğünün kapılarını zorlayıp terörü de bir hak olarak sunmaya çalışan çevreler vardır. Hiçbir devlet düzeni,bireylere kendini yıkma özgürlüğü vermez. Şeriatçı terör ile bölücü terör, zaman zaman elele gönül gönüle temel hak ve özgürlüklerin sınırlarını zorlayıp devleti,Cumhuriyet’i yıkmak için çalışıyorlar. Her türlü özgürlük olduğu halde, “yıkma özgürlüğü” istiyorlar.

Her nedense insan haklarından söz edenler meseleyi sadece bir yönüyle ele alıyorlar. Son beş yılda 134 eğitim emekçisi katledildi. İnsan hakları bültenlerinde bunları kınayan bir tek satıra rastlamadım. Yoksa bu 134 eğitim emekçisinin yasama hakkı yok muydu?

Daha iki yıl önce Muş civarında sivil giysili askerlik görevini yanmış 33 er kurşuna dizildi. Bunların insan hakkı yok muydu? Bu 33 evlat ,Anadolu’nun bağrından çıkmamış mıydı? Bunu dahi kınayan bir satıra rastlamadım.

Katledilen binlerce insan, köylü, kentli, işçi, memur, öğretmen, avukat, doktor, öğretim üyesi, öğrenci …tümü bu yurdun insanıdır. Gerçekten de insan haklarından yana isek bu kabil her türlü olaya karşı çıkmamız lâzımdır.

Nerede insan varsa orada insan hakkı vardır.Beslenme,sağlık, barınma, eğitim, özgür yaşama,din ve inanç özgürlüğü, bilim, sanat,düşünce,ifade etme özgürlüğü, sosyal güvenlik içerisinde yaşama hakkı ve özgürlüğü… herkes içindir.

Sosyal güvenlik hakkı tüm bu hakların şemsiyesidir.Yasa önünde eşitlik hakkı, siyasete katılma hakkı herkes içindir.Maddi ve manevi işkence hakkı diye bir hak da yoktur. İnsanın çok boyutlu olan hakları yanında çok boyutlu sorumlulukları da vardır.Her hak bir sorumluluk getirir. Sorumsuzluğun adına insan hakkı denemez.10 Arâlık 1948’de BM.ce kabul ve ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde önceleri Anadolu insanı bu hakları kendi yaratmıştır.Bunları aydınlanma devrimiyle siyasal

yaşama sokan da geniş çapta Atatürk olmuştur.

Burada gene Atatürk’ün sözlerine dönelim:

“Her insan düşünmek,istediğine inanmak,kendine özgü siyasal bir düşünce sahibi olmak,bağlı olduğu dinin gereklerini yerine getirmek ya da getirmemek hak ve özgürlüğüne sahiptir. Kimsenin düşüncesine ve vicdanına egemen olunamaz. Kendine bu kadar geniş hak ve özgürlükleri veren kişiye ve O’nun Cumhuriyetine saldıran

yobaz herhalde sorunun farkında değildir.Tutsaklığı ve hürriyetsizliği “özgürlük” diye yutturuyorlar da ondan! Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1954), Avrupa. Güvenlik

ve İşbirliği Konferansı Halsinki Sonuç Belgesi(1975), İşkence ve Başka Zalimce, İnsanlık Dışı Onur Kırıcı Davranış Ya da Cezaya Karşı Sözleşme (1988). Avrupa Parlamentosu Temel Haklar ve Özgürlükler Bildirisi (1989) ,Yeni Bir Avrupa İçin Paris Şartı (l990) gibi temel belgelerin amacı onurlu ve mutlu insanı yaratmaktır. Amaç, böyle bir insanı yaratmaktır onu yok etmek değildir. Haklarımızı, yıkıcı değil, yapıcı anlamda kullanmalıyız. Ulusumuzun da, insanlığın da yıkıcılığa değil,yapıcılığa

ihtiyacı vardır. Atatürk’e, Cumhuriyet’e saldıranlar, aslında insan haklarına saldırmaktadırlar. Bunları korumak da saldırganlıktır!



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .