AHİLİK HAFTASI SONA ERDİ

AHİLİK HAFTASI SONA ERDİ

21.09.2019

Bugünkü kutlamalara katılan TBMM Başkanı Mustafa Şentop: “Milletimizin feraseti, sabrı, kararlılığı; istikbali gören ve hedefe kitlenmiş güçlü siyasi liderlik ile, birlik ve beraberliğimizi, ahiliğimizi, kardeşliğimizi koruduğumuz sürece, aramıza tefrika sokmadığımız sürece Allah’ın izniyle her türlü sıkıntının üstesinden geleceğiz” Bu yıl 32.’si düzenlenen Ahilik Haftası Kutlamaları, Bugün TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un katılımıyla sona erdi. Dünya sigortacılığına […]

Bugünkü kutlamalara katılan TBMM Başkanı Mustafa Şentop: “Milletimizin feraseti, sabrı, kararlılığı; istikbali gören ve hedefe kitlenmiş güçlü siyasi liderlik ile, birlik ve beraberliğimizi, ahiliğimizi, kardeşliğimizi koruduğumuz sürece, aramıza tefrika sokmadığımız sürece Allah’ın izniyle her türlü sıkıntının üstesinden geleceğiz”

Bu yıl 32.’si düzenlenen Ahilik Haftası Kutlamaları, Bugün TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un katılımıyla sona erdi.
Dünya sigortacılığına ve sendikacılığına temel teşkil eden, esnaf ve sanatkârların piri, büyük mutasavvıf, Türkmen lideri Ahi Evran’ın düşünce ve öğretilerini yaygınlaştırmak amacıyla 55 yıldır bayram, 32 yıldan bu yana da hafta niteliğinde düzenlenen Ahilik Haftası 16-21 Eylül tarihleri arasında Kırşehir’de kutlandı.
32. Ahilik Haftası Kutlamalarının son günü olan Bugünkü etkinliklere TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Kırşehir Valisi İbrahim Akın, Ticaret bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürü Necmettin Erkan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Kırşehir Milletvekilleri Mustafa Kendirli ve Metin İlhan, Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, Kırşehir Esnaf ve sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Bahamettin Öztürk, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Yılmaz ile 81 ilden gelen esnaf ve sanatkarlar odaları birlik başkanları ile vatandaşlar katıldı.
Cacabey Meydanındaki tören sayı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Kırşehir Belediyesi mehtar Takımının gösterilerinin ardından ilk konuşmayı Kırşehir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Bahamettin Öztürk yaptı. Kutlamalara katılan ve destek veren kişi ve kuruluşlara teşekkür eden Bahamettin Öztürk, “Ahilik, kaliteli üretmek, doğru tutmak, tüketiciye saygı demektir” dedi.
Kırşehir’e yapılan yatırım ve hizmetlerde emeği geçenlere teşekkür eden KESOB Başkanı Bahamettin Öztürk, Kırşehir’in çözüm bekleyen önemli sorunlarını da gündeme getirdi.
Ahi Evran Külliyesi için katkı sunan kişi ve kuruluşlara teşekkür eden Başkan Öztürk, Kırşehir’in ekonomisine canlılık sağlamak amacıyla askeri acemi birlik, demiryolu projesine başlanmasını, 400 yataklı devlet hastanesinin yapılmasını, Ahi Evran Üniversitesi’ni yeni bölümlerin kazandırılması, yeni çevre yolunun yapılmasını, esnafların yanında çalıştırdığı kalfaların SGK primlerinin devlet tarafından ödenmesini, akaryakıt giderlerine destek verilmesini istedi.
Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nun ardından Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken ve Vali İbrahim Akın da bir konuşma yaptı.
Ahiliğin Kardeşlik olduğunu ifade ederek sözlerine başlayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop şöyle konuştu:
“Ahilik kardeşlik. Yüce Allah kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “İnnemel Mü’minûne ihvetün” buyurmaktadır. Yani “İnananlar ancak kardeştir” demektedir. Ahilik teşkilatının temelinde de esasen kardeşlik duygusu yatmaktadır. Özünde meslek edindirme, meslek kurallarını belirleme, piyasayı düzenleme, yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik duygusunu barındırmaktadır. Ahilik teşkilatı, mensuplarına birbirlerini öz kardeşleri kadar yakın hissettirir. Aynı zamanda birbirlerine kefil olacak kadar, varis olacak kadar güven telkin eder. Dikkat ederseniz, yüzlerce yıldır varlığını devam ettiren bu teşkilatın genel merkezi yok. Şubeleri yok. Yazılı tüzüğü yok. Günümüz manasında dernek masasına kayıtlı değil. Ticaret sicil numarası da yok. Bir nevi soyut kültürel miras. Ama doğruluk, dürüstlük gibi herkes tarafından kabul edilen ilkeleri var. Yüzlerce yıldır yaşaması ve yaşatılmasının sebebi budur. Millî ve manevi değerleriyle teçhiz olmuş bir teşkilattır. Mayası bu topraklarda çalınmıştır.
“Ahilik, aynı zamanda çok fonksiyonlu bir teşkilat. Barış zamanında ticarî piyasayı düzenliyor, savaş zamanında sivil savunma görevini yerine getiriyor. Otoritenin kaybolduğu, nizamın bozulduğu durumlarda yönetim boşluğunu dolduruyor. Bu yıl 32’ncisini kutladığımız Ahiliğe sadece folklorik bir değer olarak sahip çıkmakla kalmamalı, onu hayat felsefesi haline getirip yaşatmalıyız. Ahilik, felaket anlarında, savaş durumlarında sivil savunma teşkilatı olarak görev yapar. Nitekim ahilik teşkilatının Piri Ahi Evren Hazretleri de böyle bir kişiydi. Maneviyatımızın önderlerinden Hacı Bektaş Veli’nin çağdaşı olan Ahi Evren Hazretleri Moğol istilasına kadar Konya’daki Selçuklu Sarayı’nda atabey olarak görev yapan önemli bir kişiydi.
“Ahilik teşkilatının mensuplarını; “Eliniz, kapınız, sofranız açık olsun. Gözünüz, beliniz, diliniz kapalı olsun” nasihatleriyle yetiştiren Ahi Evren Hazretleri de meslek sahibiydi. Dericiliğin yanında yılan zehirinden ilaç üreten bir eczacıydı. Başkasının emeğinden geçinmeyi, miskinlik yapmayı tasvip etmeyen yapısıyla insanımıza nitelik kazandırmaya çalıştı. Onlara saygın ve şahsiyetli kişi olmalarının ilkelerini telkin etti.
“ Peki hiç üretim olmadan tüketim olabilir mi? Üretimle tüketim insanlığın kadim zamanlarından beri yürürlükte olan doğal/diyalektik bir yasadır. Ticaret kavramı ile hayatî ve hukukî bir yapıya bürünen üretim/tüketim/pazar ve ticaret hayatı, bugün geldiği nokta itibariyle, devasa büyüklükteki küresel pazar ilişkiler ağı içinde yürüyor. Ama dünyanın her yerindeki insanların temel özlemi aynıdır: Güvenilir bir alışveriş yapmak. Aldanmamak. Mümkünse, kusurlu bir hizmet ya da mal satın almamak; alınması hâlinde de bunu iade veya tazmin edebilmek… Ülkemizdeki tüketici sorunları ile ilgili çalışmalara ve davaların sayısal istatistiklerine baktığımızda ne yazık ki durum pek iç açıcı görülmüyor. Neden? İşte başından beri anlamaya, anlatmaya çalıştığımız bir değerler bütünü olan Ahilik müessesesi ilkelerinin bugün varlığı ya da yokluğu meselesi. Hayır, nostaljik bir kurumsal arayıştan söz etmiyorum. İlkeleri kaybettik. Sorunumuz bu. Daha çok kazanç, daha hırslı örülmüş parlak hayatlar ister ve ararken; daha mutsuz, elindekiyle yetinmeyen, doymayan kişi ve topluluklara dönüştük. İnsanı, toplumu, ticareti, yönetimi velhasıl bütün bir hayatı ayakta tutan temel değerler ve o değerler üzerinde yükselen yasaların içeriği boşaltılırsa, o değerler yok sayılırsa hayat cehenneme döner, kimse mutlu olmaz. Burası sıradan bir şehir değil. Burası gündelik hayatın en önemli ayaklarından biri olan esnaflığın Piri Ahi Evran’ın yaşadığı bir şehir. O Ahi Evran ki, toplumu ayakta tutan temel değerleri, açık ilkelerle bu şehirde hayata geçirdi ve buradan bütün bir vatan bu ilkelere saygı duyan, içselleştiren ve yaşayan bir esnafın, zanaatkârın ahlâk zemini oldu. Bu ilkelerin esnaf arasında örgütlü biçimde yürürlüğe girmesiyle, alışveriş yapanlar birbirinden emin oldu, ticarî hayatın omurgası olan güven duygusu tavan yaptı.
“İçinde bulunduğumuz meydan da sıradan bir meydan değil. Bugün Caca Bey Câmii olarak andığımız bu yapı, geçmişin önemli bir medresesi, dahası 13. asrın son çeyreğinde Astronomi Yüksek Okulu olarak hizmet vermiş bir yapıdır. Evet, geçmişin bulguları şaşırtıcıdır. Bugünlerde İstanbul’da yapılan ve hepimizin göğsünü kabartan Teknofest’in temellerinde işte bu gerçeklikten, bu ruhtan bir parça var. Ahi Evran yahut Nureddin Caca Bey, yahut Hacı Bektaş-ı Veli, Hz. Mevlâna ve Selçuklu dönemindeki diğer büyük değerlerimizin hepsi, bize, yüksek bir ahlâkî tutumun yanısıra; yapılan işi kendi doğal yasaları içinde en iyisi olarak yapmamızı teklif eder. Şöyle bir düşünelim; Herkes işini iyi yapsa, ileri süreceğimiz şikâyetler ne kadar azalır değil mi? Sinirlerimiz zıplamaz, zamanımız boşa geçmez ve paramızı boşa harcamamış oluruz. Ahi Evran-ı Veli işte temelde hepimizi mutlu edecek bu formülü öneriyordu: İşini iyi yap, iyi yap, iyi yap. Onun meşhur sözünü bir daha hatırlayalım: “Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir; Akıl, ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir.” Bu cümledeki kavramlara bakalım: Hak, sabır, biz, akıl, ahlak, çalışmak ve bizi geçmek… Her yönüyle insanı sabra, umuda, iyiliğe, akıllı ve doğru davranmaya ve ileri gitmeye teşvik eden bir cümle. İçinde iyilik ve umut var.
Artık küresel ve birbiriyle yakın temasta olan kırılgan bir dünyada yaşadığımızı ifaden TBMM Başkanı Şentop şöyle devam etti:
“Savaşlar artık top tüfekle olduğu kadar, ticaret ve kültürel semboller üzerinden de yapılıyor. Kültür sanat da dâhil olmak üzere her türlü üretim yapısı, sağlam iç dinamiklere ve sürdürülebilir atılım ruhuna sahip değilse silinip gidiyor, rakibine teslim oluyor. Bugün kimi ülkeler ağır ve yıkıcı silahlarla işgal edilirken, kimi ülkeler piyasa manipülasyonlarıyla, kimi toplumlar da zihinsel spekülasyonlar ve değerler parçalanması yoluyla imha edilmek isteniyor. Küresel çatışmaların, didişmelerin merkezinde yer alan ülkemiz, tarihin bir çok döneminde olduğu gibi bugün de farklı odakların hedef tahtasına oturtulmak isteniyor. Ama gerek Devlet planındaki 2000 yıllık tarihsel tecrübemiz, gerekse Hoca Ahmet Yesevî, Ahi Evran, Hacı Bektaş-ı Velî, Hacı Bayram-ı Velî, Yunus Emre, Hz. Mevlâna gibi gönül erlerimiz, büyük ruh kandillerimiz sebebiyle önümüzü aydınlık, içimizi güçlü ve sevinçli görüyoruz. u topraklar, bu büyüklerimiz, Aziz Milletimize Allah’ın bir lütfudur. Onların ana kaynaktan alıp formüle ettiği ilkeler bizim için de, insanlık için de uzun soluklu, değerli bir varoluş felsefesidir. Tevazu, paylaşma, doğruluk, meslek ahlâkı ilkeleri etrafında esnaf ve zenaatkârlar üzerinden toplumu sağlam temeller üzerinde örgütleyen ve bir kamusal esenlik alanı tesis eden büyüklerimize selam olsun. Unutmayalım ki yine bu toprakların bir değeri olan son büyük ozanlardan Neşet Ertaş usta da bu değerlerin şahitliğini yapıp, bize de bunu söyleyerek bir ömür geçirmiş ve aramızdan göçüp gitmiş bir gönül dostudur.
Nereye gittiğimizi anlamanın bir yolu, nereden geldiğimize bakmaktan geçiyor. Bu yüzden koşmak için bazen durup geriye bakmak, nefes almak ve geçmişle aramızdaki mesafeyi neyle ve nasıl doldurduğumuzu görmek gerekiyor. Her türlü güçlüğe rağmen önümüzü aydınlık görüyoruz. Çünkü toplumsal hayatın sağlam teorik ve pratik temellerine, tecrübesine sahibiz. Küllerin üzerine eğilip üfürmemiz ve alttaki cevheri bulmamız, oradaki koru uyandırmamız gerekiyor.
“Ve işte şimdi Millet olarak her planda bunu yapmaya çalışıyor ve yapıyoruz.
Sizin her birinizin vicdan ve umudunun temerküz ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, esnaf ve sanatkârlarımızla ilgili olarak hemen her dönemde iyileştirici çalışmalar yapmayı sürdürüyor ve sürdürecek. Bugün 81 ilimizde Ahi Evran ve onun bakışına eğilen, yüzyıllar öncesindeki çağrısına kulak veren programlar yapılıyor. Umulur ki esnafımız, tüccarımız, zenaatkârımız bu sese ses verir, bu ses kamusal hayatımızda yankı bulur.
“Bugün ülkemizde 1 milyon 700 bine yakın esnafımız bulunmaktadır. Üstelik esnafımızın 270 bine yakınını da kadınlarımız teşkil etmektedir. Kadınlarımızın iş hayatında olmaları, katma değer oluşturmada, istihdam yaratmada söz sahibi olmaları adına bu durumu son derece umut verici kabul ediyorum. Kadınlarımızın ekonomik ve sosyal hayatımıza aktif bir şekilde katılmalarıyla birlikte kadın esnafımızın sayısının önümüzdeki yıllarda daha fazla olacağına inanıyorum. Bugün bir aileyi ortalama 4 kişi kabul ettiğimizde 7 milyona yakın kardeşimizin esnaflıktan geçimini temin ettiğini söyleyebiliriz. Ayrıca çalışanlarıyla birlikte bu sayı daha yukarılara çıkmaktadır. Şurası iyi bilinmelidir ki her esnafımız aynı zamanda bir müteşebbistir. Sermayesi oranında hepsi yatırım ve girişim kabiliyetine sahiptir. Ülkemizde büyük işadamı olarak bildiğimiz, tanıdığımız kim varsa hepsi esnaflıktan, tüccarlıktan gelmiştir. Dedelerinin, babalarının ya da ustalarının yanında edindikleri bilgi ve tecrübe ile girişimci yeteneklerini birleştirip işlerini geliştirmişlerdir. Yarının büyük yatırımcıları da esnafımız, tüccarımız arasından çıkacaktır. O sebeple aziz milletimizin omurgasını teşkil eden esnafımıza sahip çıkmayı bir görev kabul ediyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki hassasiyetini hepiniz biliyorsunuz. Ekonomik zorluklar karşısında esnafımızı ayakta tutmak için her türlü desteği vermekte, her türlü kolaylığı göstermektedir. Enflasyon canavarı ve faiz illetine karşı verdikleri mücadelede ne kadar haklı olduğuna hepiniz şahitsiniz. Ülkemizi faiz, enflasyon, kur cenderesinden kurtarmak için büyük bir gayretle mücadele ediyor. Onun bu mücadelesini boşa çıkarmak için uluslararası lobiler büyük bir direnç gösteriyor. Ama Türkiye büyük ülke. Milletimiz büyük bir millet. Bizim dinamiklerimiz bu lobilerin direncini kıracak kadar güçlü. Türkiye ekonomisinin yerinde saymasını isteyen güçlere karşı verdiğimiz mücadelede inşallah başarıya ulaşacağız.
Bakın son birkaç ayda faizler yüzde 24’ler seviyesinden yüzde 12’ler seviyesine indi.
Çift hanelere çıkan enflasyon yeniden tek hanelere doğru yaklaştı. Yeni ekonomik programla birlikte ekonomimiz cari fazla vermeye başladı. Daha önce yıllık 60 milyar dolar seviyesinde olan döviz açığını bu yıl kapattık. Bu yıl şu ana kadar 4 milyar dolar düzeyinde cari fazlaya ulaştık. Bu durumu bazı uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da teyit ettiler. Esnafımızın, iş hayatındaki insanlarımızın, vatandaşlarımızın sıkıntılarının farkındayız. Bu sıkıntıların sebeplerini ve müsebbiplerini de biliyoruz. Sıkıntıları aşmanın yolu, Türkiye’nin büyümesinden güçlenmesinden rahatsız olan, Milletimize kasteden fitne odaklarının isteklerine uymak, onların taleplerine göre hareket etmek değildir. Sıkıntılar, yeni macera arayışlarıyla, kişisel hırslarını her türlü Millet menfaatinin üstünde tutanların denemeleriyle de aşılacak değildir. Milletimizin feraseti, sabrı, kararlılığı; istikbali gören ve hedefe kitlenmiş güçlü siyasi liderlik ile, birlik ve beraberliğimizi, ahiliğimizi, kardeşliğimizi koruduğumuz sürece, aramıza tefrika sokmadığımız sürece Allah’ın izniyle her türlü sıkıntının üstesinden geleceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle bütün esnaf ve zenaatkârlarımızın Ahilik Haftasını kutluyorum. Geçmişten günümüze kadar ahirete irtihal eden esnaf ve zenaatkârlarımıza da Allah’tan rahmet diliyorum. Bizlere böyle güzel bir vatanda, hür ve bağımsız yaşama imkanı bahşeden şehitlerimiz, gazilerimiz başta olmak üzere, necip milletimize hizmet eden bütün büyüklerimizi, kardeşlerimizi minnet ve şükranla yâd ediyorum.”
Konuşmaların ardından Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak tarafından TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a Şed kuşatılarak Ahilik kaftanı giydirildi.
Cacabey Meydanında düzenlenen 32. Ahilik Haftası Kutlamaları Yılın Çırağı, seçilen Konyalı Özgür Demirci, Yılın Kalfası seçilen Trabzon’dan Ayşe Saka, Yılın Ahisi seçilen Adıyaman’dan Şükrü Çalım’a ve Milli Eğitim Bakanlığı, Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Prof. Dr. Kemal Varın Numanoğlu’na Ahilik Hizmet Ödülünün Meclis Başkanı Mustafa Şentop tarafından sahiplerine verilmesi sona erdi.
Törenin ardından, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Vali İbrahim Akın ve beraberindeki protokol vatandaşlarımıza aşure dağıttılar.(HABER: BEYHAN BALLI)



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .