Adaylara ve partilere bakıyorum da…

Adaylara ve partilere bakıyorum da…

16.04.2015

7 HAZİRAN seçimlere şunun şurasında ne kaldı ki!.. Kırşehir’de milletvekili adayları açıklandı, adaylar ve partiler seçim için startı verdi… Şimdi herkes seçimi, partileri ve adayları konuşmaya başladı. Her yiğidin gönlünde bir aslan yatarmış misali… Herkes kendine göre, gönlünden geçeni yorumluyor ve söylüyor şu kazanır, şu seçilir diye… Kırşehir’de çoğunluğun dilindeki sonuç: AKP:1 – MHP:1… CHP’ye […]

7 HAZİRAN seçimlere şunun şurasında ne kaldı ki!..

Kırşehir’de milletvekili adayları açıklandı, adaylar ve partiler seçim için startı verdi…
Şimdi herkes seçimi, partileri ve adayları konuşmaya başladı.
Her yiğidin gönlünde bir aslan yatarmış misali…
Herkes kendine göre, gönlünden geçeni yorumluyor ve söylüyor şu kazanır, şu seçilir diye…
Kırşehir’de çoğunluğun dilindeki sonuç: AKP:1 – MHP:1…
CHP’ye şans vermeyenler büyük çoğunlukta. Ama bu bir seçimdir sonucun şimdiden kestirilmesi doğru olmaz.
Kırşehir’de AKP’nin de, MHP’nin de, CHP’nin de kazanması mümkün.
Çok çalışan, seçmeni ikna eden partiler ve adaylar kazanacaktır.
Daha seçimlere 50 günün üzerinde bir süre var. Köprünün altından çok sular akacaktır.
Türkiye’de bu süre çok uzundur. Çünkü her an her dakika gündem alt üst oluyor, ülke insanlarının tercihi bir an da değişebiliyor.
Bugünden 8 Haziran sabahının değerlendirilmesi ve sonucunu kestirmek hiç de mümkün gözükmez.
Dedim ya gündem biran da değişebilir. Tıpkı bundan önceki seçimlerde ortaya atılan kasetler gibi, komplolar gibi…
Gelelim bugün üç partiye…
AK Parti 13 yıldır ülkeyi yönetiyor. İyi ve güzel hizmetleri olduğu gibi, halkı tatmin etmeyen yanlış icraatları da oldu.
Türkiye’de yargının, polisin, askerin siyasallaştırıldığı herkesin dilinde. Bugün toplum yargının kararlarına güvenemez hale getirildi. 17 ve 25 Aralık operasyonlarını başka alanlara çektiler. İnsanların yargıya olan güvenlerini tümden sarstılar.
Sağlıkta yapılan düzenlemeler, yapılan duble yollar, köprüler gibi güzel hizmetler…
Eğitim içinden çıkılmaz bir hale getirildi. Bütün ders müfredatları bozuldu, yap-boz tahtasına çevrildi. 4+4+4 diyerek çocuklarımızın kaliteli eğitimi bozuldu, okullar darmadağın edildi. Bütün okullarda ya yığılma var, ya da boşluklar… Kimisinde oturacak öğrenci yok, kimisinde oturtulacak öğrenci yok. Yani eğitimin deyim yerinde ise içine edildi.
Her sabah çocuklarımıza söyletilen andımız kaldırıldı, İstiklâl Marşımız okutulmaz hale getirildi. Yani eğitim yaz boz tahtasına çevrildi, geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızın geleceğinden endişe eder hale geldik.
Yatırım yapılamaz oldu. Ülkemizin Doğu ve Güneydoğusu’ndaki terör olaylarının bitirilmesi adına sözde açılım politikaları adı altında ülke bölünmenin eşiğinde getirildi. Binlerce askerimizi, polisimizi, halkımızı şehit eden terör örgütleri ile aynı masaya oturularak şehitlerimizin kemikleri sızlatıldı.
90 yıllık Cumhuriyetin kazanımları “özelleştirme” adı altında satıldı, yandaşlara peşkeş çekildi iddiaları havada uçuşuyor. Kendilerine yakın medya tekelleri kurdular, ülkeyi ikiye bölerek bizden, bizden olmayan diye ötekileştirdiler.
Memuru, işçiyi, emekliyi maddi anlamda mağdur ettiler, kendinden olmayan siyasi görüşteki insanları görev yaptıkları kurumlarda ezim ezim ezdiler.
Elbette AK Parti’nin iyi hizmetleri oldu ama yanlışları da azımsanacak kadar değil. En önemlisi Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun silah arkadaşlarını itibarsızlaştırmak adına her şeyi yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar.
Kırşehir’deki adaylarına bakacak olursak Salih Çetinkaya bu partinin yıllarca il başkanlığını yaptı. Seveni de, sevmeyeni de var. Ama bence adaylık onun hakkıydı, partisi de onun hakkını verdi, ilk sıraya getirdi. İkinci sıradaki Hacı Turan da geçmiş yıllarda milletvekilliği yaptı. İkinci kez aday gösterilmeyince partisine kızıp gitmedi, partisinden kopmadı ve onun mükâfatını bu dönem ikinci kez aday gösterilerek aldı.
Peki bütün bunlar olup biterken ana muhalefet ve muhalefet partileri ne yaptı?
Ellerinden geleni yapmaya çalışsalar da sandalye güçleri iktidarın yanlışlarının önüne geçmesine engel olamadı.
CHP kendi içindeki kavgalardan, iç çekişmelerden sıyrılıp ülke yönetimine talip olamadı, hala da olamıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu seçim son seçimi olabilir. Çünkü göreve geldiği günden bu yana partisi bir türlü istenilen başarıya ulaşamadı, iktidar olmayı bırakın oy oranını yüzde 30’a bile çıkartamadı. 7 Haziran seçimleri onun için son şans olabilir. Kazanırsa devam, kaybederse güle gele denileceği ortada… Ama burası Türkiye… Her şey olabilir. Hiçbir lider seçim kaybedince koltuğu bırakıp gitmiyor, o sihirli koltuğa yapışıp kalınıyor nedense…
CHP Kırşehir’deki milletvekili adaylarını da ön seçimle belirledi. Üyelerin oyuyla yıllarca il başkanlığını yapan Yılmaz Zengin birinci sırada, Noter Rifat Ertem de ikinci sırada yer aldı. Bakalım Yılmaz Zengin-Rifat Ertem’le el ele verip, çok iyi bir seçim dönemi geçirerek partisinin oyunu arttırarak hak ettiği milletvekilliğine ulaşabilecekler mi?
Gelelim MHP’ye…
2002’de koalisyon ortağı iken birden seçime gitme kararının MHP, bir daha iktidara gelemedi, iktidarın ortağı olamadı. Önce barajın altında kaldı, sonra kaset komplosuna kurban edildi, barajı kıl payı geçti. Ancak son yıllarda MHP’ye yönelen seçmen kitlesinin giderek arttığı da görünen bir gerçek. Bugün yapılan kamuoyu araştırmalarında MHP’nin oy oranının yüzde 20’lere ulaştığı gözlemleniyor. Umarız bu gerçek olur. Çünkü bugün Türkiye’nin MHP’ye de, CHP’ye de büyük ihtiyacı var.
MHP 7 Haziran seçimlerinde aday tercihini Kırşehir’de olduğu gibi ince eleyip sık dokumuş olmalı ki Türkiye’deki bütün adaylarına baktığımızda bunu rahatlıkla görüyoruz.
“Seçimi kimle, hangi adayla kazanırız, oyumuzu nasıl arttırırız” hesabıyla bunu yaptığını ve adaylarını bu şekilde belirlediğini anlıyoruz.
Kırşehir’deki adayları da böyle belirlediği ortada…
Kırşehir’de herkesin yakından tanıdığı, sevdiği Prof. Dr. Yıldırım Türk ile Tunceli eski Valisi Mustafa Erkal MHP’nin Kırşehir milletvekili adayları oldular. MHP’nin aday tercihi önce parti içinde yadırgansa, eleştirilse de bugün durum ortadan kalkmış ve aday gösterilmeyen bütün aday adayları Kırşehir’de MHP’nin 2-0 alması için kenetlenmiş durumda. Bu durum son yıllarda MHP’de görülmüyordu, bugün bu tablonun olması MHP’nin ve MHP’lilerin 7 Haziran seçimlerine verdiği önemin bir göstergesi olsa gerek.
Ben ve bütün Kırşehirliler görüyor ki MHP bu seçimde merkez ve Kaman’dan adayı olduğu için milletvekili çıkarmakta diğer partilere göre bir adım önde. MHP bu seçimde 2000 yılından önceki seçimlerde yaptığı gibi birlik ve beraberlik içinde olursa, herkes adayları değil de partilerini ve ülkenin geleceğini ön plana çıkartıp başarılı bir seçim dönemi yaşarsa 2-0’ı almaması içten bile değil.
Özetle bu seçim Kırşehir ve ülke için çok önemli. Umarım milletimiz oylarını bu önemi dikkate alarak tercihlerini yapar. Kim kazanırsa kazansın ülkemizin ve Kırşehirimizin kazanması en büyük dileğimiz…
“Taylot”un başına gelenler!

Gazetemiz “Kırşehir Çiğdem”in teknik ve idari danışmanlarından, herkesin “Taylot” olarak bildiği Adnan Yağmur’u önceki gün yüzü gözü şişmiş bir vaziyette, dayak yemiş gibi kıvranıp dururken görünce sormadan edemedim:
“Hayırdır Taylot ne oldu?”
“Taylot”un verdiği cevap karşısında şok oldum:
“Abi beni dövecek adam anasının karnından daha doğmamıştır. Ya abi şöyle ay yılda bir kuaföre gittim, başıma gelmedik kalmadı. Şu bizim Kertenkele dizindeki Ziya Hoca var ya, herkes şu günlerde beni ona benzetiyor ya ben de duramadım şöyle sakalımı bir çevirteyim diye kuaföre gittim. Sağolsun berber Adem Tutsun beni iyi bir benzetti. Sakalımı çevirdi, yüzüme maskeyi yapıştırdı, ağdaya başladı; her tarafımı yolum yolum yoldu, beni nışarat etti. Şu halime bak abi! Tabi ben de canım yandığı için kuaförü ıslak havlu ile iyi bi dövdüm, koltuklar havada uçuştu. Yav abi benim ağda ile ne işim var? Kuaför ağda yapacağını söyleseydi, buna izin vermezdim. Şu halime bak. Beni maskaraya çevirdi. Bizim karizmayı çizdi, yerlerde sürünüyor, Herkes soruya suratımın halinin ne olduğunu… Sanki dayak yemiş gibi suratım kızardı, morardı! Şimdi gel işin içinden çık nasıl çıkabilirsen. Bir haftadır sokağa çıkamıyorum. Sadece gece kuşları gibi karanlıkta dolaşabiliyorum. Rezil etti beni kuaför Adem. Paramın gittiğine mi, yoksa canımın yandığına mı yanayım!”
Bizim Murat Seyitgazioğlu’nun koruması, makam şoförü, danışmanı ve ağrı kesicisi olarak bilinen ve her derde deva olduğu için adı “Taylot”a çıkan Adnan Yağmur’a geçmiş olsun diler, acil şifalar dileğiyle bir daha ağda yaptırmamasını öneririz.

***
Biraz da gülelim!

Devletin ayak bastığı yer

Vali köylerden birisine gezmeye gider.
Köye valinin geldiğini duyan Mehmet dayı aceleyle köy meydanına koşar. İyi bir temennah çektikten sonra valiyi evine davet eder.
Davetini valiye güç bela kabul ettirir. Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar; “Valim yukarıya çıkalım!” der.
Valiyi dama çıkarır başlar dolaştırmaya vali merakla sorar:
– Beni niçin dolaştırıyorsun? diye.
– Sayın Valim! der. Köylü “Devletin ayak bastığı yerde ot bitmez” derler benim dam da her yağmurda akıyor bundan sonra inşallah akmayacak!…

* * *

Sevdiğim bir söz

İnsan ne yoksulluktan, ne sürülmeden, ne hapisten, ne de ölümden korkmalı, yalnızca korkak olmaktan korkmalıdır.
Epictetos



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .