Adaylar belli oldu, seçim startı verildi

Adaylar belli oldu, seçim startı verildi

09.04.2015

7 Haziran seçimlerinde siyasi partilerin Kırşehir milletvekili adayları açıklandı. Kırşehir’de milletvekili çıkarabilecek AK Parti, MHP ve CHP’nin milletvekili adayları belli oldu. Buradan bütün partilere ve adaylara başarılar diliyorum. Kırşehir’den milletvekili adaylarına kısaca bir göz atalım istiyorum. AK Parti’nin 4 yıl il başkanlığını yapan Salih Çetinkaya, hizmetinin ve çalışmalarının karşılığını gördü ve partisi onu birinci sıraya […]

7 Haziran seçimlerinde siyasi partilerin Kırşehir milletvekili adayları açıklandı. Kırşehir’de milletvekili çıkarabilecek AK Parti, MHP ve CHP’nin milletvekili adayları belli oldu.

Buradan bütün partilere ve adaylara başarılar diliyorum.
Kırşehir’den milletvekili adaylarına kısaca bir göz atalım istiyorum.
AK Parti’nin 4 yıl il başkanlığını yapan Salih Çetinkaya, hizmetinin ve çalışmalarının karşılığını gördü ve partisi onu birinci sıraya yerleştirerek ahde vefa örneğini gösterdi. Milletvekili adaylığı hakkıydı.
Bu partide de pek çok kıymetli isim vardı. Ama AK Parti Salih Çetinkaya’yı liste başına getirerek bir yerde Meclis’e taşıyacak diyebiliriz. Çünkü Kırşehir’de AK Parti’nin bir milletvekilinin kesin olduğunu gözlemliyoruz.
İkinci sıraya konulan Hacı Turan Kırşehir’de bir dönem milletvekilliği yaptı. Elle tutulur, gözle görülür ciddi bir hizmeti olmasa da partisinden kopmadı, partisine hizmet etti. İkinci sırada ancak yer bulabildi.
CHP’de ise yine yıllardır il başkanlığı görevini yürüten, düğünde, cenazede, tören ve toplantılarda, yani kısaca her yerde partisini en iyi şekilde temsil eden, Yılmaz Zengin, yapılan ön seçimle birinci sırayı aldı. İkinci sırada ise dürüstlük simgesi, herkesin sevgi ve saygısını kazanmış bir Noter Rifat Ertem var.
Yani AK Parti ile CHP’nin liste başlarında Kırşehir’in il başkanları var.
MHP’nin yine yıllarca il başkanlığını yapan Av. Cemil Cahit Pişkin de aday olmuştu. Ama ne yazık ki partisi ona adaylık sıralamasında yer vermedi. Neden vermedi, neden aday göstermedi onu önce Cemil Cahit Pişkin’in değerlendirmesi ve hesaplaması lâzım.
Ancak benim ve partililerin ortak görüşü şu oldu. Görev yaptığı il başkanlığı döneminde partisinin yükünü sırtında taşıdı. Maddi ve manevi olarak büyük fedakarlıklarda bulundu. Ama demek ki bunlar yeterli olmuyor. Partililere ve Kırşehirlilere kendisini sevdiremedi Cemil Cahit Pişkin.
Onun halka tepeden baktığını, halkın içine girmediğini, halka sevgi ve saygıyla yaklaşamadığını söyleyenler çoğunlukta olunca, MHP Genel Merkezi de bunu tespit ettiği için olsa gerek onun milletvekilliğine sıcak bakmadı. Yani vize vermedi Cemil Başkana… Bütün bunları Cemil Cahit Pişkin kendisi de araştırırsa sanırım anlayacaktır.
MHP Genel Merkezi bu seçimde sadece Kırşehir’de değil, Türkiye’de ince eleyip sık dokuduğunu anlıyoruz. Yıllarını MHP’ye ve ülkücü davaya hizmet etmiş, ancak halk nezdinde sevilip sayılmayan insanları yeniden aday göstermemiş ve “Biz illerde hangi adayla kazanırız, hangi adayla oyumuzu arttırırız” görüşünü öne çıkartarak aday tercihlerini belirlemiştir.
MHP’de ilk sıraya Prof. Dr. Yıldırım Türk getirildi. Yıllarca Kayseri’de görev yapan ve bütün hemşehrilerine kapısını ve gönlünü açan, köylü, kentli herkesin yakından tanıdığı Yıldırım Hoca ilk sırada. İkinci sırada Tunceli eski Valisi Mustafa Erkal var. Bu seçimde Kaman yöresinden tek aday Mustafa Erkal. MHP’nin bu seçimde Kaman’da oy patlaması yapacağı dillendiriliyor. Yani Yıldırım Hoca ve Mustafa Erkal çok iyi bir çalışma yaparsa ikisinin de Meclis’e girebileceği görüşü yaygın.
Gerçekten bu seçimde MHP’de 20’nin üzerinde milletvekili aday adayı vardı. Bir kaçı dışında hepsi de birbirinden kaliteli isimlerdi. Genel merkez aday tercihinde epey zorlanmıştır sanırım. Ama herkese nasip olmuyor.
Son olarak bugünkü mevcut milletvekillerine bir bakalım.
İki dönemdir Kırşehir’i Meclis’te temsil eden Abdullah Çalışkan son ana kadar aday olduğunu ilân etmişti. Hatta yandaşları ve ekibi araçlarını giydirip Ankara’ya gitmişler ve açıklanınca konvoy halinde Kırşehir’e gelmeyi hayal ediyorlarmıştı! Ama ne yazık ki hepsi hayali sukuta uğramışlar.
Hatta o kadar ileriye gidenler vardı ki facebook’taki profillerini bile Abdullah Çalışkan’ın fotoğrafıyla değiştirmişlerdi. Yazık oldu onlara ve Abdullah Çalışkan’a!
Diğer yandan onun kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdiği, hasbelkader şef, müdür, amir, memur, sendika başkanları da, jöleliler de işini gücünü bırakmış Ankara’ya karargah kurmuşlardı. Yazık oldu onlara da tabii. Keser döner, sap döner misali… Dönem onların dönemiydi. Bir elleri yağda, bir elleri bağdaydı. Kırşehir’de onların borazanı ötüyordu! Şimdi onlar yastaymış, yatak döşek yatıyorlarmış. Üzücü bir durum tabii. Allah kimseyi zora düşürmesin. Abdullah Bey’e de ona gönül verenlere de geçmiş olsun.
Onlar yaptıklarıyla, yapamadıklarıyla, anılacaklardır.
Diğer milletvekili Muzaffer Aslan’a gelince… O ayak oyunlarını bilmedi. Saf ve temiz niyetlerle Kırşehir’e ve Kırşehirlilere hizmet etmeye çalıştı. Yaptıklarının reklâmını yapmadı, yapamadı. Babasından ve kardeşlerinde gördüğü gibi dürüstçe çalıştı. Şaibeden uzak, partizanlıktan uzak, Kırşehir için, Kırşehirliler için koştu. Geride bir hoş seda bırakmışsa ne mutlu ona…
Şimdiden seçimlerin ülkemize, milletimize ve Kırşehirimize hayırlar getirmesini diliyoruz. Hangi parti ve aday kazanırsa kazansın Kırşehir’in kazanmasını diliyoruz.
Biraz da gülelim!

Mustafa Ağabey

Bir gün köy ahalisi, köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyorlarmış; bir yandan da pişpirik çeviriyorlarmış. Mustafa Ağabey, televizyonda Ecevit’i görmüş ve demiş ki:
– Ulan, başbakan oldu yüzümüze bakmıyor. Eskiden böylemiydi be! Etrafımda dolanırdı! Hey be… Zaman ne çabuk geçiyor!
Tabii kahvedekiler merakla sormuşlar:
– Mustafa Ağabey, sen nereden tanıyorsun başbakanı yahu?
Mustafa Ağabey istifini bozmadan cevap vermiş:
– Ulan üniversite yıllarında ağabeylik ettim ona! Az ekmeğimi yemedi! Gel gör ki şimdi bizi unutmuş baksana!
Kahvedeki ahali inanmamışlar tabii ki. Mustafa Ağabey de inandırmak için demiş ki:
– Gelin ulan! Meclisin önüne gidiyoruz. Çıkışta yakalayacağız Ecevit’i. O zaman anlarsınız yalan mı değil mi?
Hep birlikte T.B.M.M.’nin önüne giderler ve çıkışta Ecevit’i yakalarlar. Ecevit hemen Mustafa Abi’nin elini öpmeye kalkışır ve der ki:
– Ağabeyim… Mustafa ağabeyim, kusura bakma başbakanlık bir dakika boş bırakılmıyor ki! Kusuruma bakma abi!
Mustafa Ağabey kahve ahalisine şöyle bir bakar ve ahalinin acayip şekilde etkilendiğini görür. Başka bir gün yine kahvede ahali ile televizyon seyreden Mustafa Ağabey televizyonda Süleyman Demirel’i görür ve der:
– Bu da öyle. Cumhurbaşkanı olunca kendini bir şey zannetti. Hayırsız çıktı bu da!
Ahali:
– Hadi canım. Ecevit’i belki şans eseri tanıyorsundur ama buna inanmıyoruz!
Mustafa Ağabey hemen ahaliyi toplar ve Çankaya’ya gider. Mustafa Ağabey’i gören Demirel, hemen Ecevit gibi Mustafa Ağabey’in ellerine sarılır ve öpmeye kalkışır. Mustafa Abi buna izin vermez tabii. Demirel der ki:
– Ağabey vallahi billahi kusura bakma! Uzun yıllardır göremiyordum seni. Tam da seni ziyarete gelecektim!
Mustafa Ağabey tekrar ahaliye dönerek bir bakış atar ki artık ahalinin gözündeki forsuna diyecek yoktur, kendisinde ise haklı olmanın gururu… Tekrar bir gün kahvede televizyon izlerken bu sefer televizyona Clinton çıkar. Mustafa Ağabey söze başlar ve der ki:
– Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu günleri? Tabii zengin oldun, Amarika’nında başına geçince unuttun bizi… Hayırsız herif!
Ahali bu kadarınında fazla olduğunu söyler ve diğerlerinin belki bir şans eseri olabileceğine ama Clinton’u tanımasının imkansız olduğuna imece usülü karar verirler. Mustafa Ağabey’in tabii ki kafası atar ve bazı köylüleri alarak Beyaz Saray’a giderler. Kapıdaki görevliye Clinton ile görüşmek istediklerini söylerler. Görevli de sadece bir kişinin girebileceğini söyler. Köylüler düşünürler ve sadece Mustafa Ağabey’in Clinton’u tanıdığını söyleyerek Mustafa Ağabey’in gitmesini isterler. Güvenlik Mustafa Ağabey’i iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapıdan kimse çıkmaz .Köylüler sıkılır. Penceredende bakma olanakları olamadığı için ordan geçen uzun boylu birine sorma kararı alırlar. Şans eseri orada o anda Michael Jordan geçmektedir. İngilizce bilen bir köylü Michael Jordan’a döner ve der ki:
– Ya Jordan Ağabey, senin boyun uzun… Camdan içeri bakıp neler oluyor, kaç kişi var bir bize söyler misin?
Jordan camdan bakar ve cevap verir:
– Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. İçerde 6 kişi var. Biri Mustafa Ağabey, diğerlerini tanımıyorum!…

Sevdiğim bir söz
Kendine güven kazanmanın en mükemmel yolu, bir şeye başarısızlığa imkan vermeyecek kadar iyi hazırlanmaktır.
Lockwood Thorpe



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .